Sarı Zarflar: İdealizm ve Yörüngesindeki Hayatlar
Sarı Zarflar (Yellow Letters), yönetmenliğini İlker Çatak’ın üstlendiği, başrollerini Özgü Namal (Derya) ve Tansu Biçer’in (Aziz) paylaştığı ve bu senenin çok merak edilen yerli filmlerinden biri. Gerçi yerli film demek de pek mantıklı değil. Oyuncular yerli, yönetmen Türk asıllı ama Almanya doğumlu, yapımcılar hem yerli hem yabancı. Biraz harman diyelim. Dünya prömiyerini yaptığı 76. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde en iyi film seçilerek Altın Ayı ödülüne layık görüldü ve gündemimizde baya bir sükse yaptı. Yaşadıkları bir olay neticesinde bir anda işlerini ve evlerini kaybeden akademisyen bir çiftin, kızları ile birlikte yeni bir şehirde hayatta kalma mücadelesini konu alıyor hikaye. Baskı ve bireysel vicdan temalarını merkezine alarak, Türkiye’nin yakın dönemindeki sosyal ve siyasi dinamiklerine odaklanıyor özetle. Yazının devamında hikayeyi biraz açalım.

Editör Notu: Metnin devamı spoiler içermektedir.
Filmin odak noktası Türkiye’deki barış akademisyenlerinin çok yakın zamanda yaşadığı süreç. Gerçi öyle başlıyor ama sonrasında ölçeğinin altını kısıp bir aile dramına evriliyor. Berlin Ankara’yı canlandırıyor, Hamburg ise İstanbul’u. Buradaki o kurnaz oyunu sevmekle beraber, taşların tam olarak yerli yerine oturduğunu söylemek pek mümkün değil. Zira filmdeki karakterler Ankara’daki işlerinden olup İstanbul’a göçmek zorunda kalıyorlar. Fakat geride bıraktıkları bir hak mücadelesi ve keşmekeş olarak resmedilen Ankara, apolitik bir imaj çizen İstanbul ortaya çıkıyor işin sonunda. Tabii eldeki senaryonun işlemesini sağlayan bir tercih bu aynı zamanda ama tam olarak izleyiciye geçemeyebiliyor. Filmin başından sonuna politik olma çabasını takdir etmekle beraber, iki ülkenin de dinamiklerine az çok hakim olan birinin bu hikayede ikna olamayacağı detaylar olduğunu düşünüyorum.
Temposu ve gidişatı ile bizi geniş çaplı bir hak mücadelesine tanık edecek gibi başlıyor Sarı Zarflar, fakat ikinci yarısında aile dramına odaklanmaya karar veriyor. İlk başta ritmi tıkırındayken, sıra aile içi kaosa geldiğinde tökezlemeye başlıyor. Burada oyunculuk performanslarıyla veya yönetmenin rejisiyle alakalı pek bir durum yok bence. Senaryonun sunduğu ne varsa herkes elinden gelenin en iyisiyle değerlendirmiş. Fakat senaryonun ikna edicilikten uzaklaştığı anlar, gerçeğin ta kendisi olmaya çalışan bir film için dezavantajlı durumlar yaratıyor. Oldukça idealist iki karakterimiz var elimizde. Birisi Ankara’daki iş arkadaşlarının hukuk mücadelesinde onları ‘görece’ yalnız bırakıyor. Diğeri de sistemin bir parçası haline geliyor veya gelmek zorunda kalıyor diyelim. Mutlu ve mutsuz son kalıplarının dışında bir yere varıyor yani hikaye. Gerçek son gibi bir şey.

Fakat bu bahsetmiş olduğum, karakterlerin idealist taraflarındaki kırılmaların izleyiciye yansıma şeklinde bazı sorunlar var. Ne Aziz’in davasından başka bir kulvara kayıp bunu bir oyun metnine dökme sürecine tam anlamıyla ikna oluyoruz, ne de Derya’nın yandaş bir televizyon kanalında ana akım dizi oyuncusu olmasına. Yani Derya’nın bu hayatı tercih etmesini sorgulamıyorum asla. Sadece onun gözlerine baktığımızda yaşanmamış ihtimalleri, hayal kırıklıklarını göremedim ben finalde. Yaşananları sindirmiş ve yoluna bakabilmiş bir karakter gördüm. Ama filmin başında gördüğüm insan böyle bir insan değildi. Değişmiş. Değişmesine üzülmüşümdür belki de bilemiyorum.
Diğer aile bireylerinin hikayelerinde bir derinlik yakalayamasak da, hepsi akılda kalıcı performanslar veriyor. İlker Çatak’ın sinema gözü tartışılmaz, bu filmde kasıtlı olarak tercih edilen bir televizyon işi estetiği sezdim. Size de öyle geldi mi bilemiyorum. Filmin ele aldığı mesele çok kıymetli, Türkiye’de yakın dönemde sanatçıların elini henüz pek atamadığı bir mesele. Bunun işlenişiyle ilgili kusurları görmezden gelmek mümkün bu yüzden. Filmi izlemeye değer kılan da bu niyet sanırım. Bu niyetin farkında olmak.
Sinema dünyasına ve filmlere dair paylaşımlarıma Instagram üzerindeki film blogumdan (@atıptutuyorum) ulaşabilirsiniz.
Kapak Fotoğrafı: Sarı Zarflar
İlginizi çekebilir: Eralp Alper’den The Drama

Eralp Alper







Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!