“Birinin gerçek yaşını öğrenmek istiyorsan, onu dinle. Eğer sadece geçmişten, yaptıklarından bahsediyorsa; yaşlanmıştır. Ama hâlâ hayalleri varsa, hedeflerinden, gelecekte yapmak istediklerinden söz ediyorsa; gençtir.” Doktor Peter Attia, “Outlive: The Science and Art of Longevity” kitabında gençliği bu şekilde tanımlıyordu! Hayaller ve hedeflere giden yol ise kuşkusuz kendimize iyi bakmaktan geçiyor. Bu yazımızda ise, dünyanın dört bir yanında uzun ve sağlıklı yaşayanların sırlarını, Tazedirekt’le birlikte “longevity” terimi üzerinden keşfediyoruz!

Fotoğraf: Curated Lifestyle – unsplash.com

Bazen zamana meydan okumak, yaşlanma karşıtı cilt kremlerinden ziyade yaşamın ritminde gizlidir: Akşam yemeğinden sonra yapılan mini bir yürüyüş, boş vakitleri verimli geçirmek ya da yediklerimiz konusunda daha farkındalıklı olmak gibi… Sürekli olarak güncellenerek “yeni” kalmayı başardığımız internet çağında, her geçen gün daha bilinçli ve yenilikçi sağlıklı ve iyi yaşam trendleri bizi sarmalarken dikkatimizi çeken bir kavram ortaya çıkıyor: Longevity, yani uzun yaşama sanatı. Hepimiz uzun ve sağlıklı bir yaşam sürerek geleceğe umutla bakmak istiyoruz, o halde longevity nedir ve nasıl hayatlarımıza entegre edebiliriz, hep birlikte bakalım.

Fotoğraf: Getty Images – unsplash.com

Longevity: Uzun ve İyi Yaşama Sanatı

Doktor Howard Tucker’ın 102 yaşında olup, hala doktor olarak mesleğini icra ettiğini duymuş muydunuz? Nörolojist olan Tucker dünyanın dikkatini çektiğinde torunu onun için bir belgesel hazırlıyordu. Belgeselde Cleaveland’taki St.Vincent Charity Medical Center’a da yer veriyorlardı. Burası ise, Howard Tucker’ın medikal öğrencilerine ders verdiği merkez. Yani 102 yaşında hem doktorluk mesleğini hala aktif olarak yapıyor hem de öğretmenlik!

İnanılmaz bir durum olduğuna hemfikirsek, longevity düşüncesinin de aslında benzer bir noktada olduğuna da hemfikiriz demektir: Longevity kavramı, sadece bireyin yaşam süresinin uzamasından bahsetmiyor, “healthspan”imiz yani sağlıklı yaşadığımız yılları uzatmaya odaklanan bir yaşam felsefesi olarak varlığını sürdürüyor. Yani işin püf noktası 90 yaşında “olmak” değil, 90 yaşındayken de zinde ve yaratıcı hissedebilmek! Yaşam tarzımıza entegre edebileceğimiz küçük değişiklikler ise, haberini duyduğumuz 102 yaşındaki doktor gibi, daha kaliteli ve zinde bir yaşam sürmemiz için püf noktalarını yaratacak.

Fotoğraf: Frank van Hulst – unsplash.com

Rutininizin Bir Parçası Olarak, Egzersiz

Sabahları uyanınca hafif bir pilates, akşam yemeğinden sonra çıkılan bir yürüyüş ya da hafta sonunda yapacağınız küçük bahçe işleri, fark etmez; ezgersizi günlük rutininize katarak geliştireceğiniz alışkanlıklar sayesinde çok daha zinde olacağınız kesin! Egzersiz yapmak en etkili “uzun ömür ilacı” olarak tanımlanıyor. Herhangi bir fiziksel aktivitede bulunmak kalp sağlığını korurken zihni de canlı tutuyor, bu sebeple günlük yaşamınızda mutlaka harekete yer verin!

Uzun yaşamı tetikleyen sportif egzersizler listesinde ise tenis, yüzmek, koşu, ve bisiklet var.

Fotoğraf: The Lazy Artist Gallery – pexels.com

Bitki Bazlı Beslenmek ve %80 Kuralı

Kötü beslendiğinizde kendinizi de kötü ve rahatsız olmuş hissediyorsanız, yalnız değilsiniz çünkü beslenmenin yeri, uzun yaşama sanatında apayrı. Akdeniz diyeti, baklagiller, yeşillikler, ceviz ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağlarla desteklenen bir beslenme planı, yaşam kalitesini artıran faktörlerden. Tazedirekt’teki Sevgi Bayat Çiftliği’nde Taze Kereviz, Kırmızı Turp, Roka ve Pırasa gibi besinleri bulabileceğiniz gibi Datça Murat Çiftliği’nden Horoz Ceviz, Avofarm’dan Avokado Yağı ve Bubashcka’dan Güneşte Kurutulmuş Organik Siyah Zeytin gibi sağlıklı yağ deposu ürünlere de ulaşabilirsiniz.

Fotoğraf: cottonbro studios – pexels.com

%80 kuralı ise, “Blue Zone” olarak geçen bölgelerden biri olan Okinawa, Japonya’dan geliyor. “Blue Zone” yani “Mavi Bölge” şehirlerinin ortak paydasında bitki bazlı beslenmeyle uzun yaşayan insanlar var. Her biri, longevity kavramının uygulanabilir bir felsefe olduğuna dair canlı kanıtken, Okinawa kültürü de buna ek olarak %80 kuralı ile hayatımıza giriyor. Bu prensipte, yemek yemeyi tamamen tok hissedince değil, %80 tok hissedince bırakmak yatıyor. Uzmanların bu prensibin sindirim sistemi için de mucizevi bir destek olduğunu söylediklerini de belirtmemiz gerek!

Fotoğraf: KoolShooters – pexels.com

Stresi Kontrol Etmek ve Sosyalleşmek

“Blue Zone” şehirlerinin bir başka ortak noktası ise, stresi iyi yönetebilmek. Bunu yapabilmek adına, günlük olarak gerçekleştirdikleri birtakım pratikler var. Meditasyon ve nefes egzersizleri ise bunların başında yer alıyor. Kortizon seviyesini dengede tutan bu küçük “topraklanma” egzersizleri sayesinde stresle dönüşen bir ilişki kuran “Blue Zone” sakinleri, uzun bir yaşamın sırrını çözmüş gibi!

Fotoğraf: fauxels – pexels.com

İş yaşamı ve günlük aktivitelerin ardından kalan zamanda sosyalleşmek ise depresyonu azaltıp mutluluk seviyesini yükselten bir etkinlik olarak geçiyor. Mesela Blue Zone topluluklarından olan Sardunya, İtalya’da aile ve arkadaş çevresiyle sıkı bir bağ kurarak bu sosyal ortamı hayatın merkezine almak, en önemli hayat değerlerinden biri. Destekleyici sosyal ilişkiler sayesinde sinir sisteminin dengeleneceği de tıp dünyası tarafından kanıtlanmış.

Fotoğraf: Ketut Subiyanto – pexels.com

Uykunun Kutsal Gücü

Yapılan uyku araştırmalarında, küresel ölçekte insanların istediklerinden 1,5 saat daha az uyuduklarını biliyor muydunuz? Halbuki uyku, vücudun kendini onardığı en önemli zaman dilimi! Derin uyku aşamalarında salınan melatonin ve büyümeye yardımcı hormonlar ise, yaşlanma karşıtı süreçlerde aktif rol oynuyor. Yani günde 7-8 saatlik bir uyku, sadece enerji kazanmak değil, uzun yaşam için biyolojik bir yatırım. Uykunun kutsal gücünü hafife almayarak, geleceğiniz için yatırımda bulunmanızı öneriyoruz!

Kısacası longevity kavramında sağlıklı ve kaliteli bir yaşam, kendimize yatırım yapmaktan geçiyor. Tazedirekt’te ise, iyi bir beslenme düzeni oluşturmanız adına her şey var! Tazedirekt dünyasını keşfetmeniz üzere, sizi buraya alalım.

Kapak Fotoğrafı: Askar Abuyev – pexels.com