Gündemi artık Twitter, Youtube, Instagram, Facebook gibi sosyal medya uygulamalarından takip ettiğimiz bir dönemdeyiz. Önceden yalnızca akşam haberleri ile olan bitenden haberdar olan insanlardık; şimdi ise gündemi ilk ağızdan oluşturan bireylere dönüştük. Bu değişim ile yeni medyanın, yalan ve şüpheli haberleri de beraberinde gündeme nasıl getirdiğini, doğruyu nasıl bir süzgeçten geçirmek zorunda olduğumuz gibi sorunları bu yazımda değerlendireceğim.

Yeni Medya Okuryazarlığı
Yeni Medya Okuryazarlığı | Fotoğraf: dogrulugune.org

Ana Akım ve Etkileri Nelerdir?

Genel kitle tarafından kullanılan yaygın haber alma araçlarına ana akım medya diyebiliriz. Genel bir çerçeve içerisinde incelemek gerekirse ilk kitle iletişim aracı gazetelerdir. Ortaya ilk çıkışlarında haber mektupları olarak zengin ve siyasi insanlar tarafından talep ve para ödemeye değer bir hizmet ve araç olarak görülüyordu. İlerleyen yıllarda matbaanın yayılması ile 1622’ de İngiltere de bildiğimiz anlamda ilk gazete örnekleri ortaya çıktı ve dünyaya yayıldı. Uzun yıllar boyunca en güçlü haber alma aracı oldu. 1898 yıllarına doğru İtalyan Marconi’nin, radyoyu icat etmesi ile ses, iletişimin en önemli aracı haline döndü ve kitleleri etkilemek için ana akımın içine entegre oldu. İngiltere’nin oldukça sık kullanmış olduğu halka seslenişleri, monarşinin en üst kademesi halk ile iletişime geçmesini radyo ile yapmıştır. II. Dünya Savaşında Almanya’nın radyoyu propaganda aracı olarak kullanması da bir nevi buna örnektir. Savaşın sonlarında Almanya işgalinde dahil ana akım radyo kitleri savaşın olumlu gittiğine karşılık haberler dahi sunmuştur. Bu kitle iletişim araçları devlet eliyle desteklendiği için genel kitlenin kullanımına inmeden önce devletlerin iktidarlarının birer iletişim aygıtı olmuştur. 1960 yılına gelindiğinde ana akımın en etkili aracı olan televizyon karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde olduğu gibi ses ve görüntünün tüm avantajlarını kullanarak hala ana akım olmayı sürdürüyor.

radyobesiktas1studyo-1
Ana Akım Medya Aygıtları | Fotoğraf: gazetebesiktas.com.tr

Eşik Bekçiliği Nedir?

Ana akım daima dönemler geliştikçe değişmiş ve çoğunluğun kabul ettiği mecralar, ana akım olarak kabul görmüştür. Eskiden gazete ve radyoların ana akım olduğu dönem ile başlayan eşik bekçiliği, televizyon haberciliğinin de ana akımın içine girmesiyle devamlılığını sürdürmüştür. Eşik bekçileri, haberin oluşumu sırasında muhabire, yazarından; genel yayın yönetmenine kadar olan tüm bölümleri kapsamaktadır. İlk olarak 1947 yılında Kurt Lewin tarafından ortaya atılan ‘eşik bekçisi‘ kavramı, ilerleyen zamanlarda D. M. White tarafından medya mesajlarını filtreleyen kişiler olarak gündeme sokmuştur. Peki bu kavram yararlı mı değil mi sorularına gelirsek, doğru ile aramıza giren her belirleyici unsur gerçeği bulandırdığı için bunun etkili bir taraflı bir sonucu ortaya çıkaracağı ortadadır.

Eşik bekçiliğini yapan kişilerin düşünceleri, çıkarları, ideolojileri gibi unsurların haberin içeriğine sübjektif şekilde aktarılması ile verilmek istenen mesaj, gerçekliği şüpheli sonuçlar karşısında yanlış algı oluşturmak amacıyla kullanıldığı için medya, bu denli önemli bir mecra olarak karşımıza çıkmaktadır. Haber oluştuğu andan itibaren bizim için net bir doğruluk içinde ve objektif bir halde bize sunulmalı ve değerlendirmesi bize bırakılmalıdır.  

Eşik Bekçiliği | Fotoğraf: slideplayer.com

Yeni Medya ve Etkileri Nelerdir?

İnternetin ilk ortaya çıkışıyla hayatımıza girmese de yeni medya (sosyal medya) web 2.0’ın ortaya çıkışı ile yanı çift yönlü hareket imkanı sağlayan şekliyle şu an kullandığımız evreye gelmiş durumda. Zaman ilerledikçe çeşitli sosyalleşme platformlarının ortaya çıkması ve dünya da çok geniş insan topluluklarının kullanımına sunulması ile dünya küçük bir köy haline geldi. Bugün istediğimiz ülkede neler oluyor diye baktığımızda insanların paylaşımından bunu net bir şekilde görebiliyoruz. Devletlerin haber ajanslarına bağlı kalmamak bunun en rahat yanı böyle olmasının en büyük farkı bu platformları bulan insanların bir noktada bağımsız devlet eli ile kurulmaması ve ücretsiz bir biçimde erişilebilirliğe sahip olması yatıyor. İnsanların artık tepki gösterebileceği yeni bir alan sağlamış oluyor bir nevi yeni medya. Eskiden bu durumlarda devrimler isyanlar meydana gelirdi şu an tweet ya post paylaşılıp tepkilerini insanlar paylaşabiliyor bu da bir terapi görevi olarak kabul ediliyor. Yeni medyanın bu kadar popüler olmasını sağlayan milyarlarca insan onu bir bataklığa da çeviriyor. Yalan haberler, iftiralar, kurgu paylaşımlar daha hızlı dolaşıma giriyor ve çok fazla insanı daha kolay etkileyebiliyor. Bunun yanında gerçeği yalın ve objektif bir şekilde karşımıza da çıkarıyor. Aralarındaki farkı anlamamızı sağlayan en etkili yöntem filtreleme yapmak; biz de buna yeni medya okuryazarlığı diyoruz. Üretilmiş haber ile gerçek haberi anca bu şekilde ayırt edebilir ve bulunduğumuz zamanı daha iyi analiz etmiş oluruz.

Yeni medya aygıtları
Yeni medya aygıtları | Fotoğraf: 101digiteller.com

Yeni Medya Okuryazarlığı Nedir?

Medya okuryazarlığı ve uygulamalar 1990’lı yıllarla birlikte gündeme gelir. Türkiye’de ise 2000’li yıllarda konuşulmaya ve eğitim politikalarına alınmaya başlanır. Hepimizin telefonun içinde çeşitli dijital platformlar yüklü, bilgiye istediğimiz zaman ulaşım sağlayabilir ya da onu üreten kişilerden biri biz olabiliriz. Bu serbestlik ortamında her şey çok güzel olarak görebiliriz bazı soruları sormayı kesersek tabii ama bence bizi yeni medyaya iten en bariz nedenler, sorgulayabilme ve araştırma içgüdüsü, bunlara sahip olmak bizi kendi haberlerimizi yargılama ve bir nevi kendi eşik bekçiliğimizi yapmamızı sağlıyor. Sosyal medya geniş bir yelpazeye sahip olması ve herkesin erişilebilirliğine açık olması ile birlikte doğrunun yanlış, yanlışın doğruya çevrilmesini kolaylaştırıyor.

Yeni Medyada Okuryazarlığı
Yeni Medya Okuryazarlığı | Fotoğraf: money.cnn.com

Örneğin; 2016 yılında yapılan ABD seçimlerimlerinde Cambridge Analytica adlı veri analiz şirketinin seçimlerde D.Trump adına fark yaratmak için Facebook’un kullanıcı verilerini kullanmasıyla sosyal medyadan yapılan taraflı haberlerin insanların bu yönde nasıl etkilendiğini gördük. Bunun önlemini almak için kendimizi eğitmek ve bazı farkları anlayabilme kabiliyetine sahip olmamız gerekiyor. Ülkemizde yeni medya eğitimini verilmeye uzun bir zamandır veriliyor ama bu eğitimi şu an yada önceden almamış insanlar mevcut; ve kullanıcıların büyük bir kısmını oluşturuyor. Özellikle orta yaşlı insanların bu durum karşısında daha savunmasız olduğu ortada; ve bunu önlemek için kullanacağımız yöntemleri şu şekilde sıralayabiliriz;

  1. Yalan olduğundan şüphelendiğimiz video, fotoğraf görsel araçlarını teyit.org gibi sitelerden değerlendirmesini isteyebilirsiniz veya en basit şekilde Google görsellerde o görselleri taratıp daha önce nerede kullanıldığı sorgulayabilirsiniz.
  2. Haberi aldığımız sosyal medya kullanıcısının resmiyetine, takipçi sayısına, beğendiklerine ve dijital izlerine bakıp kendi kontrol yöntemimizi geliştirebiliriz.
  3. Bir haberin çok sayıda tık alması onun doğruluğunu kanıtlamış olduğu anlamına gelmemektedir.
  4. Sosyal medya kanallarının aktiflik süresine bakabiliriz, sadece özel durumda kamuoyu mu oluşturuyor yoksa devamlılık içerisinde paylaşımları var mı diye bakmalıyız.
  5. Bilgi aldığımız kullanıcı sayfalarının reklam alıp almadığına bakabiliriz; çünkü reklam almak için sahte haber paylaşımı yapıp takipçi ve beğeni çekmeye çalışabilir.
Sosyal Medya Kullanım Oranı
Sosyal Medya Kullanım Oranı | Fotoğraf: dribbble.com

Bu yazıda bu konu hakkında genel bilgiler vermeye çalıştım. Dikkat çekmek istediğim nokta, ülkemiz ve dünya gündeminin bu yıl içerisinde çok büyük olaylara şahitlik ettiğidir. Bu süre içerisinde ortalıkta bir çok haber yayıldı ya da olan bilgiler kamuoyundan saklandı. Tüm bunlara engel olamasak da elimizden geldiği kadarıyla bireysel haber alma ve verme şeklini sosyal medyadan gerçekleştirdik. Bilgi almak için kullandığımız platformlar veya  medya şekli ne olursa olsun sadece sorgulamayı unutmayalım gerçeği öğrenelim. Çünkü bilmemek en büyük korkuları içinde barındır. 

Kapak Fotoğrafı: money.cnn.com

İlginizi çekebilir: Mahmut Arslantaş’tan Post-Truth