Seda Dokumacı ile: Siyahın Ardındaki Işık

Bazen insanın kendine yaklaşabilmesi için biraz uzaklaşması gerekir. Sanatçı Seda Dokumacı’nın yeni kişisel sergisi “Karşı Kıyı”, tam da bu düşünceden yola çıkarak insanın kendisiyle kurduğu ilişkiye, değişime ve dönüşüme farklı bir pencereden bakıyor. Kabataş’ta, İstanbul’un büyüleyici manzarasına karşı konumlanan atölyesinde buluştuğumuz Dokumacı ile sanatının ardındaki görünmeyen katmanları, siyahın içinden ışığı ortaya çıkaran kendine özgü tekniğini ve üretim sürecine eşlik eden ruhsal yolculuğunu konuştuk. Geçmişte eserlerini ateşe teslim ederek yok oluşu da yaratımın bir parçasına dönüştüren sanatçı, bugün “Karşı Kıyı” ile daha sakin, daha kabullenici ve kendine başka bir mesafeden bakabildiği yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Bu samimi sohbet, bir sanatçının üretim dünyasıyla birlikte kendini yeniden keşfetme yolculuğuna da uzanıyor.

Kabataş’taki atölyene girdiğimde beni ilk karşılayan şey, pencereden görünen muhteşem İstanbul manzarasından çok, mekânın kendine özgü enerjisi oldu. Sanki dışarıdaki hayatla içerideki dünya birbirinden tamamen farklıydı. Burası senin için yalnızca eserlerini ürettiğin bir yer mi, yoksa dünyadan çekilip kendinle karşılaştığın bir sığınak mı? Atölyenin kapısını kapattığında nasıl bir Seda çıkıyor ortaya?










