Gölge Arketipi: Jung'dan İlhamla "Tek Başınalık"a Bir Bakış

Hepimizin günlük yaşamında tutunduğu birçok kimlik var. Böyle bir sistemde var olabilmek için birtakım kimlikler edinmek zorundayız. Fakat oluşturduğumuz kimliklerimize çoğu zaman o kadar tutunuyoruz ki gerçekte kim olduğumuzu unutuyoruz. Sadece bir anlığına tamamen yargısız bir alanda bütün kimliklerinizden arınsanız, şu an olduğunuz kişi olur muydunuz? Karanlık yönlerinize de alan açabilir miydiniz? Bu yazıda Carl Jung’un bahsettiği Gölge Arketipi ve yalnızlık korkusu üzerinden kimlik arayışımızı inceleyeceğiz.

Hepimizin günlük yaşamında tutunduğu birçok kimlik var. Böyle bir sistemde var olabilmek için birtakım kimlikler edinmek zorundayız. Fakat kimliklere çoğu zaman o kadar tutunuyoruz ki gerçekte kim olduğumuzu unutuyoruz. Hatta bir kısmımız gerçekten ne istediğini bile bilmiyor. Yerleşmiş kalıpların içerisinde hareket ediyor sadece. Bu kalıplar kimi zaman toplum, kimi zaman ise bizim elimizle oluşuyor. Üniversite tercihlerimizi ailemizin isteklerine göre yapıyoruz, giyeceğimiz kıyafetleri bulunduğumuz toplumun doğrularına göre seçiyoruz, gideceğimiz restoranın kalitesinden çok popülerliğini önemsiyoruz, karanlık yönlerimizi asla dile getirmiyoruz hatta yok sayıyoruz… Sadece bir anlığına tamamen yargısız bir alanda bütün kimliklerinden arınsanız, şu an olduğun kişi olur muydunuz? Üzerine gerçekten düşündüğümüz zaman eminim ki birçoğumuzun bu soruya cevabı olumlu olmayacak.














