Obsession, Curry Barker’in korkunun dönüşümüne ve yeni yüzüne katkı sağladığı, salt korkudan fazlası bir korku filmi. Yarattığı atmosferin tekinsizliği ve arka planına aldığı meselelerle Obsession’ın kalbur üstü bir film olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle rızayı sakatlayıp zorla “sahip olma”, mutluluk arayışı ve modern ilişkiler hakkında konuşulması gereken önemli doneler sunuyor.

Obsession | Fotoğraf: IMDb

Kısa korku filmleriyle tanınan ve 1999 doğumlu bir Youtuber olan Curry Barker, Milk & Serial’dan sonra çektiği ikinci uzun metraj filmi Obsession ile ilişkiler, tutkular, sınırlar ve mutluluk temaları üzerinden gidiyor. Filmini salt korku ögelerinin dışına taşıyarak 2010’lardan itibaren Jordan Peele ve Ari Aster ile değişim göstermeye başlayan korku türünün kabuk değiştirmesine katkı sağlayan Barker, platonik bir aşk üzerinden hem günümüzün ilişkilerine hem de yüzyıllardır tanımı yapılamayan mutluluğun ne olduğunu tartışmaya açıyor.

Aynı müzik mağazasında çalıştığı Nikki’den hoşlandığını bir türlü söyleyemeyen Bear, hediyelik eşya dükkanı benzeri bir yerden aldığı ve tek seferlik kullanılan dilek ağacıyla Nikki’nin dünya üzerinde sevdiği tek kişi olmasını sağlıyor. Bear bu dilekle, hayattaki nihai amacı buymuş gibi Nikki’nin sadece hoşlanması veya sevmesiyle yetinmiyor; onun en sevdiği kişi olmak istiyor!

Editör Notu: Yazının devamı spoiler içerebilir.

Obsession | Fotoğraf: Rotten Tomatoes

Curry Barker’in filmini oturttuğu bu zemin, başlı başına tartışma barındırıyor. Öyle ki Bear, bu dilek sebebiyle Nikki’nin rızasını sakatlıyor ve kendisiyle beraber olmak istemeyen bir kadını zorla beraber olmaya zorluyor. Zaten yönetmen Curry Barker’in dilek ağacını, bu durumları irdelemek için bir metafor olarak kullandığı aşikar. Zira dilek, etimolojik olarak pozitif bir kelimeyken, Barker’in anlatmaya çalıştığı şey bunun tam zıddı.

Bakıldığında Bear’in bunu, masumane duygularla aşkı için yaptığı düşünülebilir fakat Bear kendi kişisel duygularını Nikki’nin duygularının önüne koyarak narsisizmin de kelime karşılığı haline geliyor. Ancak başlangıçta Nikki’nin bedenine sahip olması onu tatmin etse de dönüştürdüğü Nikki, sevdiği Nikki’den farklı bir ruha ve kişiliğe sahip olduğunu görünce işin rengi değişiyor. Nikki’nin sevgisi bir yerden sonra saplantıya dönüşüyor ve sevgi artık yetmiyor ve Bear’i yemeyi bile düşünüyor.

Bear’in “masumane” duygularla Nikki’ye olan tutkusu ve bu sayede mutlu olma düşüncesi de sekteye uğruyor. Nitekim bizim tutkuyla istediklerimiz, ulaşmaya çalıştıklarımız, bazen bize mutluluktan çok mutsuzluk getirebiliyor. Bear, Nikki’ye ulaştı ve beraber de oldu ancak mutluluğu bulamadı. Çünkü Bear, mutlu olmanın binbir türlü yoldan geçip -başarısız olma ihtimalini bile bypass ederek -ulaşılacak bir durak(?) olmasına rağmen o, kısa yoldan ulaşmayı seçti. Bunu yaparken de genç bir kızın rızasını yok saydı, onu istediği gibi kullandı ve gerçek ruhunu başka bir ruha hapsetti.

Obsession’ın hikâyesi kadar atmosferi ve müzik tercihleri de dikkat çekici. Curry Barker, yarattığı oldukça karanlık atmosferde müziği aralara serpiştiriyor ve çok kritik üç yerde net jump scare sahneler kurguluyor. Son bölümü haricinde net olarak kan görmediğimiz filmde, sonlara doğru bu mefhum da artarak zaman zaman izlemeyi zorlaştırıyor. Sonlara doğru Nikki’nin, bedenine hapsolmuş ruhunun çığlıklarını da pek tabii duymak mümkün. Çünkü Nikki adeta acı çekiyor dönüştürülen bedenin içinde. Bu “lanetten” kurtulmanın çözümü ise ya Bear ölecek ya da karşı bir dilekle, mevcut dilek boşa düşürülecek…

Sonuç olarak Obsession, Curry Barker’in korkunun dönüşümüne ve yeni yüzüne katkı sağladığı, salt korkudan fazlası bir korku filmi. Yarattığı atmosferin tekinsizliği ve arka planına aldığı meselelerle Obsession’ın kalbur üstü bir film olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle rızayı yok sayıp zorla “sahip olma”, mutluluk arayışı ve modern ilişkiler hakkında konuşulması gereken önemli doneler sunuyor. Filmden çıktıktan sonra ise düşündüğünüz en önemli şey, insanların (en azından bazılarının) amaçları için, -çok sevdiklerini söyledikleri insanların hayatlarını mahvetmek de dahil- yapmayacağı şey yok.

Kapak Fotoğrafı: MUBI

İlginizi çekebilir: Sine Magger’dan Yılın En İyi Filmleri