Lâl Hayal: Songül Öden'den 7 Değil, Tüm Kadınların Sesi

Siz hiç 1.5 saat gibi kısa bir süre içinde 7 hayat yaşadınız mı? Ben çok yakın zamanda yaşadım. İlk kez 18 Nisan’da seyirciyle buluşan, benimse daha yeni fırsat bulup izleyebildiğim Songül Öden’in tek kişilik oyunu Lâl Hayal, beni kendine hayran bıraktı. Evet, çoğu zaman izlediğim oyunların bana söylemek istediklerine kulak vermek için çabalar, karakterlerin derinine inerek onları anlamaya çalışırım. Ancak bu sefer, her şey farklıydı. İlk defa, bir tiyatro oyunu, bittikten sonra sahne düzeninden karakter geçişlerine kadar söylemek ve yorumlamak istediğim onca şey bıraktı bende.

Bu özel oyunu anlatmaya nereden başlamalıyım diye çok düşündüm, sanırım en doğrusu oyunun ismi ile başlamak. Lâl Hayal. Ne uyandırıyor sizde? Biraz belirsiz değil mi? Ne çok olumlu, ne çok olumsuz. Ne içiniz açıyor, ne de hüzünlendiriyor sizi. İşte bana da aynen böyle hissettirdi ve kendimi bu kelimelerin anlamlarını araştırırken buldum. Lâl, “dili tutulmuş, konuşamaz hale gelmiş, dilsiz” demek. Hayal ise, aslında hepimizin bildiği, içimize umut dolduran bir sözcük; “zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey” demek. Ve şimdi, sizi oyunumuzun ana kahramanı Lâl Hayal’in kendini tanıttığı şu cümlelerle baş başa bırakmak istiyorum:













