Elsa ve Adele Corti kardeşlerin aşkla ördükleri hikaye, Roma ve İstanbul arasında geçmiş ve günümüz arasında harmanlanarak ilerliyor. Elsa Corti’nin mektupları ile 70’li yılların İstanbul’una bir yolculuk gerçekleştirirken, günümüzde Adele Corti’nin anlatımıyla çözmeye çalışıyoruz örülen düğümleri. Ferzan Özpetek’in akıcı anlatımı ve bayıldığım betimlemeleri ile Bir Nefes Gibi bir nefeste okunacak kitaplar arasında. 

Ferzan Özpetek | Fotoğraf: İstanbullife

Lise yıllarımda Ferzan Özpetek’in o zamana kadar olan 7-8 filmini izlemiş ve çok sevmiştim. O günlerden bugünlere gelen büyük bir Ferzan Özpetek sevdam var. Ne yapsa BA-YI-LI-YORUM. Film haberlerini duyduktan sonra izleyene kadar meraktan ve heyecandan dört dönüyor, filmlerini izledikten sonra dilimden düşüremiyorum. Bir defa izlemek yetmiyor, tekrar tekrar her fırsatta izlemeye devam ediyorum. Kitapları da aynı şekilde, bir nefeste başlayıp bitiveriyor. Yaptığı işleri çok seviyorum ama bunda tarifsiz Ferzan Özpetek sevgimin de etkisi büyük. Birisini kişi olarak sevince -reelde tanımasam dahi-  işlerini de abartabiliyorum bazen, yalan yok. 

Cahil Periler’in dizisini dört gözle beklerken, Özpetek’in son kitabı Come un respiro mayıs ayında İtalya’da yayınlanınca içim içimi yedi. İtalyancasını edinip, kitabı net olarak anlayamayacağım İtalyancam ile (çeviri desteği de alarak) acı çeke çeke okumayı dahi göze alacaktım ki haziran uzak bir tarih değil dedim bekledim. Filmleri gibi izlemesi yılı bulacaksa bu acıya değer miydi, e tartışmasız değerdi benim için. 

Bir Nefes Gibi

Bir Nefes Gibi - Ferzan Özpetek
Ferzan Özpetek | Fotoğraf: Yaprak Civan

Türkçe’ye “Bir Nefes Gibi” adıyla çevrilen Come un respiro, Ferzan Özpetek’in diğer kitapları gibi Can Yayınları tarafından okuyucuya sunuldu. İki İtalyan kız kardeşin yıllar önce ayrılan yollarını ve bu ayrılığın ardındaki karanlık sırları anlatan kitap, İtalya’da olduğu gibi ülkemizde de büyük bir ilgiyle karşılandı. Daha kitap Türkiye’de çıkalı bir ay olmadan sosyal medyada şezlongunda, bahçesinde, balkonunda bu kitabı paylaşmayan kalmadı desek yeri. Ben çıktığı gün edindiğim Bir Nefes Gibi’yi bir solukta okuduktan sonra, akıcı anlatımı ve bayıldığım betimlemeleri sayesinde ikinciye bile döndüm.

Kitap Mine Vaganti’den bir alıntı ile başlıyor: İmkansız aşklar asla bitmez. Çok sevdiğim Ferzan Özpetek filmlerinden! Ve sonrasında Türkiye’de tartışmasız en sevdiğim yer olan Kaş’tan bir mektupla açılış yaparak daha ilk sayfadan beni kendisine çekiyor Bir Nefes Gibi. Kardeşlik, dostluk, aşk ve nefretle ilmek ilmek örülen hikaye geçmiş ve günümüz arasında harmanlanmış. Ferzan Özpetek filmlerinden aşina olduğumuz kapalı kapılar ardında yaşanan gizli saklı ilişkiler, heteroseksüel evliliklerle gizlenmiş homoseksüel aşklar romanda yerini bulmuş. Özpetek sinemasındaki tension’ı görebiliyoruz yani. Filmlerinden aşina olduğumuz başka şeyler de kendisini gösteriyor. Hamam mesela. Ya da yemek masasında geçen uzun sohbetler. Bilirsiniz, Ferzan Özpetek yemek yapmayı da yemeği de çok sever ve yemek masalarında geçen sahnelere çok yer verir filmlerinde. Kitap, mutfakta büyük bir ahşap masanın etrafında geçiyor. Yemekler yapılıyor, hatta Hünkar Beğendi tarifleri veriliyor. Kıyafetlerin detaylarına kadar yapılan tasvirler ve akıcı dil kitabı bir anda senaryolaşıyor ve sahneler film gibi akıyor gözleriniz önünde. 

Umarım filmini de izleriz bir gün diyerek okuyacağınız pişmanlıklarla dolu bu gizemli hayat hikayesine başladıktan sonra bir solukta bitireceğinize eminim. Ay acaba şöyle mi oldu, böyle mi oldu derken kitabın sonunda yasak aşk ile ilgili bir şey çıkacağını en başından itibaren biliyoruz aslında. Fakat Ferzan Özpetek hiç ama hiç sıkmadan hikayenin asıl gizemini son sayfaya kadar sürdürmeyi başarmış. Üstelik okuyucuyu karanlık bir sır ile de yüz yüze bırakmış! 

70’lerin İstanbul’una Bir Yolculuk

Pera Palas - 70'ler
Pera Palas Oteli | Fotoğraf: Eski İstanbul

Elsa ve Adele Corti kardeşler iki farklı ülkede, iki farklı zamanda aşkla örüyorlar hikayelerini. Roman, Roma ve İstanbul’da geçmiş ve günümüz arasında harmanlanarak ilerliyor. Elsa Corti’nin mektupları bizi 70’lerin İstanbul’unda yolculuğa çıkaran bir zaman makinesi görevi üstleniyor. İstanbul’a uzanan yolculuk Orient-Express ile başlıyor. Nasıl güzel zamanlar… Pera Palas’tan tutun, Agatha Christie’yi de anarak Büyük Londra Oteli’ne, Nişantaşı’nın şatafatından, Rejans Restaurant’ta evlenme tekliflerine ve Boğaz’daki partilere, sünnet düğünlerine kadar gözlerimizde canlanıyor dönemin İstanbul yaşantısı. Ferzan Özpetek, kitapta Emek Sinemasına da yer vermiş. “Ah be!” diyerek içimiz yanarak okuyoruz o satırları. Keşke o dönemlerde olsak diye düşünüyoruz sayfalarını çevirirken. 

Benim Ferzan Özpetek filmlerini izlerken en sevdiğim şeylerden biri O’nun bir yerin ya da bir bölgenin tanıtımını çok iyi yapması ve bizim bir an önce oraya gitmek için can atmamız. Bir Nefes Gibi kitabında Elsa Corti ile çıktığımız bu İstanbul yolculuğu da aynı şekilde! Bir an önce tekrardan Dolmabahçe Sarayı’nı gezmek istiyoruz, Kapalıçarşı’ya gitmek istiyoruz ve hatta hamam sefası yapmak istiyoruz. 

Elsa’nın geçmişi unutup İstanbul’da yeni bir hayat kurma çabasını gördüğümüz mektuplardan günümüze geldiğimizde ise Adele Corti’den dinleyerek çözmeye çalışıyoruz örülen bu hikayeyi. Her bir sayfada yeni bir şey öğreniyoruz, daha da meraklanıyoruz ilmek ilmek işlenmiş bu kader hikayesinin altından ne çıkacağına. Birbirlerini bu kadar seven ve birbirlerinden hiç ayrılmayan bu iki kardeş neden ayrı düşmüş olabilir? Hikayenin altından ne gibi bir sır çıkabilir diye diye sevgiyi de ihaneti de, umut etmeyi ve hayata tutunmayı da görüyoruz; aslında hayatın ta kendisini görüyoruz bu romanda. 

Bir nefeste okuduğum bu kitap kütüphanemde sevdiğim kitaplar arasında yerini aldı. Bir Nefes Gibi’nin tanıtımında yer verilen alıntı ile bitirmek istiyorum:

“…hayat bir nefes gibi akıp gidiyor. Ve geride yalnızca, isteyip de yapamadıklarımızın özlemiyle, bizi biz yapan tüm yaşanmışlıkların farkındalığı kalıyor.”

Kapak Görseli: Yaprak Civan

İlginizi çekebilir: Sine Magger’dan İtalya’da Romantik Bir Türk