Bir düşünsenize… Profesyonel bir yüzücü değilsiniz ama 35 yıldır varlığını sürdüren bir yarış olan Kıtalararası Boğaziçi Yüzme Yarışı’na katılıyor, iki kıta arasında kulaç atıyorsunuz. Aylarca çalışmışsınız. Akıntılarla mücadele ediyorsunuz. Ve şimdi Boğaz’ın ortasında, kalabalığın sesinden uzak, tamamen yalnızsınız. Aklınızdan neler geçerdi? “Boğazı Yüzen Kadın”, tam olarak bu sorunun etrafında şekilleniyor. Zeynep Köksal Yaykıran, Köksal Eğitim Vakfı adına katıldığı bu zorlu yüzüşte geçen yaklaşık bir saatlik süreyi, Boğaz’ın derin sularında yalnızca bedeninin değil zihninin de nasıl yol aldığını samimi bir dille anlatıyor. Okur, onunla birlikte yalnızca bir yarışa değil; hayatının dönemeçlerine, ailesine, ilişkilerine ve sorumluluklarına da eşlik ediyor. Kitabı okurken insan kendini sık sık şu soruyu sorarken buluyor: “Ben orada olsaydım ne hissederdim?” Akıcı dili ve çok katmanlı anlatımıyla özellikle kadınlara ve kadın girişimcilere ilham veren bu kitabı okurken, ben de bir kadın girişimci olarak büyük bir heyecan duydum. Bu heyecanı theMagger okuyucularıyla paylaşmak, sizi hem Zeynep Hanım’la tanıştırmak hem de bu kitabın ardındaki hikâyeyi bizzat kendisinden dinlemek istedim.

whatsapp-image-2026-02-18-at-17-24-29
Zeynep Köksal Yaykıran| Fotoğraf Kaynağı: Zeynep Köksal Yaykıran

Zeynep Köksal Yaykıran kendini şöyle tanımlıyor: ” Ben Zeynep Köksal Yaykıran. Köksal Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı’yım. Hayattaki zorluklarla başa çıkma yöntemim, eğitime destek vermektir. Elimdeki şanstan ötürü vatanıma borcum olduğunu hissediyor, bu borcu öğrencilerin eğitimine destek olarak ödüyorum(..) “ Ama bu tanım, onu anlatmaya yetmiyor. Ben Zeynep Hanım’la TÜSİAD Bu Gençlikte İş Var! Dönüşümü Hızlandır! programında tanıştım. Yeditepe Üniversitesi’nde gerçekleşen kampın ilk gününde dikkatimi çeken zarafeti ve duruşuydu. Sonrasında onun; Pet Holding ve iştiraklerinin Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, TÜSİAD Bu Gençlikte İş Var! Programı Başkanı ve TÜSİAD Genişletilmiş Yönetim Kurulu Üyesi olduğunu öğrendim.

Zeynep Köksal Yaykıran-Tüsiad Bu Gençlikte İş Var! | Fotoğraf Kaynağı: Zeynep Köksal Yaykıran

Ancak Zeynep Hanım yalnızca başarılı bir iş kadını değil; aynı zamanda üretmeyi seven, gastronomiye tutkuyla bağlı, sporla iç içe bir kadın. Daha önce kaleme aldığı Eline Sağlık Anneciğim ve Davet Sofraları isimli kitapları da bu çok yönlü üretkenliğin önemli birer parçası. Sosyal medyada @zeynep_ile_evde_yemek hesabı üzerinden paylaştığı içerikler de bu ilginin doğal bir uzantısı.

Zeynep Hanım’ı daha yakından tanıdıkça, Köksal Eğitim Vakfı adına katıldığı yüzme yarışlarını ve Boğaz’ı yüzerek geçme cesaretini de hayranlıkla takip etmeye başladım. Bu deneyimini kitaplaştırdığını öğrendiğimde, The Magger’da mutlaka yer alması gerektiğinden bir an bile şüphe duymadan kendisi ile iletişime geçtim. O da büyük bir incelik göstererek sorularımı yanıtladı ve elinizde tuttuğunuz bu sohbet ortaya çıktı. Bu hikâyeden ilham alacağınıza eminim. Şimdi gelelim sohbetimize…

Zeynep Köksal Yaykıran | Fotoğraf Kaynağı: Zeynep Köksal Yaykıran

Zeynep Hanım, öncelikle bana ve theMagger okuyucularına zaman ayırıp sorularımı yanıtladığınız için çok teşekkür ediyorum. Son kitabınız için sizi kutlarım. Ben okurken sizin stilinizi, zarafetinizi ve çok katmanlı hayatınızı satır aralarında hissettim; içimde tatlı bir heyecan uyandı. theMagger okuyucularının da öncelikle bu satırlarla sizi daha yakından tanımalarını ve sonrasında kitabınızı okuduklarında benim aldığım keyfi almalarını çok isterim.“Boğazı Yüzen Kadın” okuyucuyu alıp adeta boğazda tek başına bir kıtadan diğerine geçiyormuş hissine götürüyor. Bu müthiş bir kurgu! Size sormak istiyorum; Gerçekten Boğaz’da yüzerken insanın zihni nereye gidiyor? O yaklaşık bir saat boyunca zihninizde en çok hangi düşünceyle yüzdünüz?

Aslında yüzerken rotaya ve sağda solda kerteriz noktalarına konsantre oluyorsunuz. Açık denizde yüzerken denize teslim oluyor insan. Çok güzel, ferah, serin, duru, güçlü bir his. Bitişe yakın bitirmeye odaklanıyorsunuz. Merdiveni tutup da çıktıktan sonra yaşanılan haz ise gerçekten kelimelerle anlatılamaz. Hedef koyma, korkularınla yüzleşme, başarıyla bu hedefi tamamlama, tahmininden bile iyi bir sonuç almak gerçekten bir insanın yaşayabileceği en güzel duygulardan. Belki tam olarak bir kendini gerçekleştirme, mest ve coşku anı diyebiliriz. Yani gerçekten aşırı bir mutluluk, huzur, sevgi hali.

Siz sporla oldukça iç içe bir hayat sürüyorsunuz ancak mesleğiniz profesyonel yüzücülük değil. Bu yarışa aileniz tarafından kurulan Köksal Eğitim Vakfı adına katıldınız. Yarışa katılırken ya da yarış süresince sizi en çok zorlayan ve size en fazla motivasyon veren düşünceler nelerdi?

Bu soruya aslında “Boğazı yüzen kadın” kitabımda uzun uzun cevap verdim. Ancak özetle babamın kurduğu, annemin 22 yıl yönettiği, ablama ve bana emanet ettiği, benim de geleceğe taşımak istediğim vakfımızı büyüterek daha fazla gencin hayatına dokunma isteği beni her zaman en fazla motive eden faktör olmuştur. Kitabımda da yazdım, evlatlarıma huzur içerisinde yaşayabilecekleri bir Türkiye emanet etmek istiyorum. Bunun için ise bir Türk olarak, şanslı doğmuş büyümüş, iyi eğitim görmüş, kendini geliştirebilmiş bir kadın olarak elimden geleni yapıyor, elimi taşın altına koyuyorum. Bu şansı bu şekilde çok fazla kişiyle paylaşmak istiyorum.

Zeynep Köksal Yaykıran | Fotoğraf Kaynağı: Zeynep Köksal Yaykıran

İnsanı en çok yapmaktan en korktuğu şeyler büyütür derler. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yapmaktan en çok korktuğumuz “şeylerin” arkasında bizi bekleyen ya da bizi değiştiren fırsatlar var mıdır?

Aslına bakarsanız korkularımızın üstüne gitmek zorunda değiliz ama hayat çok kısa. Korkularımızın hayatımıza şekil vermesine ve hükmetmesine engel olabiliyorsak bu yeterli.

Türkiye’nin saygın şirketlerinden biri olan Pet Holding ve İştiraklerinin Yönetim Kurulu Başkanlığı’nın yanı sıra sizin girişimcilik şapkanız da var. Londra’da European Business School’da girişimcilik yüksek lisansı yaptınız. Girişimcilere önemli kapılar açan TÜSİAD Bu Gençlikte İş Var! programının başkanlığını yürütüyorsunuz. Girişimcilik de tıpkı Boğaz gibi: akıntılar, dalgalar, görünmeyen riskler… Sizce bu yarış girişimcilikle hangi noktalarda örtüşüyor? Girişimci perspektifinden baktığınızda bu yarışı, yarışa hazırlanma sürecinizi ve güçlü akıntılarla dolu bir saati nasıl okursunuz?

Bu çok güzel bir soru, teşekkür ederim. Hayal kurmakla başlıyor her şey. Acaba yapabilir miyim, yaparsam nasıl olur, ne de güzel olur, fark yaratabilir miyim, fayda sağlayabilir miyim gibi düşüncelerle başlamak lazım. Daha sonra bu düşünceleri hayata geçirebileceğiniz hedef koymak lazım. Hedefi koyduktan sonra ise o hedefe ulaşmak için planlı, programlı, disiplinli, yılmadan çalışmak lazım. Gün gelip hedefe ulaştığınızı hissettiğiniz de ise bir sonraki hedefi tekrar belirlemek, yeni hedef için çalışmaya devam etmek lazım. Dolayısıyla evet girişimcilikle gerçekten birebir örtüşüyor diyebiliriz.

Zeynep Köksal Yaykıran | Fotoğraf Kaynağı: Zeynep Köksal Yaykıran

Sizce bir kadının iş dünyasında ilerlemesi, sembolik olarak bir kıtadan diğerine yüzmek gibi mi?

Bir kıtadan öbürüne yüzmek kulağa geldiği gibi zor değil aslında. Bir önceki soruda dediğim gibi, hayal etmek, hedef koymak, hedef için çalışmak en önemli etkenlerden. Tabii bu arada sizi sürekli suya çekmeye çalışan batırmaya çalışan veya engel olmaya çalışan etkenlerden de uzak durmalısınız. Bu etkenler var ise rotanızı tekrar belirleyip tekrar harekete geçmelisiniz.

Sizler gibi büyük aile şirketlerinde hikaye genelde babadan oğullara geçer. Sizde ise çok yönlü bir annenin, Pınar Köksal’ın koltuğunu kızlarına teslim etmesiyle ilerleyen bir süreç var. Bu karar sizi nasıl şekillendirdi? İş hayatına ve kadının iş hayatındaki rolüne bakış açınızı nasıl yönlendirdi?

Aslında hem annemiz hem babamız bizi çok güzel şekillendirdi, eğitti, öğretti, hazırladı ve vakti geldiğinde de aile Meclisi olarak bir arada nesiller arası geçişi tamamladık. Annemi vakitsiz ve ani kaybettik. Büyük şoku atlattıktan sonra ise gerçekten babamla beraber bizi zamanında hayata ve kurumsal dünyaya çok güzel hazırlamış olduklarını fark ettik. Annemden vakfı, babamdan şirketlerin yönetimini devraldık. Dolayısıyla onların arasındaki iş bölümü ablamla benim aramda çok uyumlu bir şekilde devam eder oldu.

Ailenizdeki kadın figürleri (anneniz, kız kardeşiniz) liderlik anlayışınızı nasıl etkiledi?

Hem ablam hem annem benim için her zaman rol model olmuşlardır. Annemden şefkati, kararlılığı, hiçbir şey için geç olmadığını öğrendim. Ablamdan disiplini, çok çalışmayı ve ve abla kardeş arasındaki ilişkinin bir insanın hayatındaki en temel yapı taşlarından biri, dayanağı olduğunu öğrendim.

Zeynep Köksal Yaykıran | Fotoğraf Kaynağı: Zeynep Köksal Yaykıran

“Güçlü kadın” kavramı sizin için ne ifade ediyor? Zarafet ve güç sizce bir arada var olabilir mi?

Güç de, zarafet de insanın içinden gelen özellikler. Dolayısıyla ikisi beraber pekâlâ insanın özünde olabilir.

Gelelim bu kitabın gelirinin de gittiği, babanız Prof. Dr. Güntekin Köksal tarafından kurulan ve sizin aile olarak büyük önem verdiğiniz Köksal Eğitim Vakfı’na. Kitabı okuyanlar daha ayrıntılı bilgiye sahip olacaklar ama kitapta bu vakfın sadece eğitim bursu veren bir vakıf olmanın yanı sıra örneğin operaya gitmek isteyene opera bileti, spor etkinliğine katılmak isteyene buna göre düzenlenen burslar verdiğinizi okuyunca çok heyecanlandım. Size göre bir çocuğun hayatında “vizyon geliştirmek” neden en az akademik başarı kadar önemli?

Türkiye’de pek çok genç üniversitede okudukları süre içerisinde sadece okula gitmek dışında başka bir aktiviteye maalesef nakit ayıramıyorlar. Halbuki üniversite çağları bir insanın gelişimi, vizyonu, dünyayı tanıması için en önemli yıllarından. Çünkü eğitim alırken ve daha yeni yetişkin olmuşken bir yandan da dünyayı tanımaya, farklı görüşleri, farklı bakış açılarını, farklı öğretileri öğrenmeye çok açıklar. Biz sanatı vizyonu geliştiren aynı olaya farklı açılardan bakmayı Öğreten en önemli araçlardan biri olarak görüyoruz. O nedenle gençlerin bu şekilde aktivitelerle katılımlarını önemsiyoruz. Sanat aynı hikâyeye farklı yönlerden nasıl bakabileceklerini gösteren bir araç. Sanatla gelişen toplumlar farklılıklara daha açık, daha anlayışlı olabiliyorlar. Aynı zamanda gençleri yurtdışına bir dönem gidip geri dönmeleri konusunda teşvik ediyor ve Erasmus’ta oldukları süre içerisinde Euro bazlı bursla destekliyoruz. Böylelikle gittikleri bölgelerin güzel yanlarını ülkemize getirip burada da uygulayabilirler. Ayrıca her sene 20 kadar öğrencimize İngilizce eğitim bursu veriyoruz.

Yönetici, yazar, anne, eş… Bu kadar çok rol arasında dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

Çok ve keyifle çalışarak, üreterek. Ancak hepsinin ötesinde en büyük önceliğim evlatlarım ve evim.

Annelik, liderlik tarzınızı nasıl etkiledi?

İstisnasız her insana sevgiyle, şefkatle ve empatiyle yaklaşabiliyorum. Annelik beni duygusal anlamda çok büyüttü.

Bütün bu roller arasında bir stil oluşturmak ve bu stillerin birbirine uyumlu olması nasıl mümkün oluyor? Stil sizin için dış görünüşten öte, bir duruş mu?

İçimden geldiği gibi bir stilim var. Bunu kendim yarattığım için de bana yakıştığını düşünüyorum. Daha da önemlisi başka insanların benim hakkımda ne düşündüklerine çok önem vermiyorum.

Zeynep Köksal Yaykıran | Fotoğraf Kaynağı: Zeynep Köksal Yaykıran

Kitaba geri dönelim. Kitabı okuyan gençlere ve özellikle kadınlara “Boğazı Yüzerek Geçmek” metaforu üzerinden ne söylemek istersiniz?

Hayal etmek, hedef koymak, çalışmak, üretmek, fayda sağlamaktan vazgeçmeyin. Biz Kadınlar çok ama çok kuvvetliyiz.

Eğer bu kitabın tek bir cümlesi yıllar sonra hatırlanacak olsa, sizce hangisi olurdu?

İsterseniz bu soruya yıllar sonra okuyucular cevap versin. Ben okuyucuma umut etmekten korkmamayı, çok çalışırsam başarabilirim, ben de yapabilirim duygusunu hissettirmeyi istedim.

Tekrar zaman ayırdığınız ve sorularıma içtenlikle yanıt verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum. İlham dolu bir kitaptan bahsetmiş olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

Bu notu da özellikle paylaşmak isterim: Boğazı Yüzen Kadın’ın tüm geliri, babası Prof. Dr. Güntekin Köksal tarafından kurulan Köksal Eğitim Vakfı’na aktarılıyor. Kitabı satın alarak yalnızca ilham verici bir hikâyeye ortak olmuyor, aynı zamanda gençlerin eğitimine de katkı sağlıyorsunuz. Kitaba bu link üzerinden ulaşabilirsiniz.

Kapak Fotoğrafı Kaynağı: Zeynep Köksal Yaykıran

İlginizi çekebilir: Esra Saruhan’dan Yasemin Yıldırım ile: Paris’te Bir Türk Kızı Olmak Üzerine