Öncelikle herhangi bir antrenmana başlamak için öncesinde kilo verme fikri, daha hafif başka şeylerle başlama, mevsimin geçmesini bekleme fikirleri sadece kişiyle hedef arasına mesafe koyar. Beğendiğiniz, ilginizi çeken, yapmak istediğiniz antrenman tipi her neyse gidin, yapın. İyi ya da kötü yapmanız önemli değil, siz yapmaya başlayın, zaman içerisinde zaten iyileşirsiniz. Bu söylediğim indoor cycling için de geçerli. Bizim yaptığımız antrenmanı çok yüksek performans olarak görüp, yapmaya çekinen birçok kişi oluyor. Başlangıç seviyesindeki birisi için eğitmen yaptıklarının aynısını yapmak zor olabilir ama biz başlangıç seviyesindeki kimseden bunu beklemiyoruz. Kendi en iyilerini yapmalarını ve zaman içerisinde kendi iyilerini iyileştirmelerini istiyoruz.
Hepimizin merak ettiği, sporla birbirini tamamlayan bir konu daha var: beslenme. Spora yeni başlayan birine beslenmeyle ilgili birkaç tüyo verebilir misin?
Herkese önce vücudunu dinlemesini ve onu tanımaya çalışmasını öneririm. Vücudunuza ne iyi, ne kötü geliyor en iyi siz bilirsiniz. Hangi karbonhidratlar, yağlar ve diğer besinler size nasıl geliyor hissedebilirsiniz. Bir kişinin şöyle cümleler kurması hiç de zor değil: makarna beni şişiriyor, alkol bende hemen yağa dönüşüyor, şeker uykumu getiriyor… O zaman bunları tüketme. Bazı arkadaşlarımız şeker yiyip kilo almıyor olabilir. Allah vergisi… ama sen öyle değilsin diye küsüp yukarıda saydıklarımı tüketmeye devam edersen hiçbir zaman arkadaşın gibi olamazsın. O onun bünyesi. Senin bünyen ise daha farklı bir ilgi istiyor. Dolayısıyla onu dinle ve beslenmeni düzelt ve bunu lütfen 3 hafta yapıp “ama ben ne zamandır yapıyorum, hiçbir şey olmuyor.” deme. Arada şarap içip, çikolata yiyip “6 aydır yapıyorum, istediğim değişimi görmedim” hiç deme 🙂 İki opsiyonunuz var: ya sabredeceksiniz ya da hayalinizden vazgeçeceksiniz. Seçiminiz her ne olursa olsun, sonucuyla mutlu olun.