Fjord: Toplumsal “İkilemlerin” Radarında Odağını Kaçırmak

Rumen Yeni Dalga sinemasının en önemli yönetmenleri arasında yer alan Cristian Mungiu, 4 Ay, 3 Hafta ve 2 Gün ile Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanmış ve kendini dünya sinemasına tanıtmıştı. 2016’da çektiği Mezuniyet ile dikkatleri yeniden üzerine çeken Mungiu, sonrasında çektiği R.M.N. ile beklentilerin altında kalsa da sineması hep merak konusu olmaya devam ediyor… Bu yazının da konusu olan Fjord ise yönetmenin yeniden Altın Palmiye’ye uzanmasıyla yılın en merak edilen filmleri arasında yerini alıyor. Özellikle ülkesi Romanya’nın gerçekleriyle haşır neşir olan ve karakterlerinin ahlaki griliğinden beslenen yönetmen, seyircisini sürekli ikilemlerde bırakan yaklaşımıyla bir tür Farhadi sinemasıyla da akrabalık kuruyor. Fjord da bu iklimden besleniyor fakat teoride kurduğu pek çok fikrin pratikte işe yaramadığı gibi, şimdiye kadar yarattığı sinemaya ve kendisine zarar veren bir noktaya doğru savruluyor…

Romanya’dan Norveç’e göç eden bir ailenin, çocuklarına şiddet uyguladığı iddiasıyla Norveç’in eğitim sistemiyle ve makamlarıyla başının derde girmesini anlatan film, geleneksel toplum yapısıyla modern toplum yapısını karşı karşıya getirirken yönetmenin tarafsızlığını kaybetmesi nedeniyle hem ezber yorumlarda bulunuyor hem de hamasi bir noktaya kayıyor. Özünde iki toplumun olaylara ve durumlara farklı tepkiler vermesinden doğan kültürel çatışmayı anlatan Fjord, Rumen aileyi bağnaz bir dindar olarak tanıtırken Norveçlileri buluttan nem kapan insanlar olarak sunuyor. Bu düzlemde iki tarafın da eksiklerini veya aşırılıklarını masaya yatırarak seyircisini ikilemde bırakmayı deneyen Cristian Mungiu, film ilerledikçe tarafsızlığını kaybediyor ve kendi kültürünü, toplumunu ve ülkesini kutsamaktan kaçamıyor.











