La dea fortuna: Ferzan Özpetek'ten Yeni Bir Hayat Dersi

Ferzan Özpetek’in kişisel hikayesinden yoğrulmuş, herkese hitap edebilecek bir film olarak doğmuş La dea fortuna. Aşk, şefkat, sorumluluk, dostluk, ihanet… Hayatı temsil eden pek çok şey barındırıyor içinde. Hiçbir sahnede bu bir film, bu kişiler de bir rol içerisinde diye düşünmeden izliyoruz. Hadi gelin hep birlikte La dea fortuna’nın enfes mekanlarından akıldan çıkmayacak müziklerine kadar birlikte bakalım.

Arkada çalan tüyler ürperten müzik, korkunç grotesk fresklerle süslü odalar, kitaplarla çevrili duvarlar… Anne diye yakaran çocuk çığlığı yükseliyor kapalı kapılar ardından. “Bambaşka bir film mi izliyorum” diye düşünüyorum bir an, nasıl beklemediğim bir atmosfer! Bir anda tanıdık bir müzik duymaya başlıyorum, sahne değişiyor ve gülümsüyorum. Bir düğün partisindeyiz: Düğün pastası, sofraya serilmiş lezzetler, kadehleri elinde gülüşen insanlar… Enfes bir Roma terası, harika bir arkadaş ortamı. Tanıdık birkaç yüz takılıyor kameraya Serra gibi, Filippo Nigro gibi. Resmen bir arkadaşım telefonuna kaydetmiş bu anı, ben de “özlemle” izleyip gülümsüyorum. “Keşke orada olsam” diyorum. Stefano Accorsi ve Edoardo Leo’yu da görüp daha çok mutlu oluyorum. Sonra bir anda kapı çalıyor ve eli kolu çantalarıyla dolu, iki çocuklu bir kadın giriyor ortama: Jasmine Trinca. İşte böyle başlıyor Ferzan Özpetek’in son filmi La dea fortuna.


















