Alman yazar Wolfgang Borchert’in “Hiçbir tiyatronun oynamak, hiçbir seyircinin de izlemek istemeyeceği oyun.” olarak tanımladığı Kapıların Dışında, tarihin en iyi savaş karşıtı oyunu niteliğinde. Borchert, savaş sırasında cephede savaşmış, hapis yatmış, hastalıklar yaşamış ancak yazmaktan vazgeçmeyerek böylesine etkileyici bir yapıtı, henüz 26 yaşında hayata gözlerini yummadan dünyaya armağan etmiş…
Oyun, eski çavuş Beckmenn’in savaşın yarattığı travmalarla evine dönüşü ve hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığına şahit oluşu üzerine kurulu. Savaş öncesi yaşadığı hayata, oyun oynadığı sokaklar ile çocukluğunu geçirdiği eve yaptığı yolculuklarda karşılaştığı manzara ve tutumlar en az savaş kadar içini acıtıyor. Onun gibi bizler de, sinirlerimiz alt üst bir şekilde o hiç olmasını istemediğimiz savaşa sebep olanlara lanet ederek oyundan ayrılıyoruz. Biliyoruz ki, savaş sadece bir şehri, ülkeyi değil geleceği de yok ediyor ama oyun, savaşın en çok geçmişi yok ettiğini ve asıl anılarla yaşanmışlıklar kaybolunca yeri doldurulamayan boşluklar ve kapanmayan yaralar kaldığının altını çiziyor. İşte bu nedenledir ki, verdiği mesaj belirginleşiyor: Yaşananlar geri gelmiyorsa anı yaşa!
Ersin Umut Güler, tıpkı diğer oyunlarında olduğu gibi yönetmenliğinin de hakkını veriyor. Daha önce Joko’nun Doğum Günü oyununda tanıştığımız “3D mapping” teknolojisi, bu oyunun da fonunu oluşturuyor. Yukarıda bahsettiğim işçilik, burada ön plana çıkıyor çünkü oyun çepeçevre etrafımızı sarıyor. Dekordan öte, bir bakıma oyunda bir karakter gibi gösterdiği ortamın, parkın, evin, sarayın ve sirkin içine çeken bir oyuncuya bürünüyor.