The Big Short: Yeni Başlayanlar İçin Mortgage Krizi

The Big Short / Büyük Açık, ekonominin sıkıcı ve mesafeli dünyasını eğlenceli ve sürükleyici hale getirmeyi başaran bir film. Bunu başarılı yönetmenlik ve kurgusuna da, iyi bir kaynaktan uyarlanmış iyi senaryosuna da, kalabalık oyuncu kadrosunun uyumuna da bağlamak mümkün.

20 yaşında ve hiçbir ekonomi dersi almamış bir üniversite öğrencisi olarak 2007’de ABD’de patlak veren, etkileri küresel olarak 2008 ve 2009 boyunca hissedilen ekonomik krizin kökleri, nedenleri ve sonuçları konusunda hiçbir şey anlayamadığımı hatırlıyorum. Mortgage krizi deniyordu ve bu kelime üzerine anlamının “ipotek” olduğunu bilmek dışında bir yorum yapamıyordum. Bu kriz sırasında iflas eden, büyük zararlara uğrayan ve yok pahasına satın alınan büyük yatırım bankalarının adlarını ezbere sayabilecek kadar çok duyuyor, fakat bir yatırım bankasının diğer bankalardan farkını bilmiyordum. Olanları anlamak için dinlemeye çalıştığım, ekonomiden anlayan arkadaşlarım konuşmaya başladıkları anda ise, ne yalan söyleyeyim, uykum geliyordu. Ekonomi ile olan ilişkim ve algı eşiğimin bugün de 10 yıl öncesinden farklı olduğunu söyleyemeyeceğim. Derken devreye, hayatımda çok önemli bir yeri olan sinema girdi ve izlediğim bazı filmlerle 2007-2009 yılları arasında yaşananları biraz olsun anlamaya, en azından anlamaya çalışmaya başladım. Bu filmlerden en önemlileri, hepsi de gayet başarılı filmler olan 2009 yapımı Michael Moore belgeseli Capitalism: A Love Story, 2010 yapımı Oscar ödüllü belgesel Inside Job ve 2011 yapımı J.C. Chandor filmi Margin Call olmuştu. Fakat hiçbiri söz konusu ekonomik krizin köklerini, nedenlerini ve sonuçlarını geçtiğimiz günlerde izlediğim The Big Short kadar sürükleyici, anlaşılır ve hatta eğlenceli bir şekilde anlatmıyordu.












