Yönetmenliğini ve senaristliğini Ümit Ünal’ın üstlendiği, başrollerinde Nejat İşler, Deniz Işın, Öykü Karayel ve Fatih Artman’ın yer aldığı Evcilik, 2024 yapımı hap gibi bir psikolojik dram. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden Nejat İşler’e En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandıran bu minimal ama sarsıcı yerli yapım, bir butik otelde yolları kesişen iki çiftin üzerinden evlilik, toplumsal sınıf ve arzu meselelerini ustalıkla masaya yatırıyor. Finalde de kimsenin masada kalkmaya hali kalmıyor…

Fotoğraf: Evcilik

Ege kıyısında, fazlasıyla sessiz bir butik otelde geçiyor hikaye. Yaz tatili bahanesiyle, belki biraz da içlerinden çıkamadıkları bir boşluğu oyalamak için gelen şehirli ve zengin bir çiftle tanışıyoruz. Çocukları yok, sohbetleri az, sessizlikleri gürültülü. Konakladıkları otel, ismi Evcilik… Manzarasıyla büyüleyici ama iki kişiyle paylaşılınca biraz fazla yankı yapan cinsten. 

Otelin evli çalışanları ise bambaşka bir dünyaya ait gibiler. Aralarındaki sevgi, yaşanmışlık ve gündelik şakalaşmalar öyle organik ki, ister istemez bir kıyas başlıyor. Şehirli çiftin yavaşça fark ettikleri şey, evliliğin şekli şemali değil; hammaddesi. Kendi ilişkilerine dışarıdan bakmak zorunda kaldıklarında, huzur verici bir tatilden ziyade iç hesaplaşmalı bir gerilim maratonuna dönüşüyor her şey. Her karakter başka bir yola sapıyor, her çatışma karakterlerin evveliyatını yeniden yazıyor.

Fotoğraf: Evcilik

Film bir noktadan sonra sessizliğin altına gizlenmiş o sınıfsal gerilimi çay kaşığıyla kazıp çıkarmaya başlıyor. Aralarındaki sınıf farkı, yaklaşım farkı, yaşama karşı tutum farkı derken işler öyle bir noktaya varıyor ki, karakterler ne halt yediklerini fark ettiklerinde iş işten geçmiş oluyor. Düşünülen “ufak bir heyecan” yerini utanca, suçluluğa ve pişmanlığa bırakıyor. İzleyici içinse pek de empati yapılası bir çift olmayan şehirlilerin yarattığı tekinsizlik karşısında, otel çalışanı çiftin tarafına geçme süreci başlıyor. Ümit Ünal seyircisini bu sürece objektif bir şekilde yakınlaştırmak yerine, kendi kurduğu anlatının perspektifinden baktırmak istiyor. Fakat didaktik tercihler kullanmadan yapıyor bunu, kendisinin sinemasını da güçlü kılan şey bu bence.

Evcilik, sadece evlilik üzerine değil; sınıf, aidiyet ve temsil üzerine de çok şey söylüyor dediğim gibi. O huzurlu sessizliğin içinde çınlayan bu eşitsizlik, karakterlerin seçtiği her kelimede veya attığı her adımda kendini belli ediyor. Birinin tatil olarak gördüğü şey, diğeri için geçinme meselesi. Ve bu fark, yalnızca dilde değil, bedende, bakışlarda, mesafede de hissediliyor. Film, bunu söze dökmeden yapmayı başarıyor. Bu noktada Deniz Işın’ın sadece bakışlarıyla rol kesebildiği sekansları da övmeden geçemeyiz.

Fotoğraf: Evcilik

Oyunculuklar incelikli ve dozunda. Bu küçük bütçeli filmin nasıl bu kadar büyük bir etki bıraktığını anlamak bir çırpıda özetlenemez, alametifarikası ben buradayım diye bağırmıyor. Ege’nin doğal güzelliğiyle tezat oluşturan psikolojik yoğunluk, filmi turistik olmaktan çok insani kılıyor. Sakin bir sinema diliyle anlatılmış, ama içi epey çalkantılı bir hikaye bu.

Bazı izleyiciler için bir tık yavaş, fazla içe dönük gelebilir. Ama zaten derdi çığlık atmak değil, yüzünüze uzun uzun bakmak bu filmin. Özellikle uzun ilişkiler yaşayanlar için fazlasıyla tanıdık satır aralarıyla dolu. Tatile gitmeden önce izlenirse iyi mi gelir, döndükten sonra izlenirse kötü mü gelir, bunun cevabını vermek çok zor. Bazen kafa dinlemek için gittiğiniz bir yer, kafanızın tam ortasına çivileme yerleşebilir. Sevgiler.

Sinema dünyasına ve filmlere dair paylaşımlarıma Instagram üzerindeki film blogumdan (@atıptutuyorum) ulaşabilirsiniz.

Kapak Fotoğrafı: Evcilik

İlginizi çekebilir: Eralp Alper’den Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri