Bu yıl 5 – 14 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek Filmekimi, her zaman olduğu gibi bizi çok sevdiğimiz yönetmenlerle buluşturacak, Cannes ve Venedik başta olmak üzere günümüz sinemasına yön veren festivallerde ödüller almış filmleri izlememizi sağlayacak. Bu yazıda Filmekimi 2018 programında ilk bakışta öne çıkan, olmazsa olmaz 10 filmden oluşan Filmekimi önerileri var…

Filmekimi Önerileri: 2018

Manbiki Kazoku / Shoplifters | Hirokazu Kore-Eda, Japonya

Filmekimi Önerileri yazısına Altın Palmiyeli filmle başlamak bir kuraldır diyebiliriz. Japon sinemasının, başarılı aile dramlarıyla tanınan ve birçok filmini bugüne kadar yine Filmekimi’nde izlediğimiz Hirokazu Kore-Eda, bildiğiniz gibi bu yıl Cannes Film Festivali’nin büyük ödülü Altın Palmiye’nin sahibi olmuştu. Yaşamak ve geçinmek için süpermarketlerden yiyecek çalmak zorunda olan ve fakat terk edilmiş küçük bir kızı kendi imkanları el verdiğince ailelerine ve küçücük evlerine kabul eden bir ailenin dokunaklı hikayesi bu… Ve muhtemelen bizi de “tek kelimeyle alt üst olduk” diyen Cannes jüri başkanı Cate Blanchett gibi göz yaşlarına boğacak. Kore-Eda sinemasının önemli oyuncularından, bu fimde de rol alan Kirin Kiki‘nin birkaç gün önce hayatını kaybettiğini de not düşeyim.

IMDb

6 Ekim Cumartesi 11.00’de Atlas, 7 Ekim Pazar 19.00’da Rexx, 8 Ekim Pazartesi 19.00’da City’s, 9 Ekim Salı 13.30’da Beyoğlu sinemasında izleyebilirsiniz.

 

The Favourite | Yorgos Lanthimos, İngiltere

Her filmiyle sinemanın da izleyicisinin de sınırlarını zorlayan, Yunan Yeni Dalgası’nın baştacı Yorgos Lanthimos‘un yeni filmi, bu yıl yalnızca festivallerin değil ödül sezonunun da favorileri arasında yer almak konusunda iddialı. Öyle ki, Venedik Film Festivali‘nde kazandığı Jüri Büyük Ödülü‘nün çok öncesinde bile filmin adı Oscar tahminlerinde geçiyordu. Kadınların başrolde olduğu bir 18. yüzyıl İngiliz kraliyeti, taht oyunları ve saray entrikaları masalı olan bu dönem filminde Olivia Colman, Emma Stone, Rachel Weisz ve Nicholas Hoult gibi ünlü isimler rol alıyor. Lanthimos’un Kynodontas / Dogtooth, The Lobster ve The Killing of a Sacred Deer‘daki yenilikçi vizyonunu bir dönem filmine nasıl yansıttığını görmeyi merakla bekliyorum.

IMDb

6 Ekim Cumartesi 21.30’da Atlas, 7 Ekim Pazar 21.30’da Rexx, 9 Ekim Salı 11.00’de Beyoğlu, 11 Ekim Perşembe 19.00’da City’s sinemasında izleyebilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Mert Tanöz’den “The Killing of a Sacred Deer” incelemesi

 

Todos lo saben / Everybody Knows | Asghar Farhadi, İspanya

Yazdığı senaryolar ve yarattığı, koltukta dikilmenizi sağlayacak kadar heyecan ve gizem dolu olay örgüleriyle günümüz sinemasının en önemli yönetmenlerinden biri olan İranlı Asghar Farhadi, 7 yıl içinde ülkesine En İyi Yabancı Dilde Film dalında iki Oscar ödülü kazandırmıştı. (Jodaeiye Nader az Simin / A Separation (2011) ve Forushande / The Salesman (2016)) Farhadi, tıpkı 2013’de Fransa’da Le passé / The Past‘ı çektiği gibi, bu yıl İspanya’da çekti yeni filmini… Penélope Cruz, Javier Bardem ve Ricardo Darín gibi İspanyolca sinemanın yıldız oyuncularını da yanına aldı. Buenos Aires’ten Madrid’e taşınan bir kadının çocuklarıyla beraber Madrid’e taşınmasının ardından yaşadığı olayları konu alan film, Cannes Film Festivali‘nin açılış filmiydi. Sadece yönetmeni ve oyuncuları için bile gözüm kapalı bir şekilde Filmekimi önerileri arasına ekledim.

IMDb

6 Ekim Cumartesi 13.30’da Atlas, 7 Ekim Pazar 21.30’da City’s, 8 Ekim Pazartesi 21.30’da Beyoğlu, 9 Ekim Salı 11.00’de Rexx sinemasında izleyebilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Emre Eminoğlu’ndan “Le passé / The Past” incelemesi

 

Suspiria | Luca Guadagnino, İtalya

Anlaşılan, geçtiğimiz yıl Call Me by Your Name ile birçokları gibi beni de 20 dakika boyunca kesintisiz, salya sümük ağlatan Luca Guadagnino, bu yıl korkudan ağlatacak. 1977 yapımı korku başyapıtı Suspiria’nın yeniden çevrimine (“uyandırdığı inanılmaz hisse bir saygı duruşuna“) el atan İtalyan yönetmen, fragmanını izlerken yüzünüze kan sıçratan filminde Dakota Johnson, Tilda Swinton, Slyvie Testud ve Chloë Grace Moretz gibi yıldız kadın oyunculara yer vermiş. Venedik Film Festivali‘ndeki prömiyerinin ardından çok olumlu eleştiriler alamasa da, siz de benim gibi sadece Dario Argento’nun klasiğine olan hayranlığınız nedeniyle izlemek isteyeceksinizdir.

IMDb

11 Ekim Perşembe 21.30’da Atlas, 12 Ekim Cuma 21.30’da Rexx, 13 Ekim Cumartesi 21.30’da City’s, 14 Ekim Pazar 16.00’da Beyoğlu sinemasında izleyebilirsiniz.

 

Girl | Lukas Dhont, Belçika

2018 Cannes Film Festivali‘nin ardından listeme eklediğim ilk film, Belçikalı genç yönetmen Lukas Dhont‘un festivalden 3 ödülle ayrılan bu ilk filmi olmuştu. Girl, ergen trans genç kadın Lara’nın balerin olma hayallerini işliyor. Aynı zamanda Belçika’nın bu yılki Oscar aday adayı olan film, kazandığı Kuir Palmiye ödülünün hakkını veriyor mu, hep birlikte göreceğiz. Dhont, daha önceleri Oscar and the Wolf’un Strange Entity videosunu yönetmiş.

IMDb

7 Ekim Pazar 11.00’de Rexx, 12 Ekim Cuma 13.30’da Beyoğlu, 13 Ekim Cumartesi 19.00’da Atlas, 14 Ekim Pazar 19.00’da City’s sinemasında izleyebilirsiniz.

 

Zimna Wojna / Cold War | Pawel Pawlikowski

Hem karakterlerine hem de görselliğine bayıldığım My Summer of Love ve Ida gibi filmlerde imzası olan yönetmen Pawel Pawlikowski – ki ikincisiyle ülkesi Polonya’ya En İyi Yabancı Dilde Film Oscar ödülü kazandırmıştı – bu yıl yine iddialı geliyor. Cannes Film Festivali‘nde En İyi Yönetmen ödülü kazanan Zimna Wojna / Cold War, Soğuk Savaş yıllarındaki politik ve toplumsal ortamı,  Polonya’nın ve Yugoslavya’nın, Berlin’in ve Paris’in gece kulüplerini fon alarak iki müzisyen arasındaki tutkulu aşka odaklanıyor. Çok sevdiğim görüntü yönetmenlerinden Lukasz Zal‘ın siyah-beyaz görüntülerini izlemek için sabırsızlanıyorum. Film, yüksek olasılıkla Polonya’nın bu yılki Oscar aday adayı olacak.

IMDb

6 Ekim Cumartesi 21.30’da City’s, 10 Ekim Çarşamba 19.00’da Atlas, 12 Ekim Cuma 13.30’da Rexx, 13 Ekim Cumartesi 11.00’de Beyoğlu sinemasında izleyebilirsiniz.

 

The House That Jack Built | Lars von Trier, Danimarka

Lars von Trier film çeker de, Filmekimi önerileri arasına eklenmez mi? Dünya sinemasının en ayrıksı yönetmenlerinden biri olup Cannes Film Festivali’nde “istenmeyen insan” ilan edilmeyi ‘başaran’, Dogville‘den Nymphomaniac‘a, Melancholia’dan Dancer in the Dark‘a birçok başyapıta imza atmış Danimarkalı yönetmen, bu kez 1970’lerde bir seri katilin hikayesini anlattığı The House That Jack Built ile geliyor. Matt Dillon‘ın performansıyla övgülere boğulan 155 dakikalık film, muhtemelen gerginlik ve şaşkınlıkla akıp gidecek.

IMDb

8 Ekim Pazartesi 21.30’da Atlas, 9 Ekim Salı 21.30’da Beyoğlu, 10 Ekim Çarşamba 21.30’da Rexx, 11 Ekim Perşembe 16.00’da City’s sinemasında izleyebilirsiniz.

Beoning / Burning | Lee Chang-Dong, Güney Kore

Sosyal medyada filmi izleyip de beğenmediğini söyleyen bir yoruma rastlamadığım, çoğu eleştirmen ya da sinema izleyicisi tarafından şimdiden 2018’in en iyisi ilan edilen Beoning / Burning, Uzakdoğu sinemasıyla yeni yeni tanışmakta ve barışmakta olmama rağmen bu yıl benim de en merak ettiğim filmlerden biri. Haruki Murakami‘nin bir öyküsünden uyarlanan ve Cannes Film Festivali‘nde FIPRESCI ödülünün sahibi olan film, saplantılarla sarılmış bir aşk üçgenine odaklanıyor. ShiPoetry filmiyle tanınan Lee Chang-Dong‘un bu yeni filmi, Güney Kore’nin Oscar aday adayı seçildi.

IMDb

9 Ekim Salı 16.00’da Rexx, 10 Ekim Çarşamba 21.30’da Atlas, 11 Ekim Perşembe 21.30’da City’s, 13 Ekim Cumartesi 16.00’da Beyoğlu sinemasında izleyebilirsiniz.

 

Under the Silver Lake | David Robert Mitchell, ABD

3 yıl geçmesine rağmen It Follows’un etkisinden hâlâ çıkamamış biri olarak, David Robert Mitchell’in yeni filmini merakla bekleyenlerdenim. Los Angeles’ın karanlık bir portresini çizen, David Lynch ve Alfred Hitchcock’a saygı duruşunda bulunan bu yeni filminde yönetmen başrolleri Andrew Garfield ve Riley Keough’a emanet etmiş. Tıpkı It Follows’da olduğu gibi Disasterpiece’in imzasını taşıyan müzikleriyle de şimdiden heyecan uyandıran film Filmekimi önerileri arasındaki en enerjik, en genç film.

IMDb

6 Ekim Cumartesi 16.00’da Rexx, 8 Ekim Pazartesi 16.00’da City’s, 11 Ekim Perşembe 21.30’da Beyoğlu, 12 Ekim Cuma 21.30’da Atlas sinemasında izleyebilirsiniz.

 

Dogman | Matteo Garrone, İtalya

Gomorra ve Racconto dei racconti / Tale of Tales filmleriyle benim için İtalyan sinemasında farklı bir yere oturan Matteo Garrone‘nin yeni filmi, bir kez daha toplumun içine işlemiş şiddete ve kötülüğe odaklanıyor. ‘Dogman’ takma adıyla anılan köpek bakıcısı Marcello’nun hayatının altüst oluşunu izleyeceğimiz Dogman, Cannes Film Festivali‘nde En İyi Erkek Oyuncu (Marcello Fonte) ödülünün yanı sıra Palm Dog ödülünün de sahibi oldu.

IMDb

11 Ekim Perşembe 13.30’da City’s, 12 Ekim Cuma 19.00’da Beyoğlu, 13 Ekim Cumartesi 11.00’de Atlas, 14 Ekim Pazar 21.30’da Rexx sinemasında izleyebilirsiniz.

Diğer Filmekimi önerileri…

Hit filmlerden oluşan ama 10 filmle sınırlı tutmak istediğim bu ilk Filmekimi önerileri listesinde pek tabii ki Gaspar Noé‘nin Climax‘ı, Jean-Luc Godard‘ın Le livre d’image / The Image Book‘u, Paolo Sorrentino‘nun Loro‘su ya da Terry Gilliam‘ın The Man Who Killed Don Quixote‘u da eklenmeli. Keşiflerden, daha kişisel önerilerden ve muhtemel saklı hazinelerden oluşan, Alternatif Filmekimi Önerileri yazımı da çok yakında okuyabileceksiniz.

filmekimi önerileri - 2018

Emre Eminoğlu

theMagger Editörü, Kültür ve Sanat Yazarı
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN