İlk olarak biraz Deniz Dülgeroğlu’ndan bahsedelim. Kariyerinin önemli bir noktasında diş hekimliğini bırakarak reklam yazarlığına geçiş yapmaya karar veren Deniz’in bu hikâyesini ilk duyduğumda gerçekten çok etkilendim. Çünkü toplumda mesleklere karşı bir ayrımcılık var, kabul edelim. Doktorluk, diş hekimliği gibi meslekler çok daha prestijli kabul edilirken sözel bölümlerin getirisi olan meslekler, bu kadar saygı görmeyebiliyor. Genç bir kadının toplum tarafından çoğunlukla alkışlanan ve ayrıcalıklı kabul edilen bir mesleği bırakma cesaretini gösterebilmesi de çok keyifli ve ilham verici geldi bana bu sebeple.
Deniz Dülgeroğlu’nun bu meslek geçişi ve sonrasında yaşadığı süreç, podcast’in genel akışı hakkında ipucu veriyor aslında. “Hayattaki geçişlerin, dönüşümlerin, iyi-kötü tüm hikâyelerin sindirilmesi, yaşananlarla büyümek ve tüm bu yolculuğu keyifle anlatabilmek’’ diye özetlerim ben Merdiven Altı Terapi’yi. Uzun yıllardır terapiye giden ve zihnindeki meseleleri çözmek için emek harcayan biri, bize deneyimlerini aktarıyor ve kendi deyimiyle bizi “uykularımızın kaçmasından” kurtarıyor.
Samimi ve Yaratıcı Bir Mizah
Merdiven Altı Terapi’nin bana en çok keyif veren yönlerinden biri de Deniz’in anlattığı olayı hızlıca ve yaratıcı örneklerle betimlemesi oldu. Deniz o an size anlattığı travmasını öyle bir örnekle betimliyor ki empati dolu bir gülümseme atmaktan kendinizi alamıyorsunuz. Anlayacağınız Merdiven Altı Terapi eğlenceli, samimi, sarkastik ve üstelik bir o kadar da gerçek olan bir yayın. Ayrıca bu podcast’in başkahramanı bir kadın olunca bu hikâyelerin gerçekliği ve ne kadar “bizden olduğu” fikrinin de pekiştiğini düşünüyorum.