Toy Story 5: Oyuncaklar mı Kazanmalı, Ekranlar mı?
Animasyonda yeni bir milat başlatan Toy Story, sadece çocuklar için değil; tüm yaş grubuna hitap eden inanılmaz keyifli bir seriydi. Toy Story 5 ise diğer dört filmdeki saf duygu ve nostaljinin yanına, komediyi hiç olmadığı kadar çok serpiştiriyor. Onlardan iyi veya kötü değil, sadece daha farklı bir albenisi var bu filmin.

Animasyonda yeni bir milat başlatan ve Pixar’ın adını çok geniş kitlelere duyurduğu Toy Story, tüm yaş grubuna hitap eden inanılmaz keyifli bir seriydi. Özellikle çocukluğu 80’ler ve 90’lara denk gelenler için farklı bir anlam ifade eden seri, yıllar geçse de bu kuşaklar için etkisini kaybetmeyecek. Nitekim söz konusu bu iki kuşağın, oyuncaklarla kurduğu bağ ve onlara ulaşılabilme durumu, önceki kuşaklar ile sonraki kuşaklara oranla bariz farklar barındırıyor.
Şöyle ki; 80 öncesi kuşak dünyanın çalkantılı dönemini yaşadığı ve gelir adaletsizliği gibi sebepler yüzünden, 2000 sonrası kuşak ise teknolojiyle daha yakından temas kurdukları için 80 ve 90 kuşağı çocuklarına kıyasla oyuncaklarla derin bağlar kuramadıkları aşikar. Toy Story 5 ise tam olarak teknoloji yüzünden oyuncaklarla bağı kopan çocukları merkezine alıyor. Hala oyuncaklarıyla oynadığı için arkadaşı olmayan Bonnie’nin tabletle tanışması ve oyuncakların Bonnie’nin gerçek arkadaşlara ihtiyacı olduğunu düşündükleri için tabletle mücadele etmesini izliyoruz.
Editör notu: Yazının devamı spoiler içerebilir.

Herkesin teknolojiye boğulduğu günümüzde ebeveynler; çocuklarını oyalamak ve bazen yemek yedirmek için tablet ve telefonlara başvuruyor. Bonnie o çocuklardan birisi değil elbette. O hala oyuncaklarıyla oynuyor fakat artık kendisi gibi oyuncaklarla oynayan kalmadığı için yalnızlaşıyor. Ailesi de -sanal da olsa- arkadaş bulabilmesi için ona tablet alıyor. Açıkçası filmin konusunu ilk okuduğumda, her gün karşılaştığımız böylesi güncel bir konuyu işleyecek olmalarına hayran olmuştum ve içimi inanılmaz bir merak kaplamıştı.
Toy Story’yi az önce anlattığım sebeplerden ötürü bu kadar seviyoruz. Olay örgüsü de huzurlu bir şekilde seyrettiği için ekstra keyif veriyor. Fakat beşinci filmde başka bir kimya var: O da salt animasyon gibi duran bir filmin, böylesi problematik ve herkesin kanayan yarası haline gelen konuya pedagojik yönlerden yaklaşarak daha farklı bir misyon ediniyor olması. Üstelik bu film diğer dört filmdeki saf duygu ve nostaljinin yanına komediyi hiç olmadığı kadar çok serpiştiriyor.

Filmin en kayda değer tarafıysa “teknoloji kötü“, “oyuncaklar iyi” ezberine düşmeden, esas önemli olanın bunları bilinçli, kararında ve gerektiği şekilde kullanmak olduğunu anlatıyor olması. Evet, Bonnie oyuncaklarla oynamalı ama teknolojiden ve oradaki yeni dünyadan da uzak kalmamalı. Evet, Bonnie oyuncaklarını atmasın çünkü sadece tabletle zaman geçirirse çevresindeki olaylara ve kişilere karşı duyarsızlaşabilir ve belki asla göremeyeceği sanal arkadaşlara hapsolabilir.
Neredeyse her AVM’de, restoranda, otobüste gördüğümüz tablete gömülmüş çocuklar gözümüzün önüne geldikçe filmin anlatmaya çalıştığı nüanslar daha da çok önem kazanıyor. Buna teslim olmuş pek çok aile olduğu gibi çocuğuna ekran kısıtlaması veya yasağı koyan bir o kadar da aile var. Geçtiğimiz yıl çevremdeki pek çok kişi çocuklarının, tablette veya telefonda çok fazla zaman geçirdiği için uyuyamadığını, uykusundan sık sık kabuslarla uyandığını ve yeme bozuklukları yaşadığını belirtmişti.

Öyle ki ekran süresinin yetişkinlerde bıraktığı etkiyle, bebekler ve çocuklarda bıraktığı etki aynı değil. Bebekler ve çocuklarda gelişim hala devam ettiği ve buradaki fantastik durumları veya olayları gerçek yaşamla bağdaştırmakta zorlanmaları, onların algılama biçimini bozabiliyor.
Nitekim on binden fazla çocuğu kapsayan bir araştırmaya göre, günde bir saatten fazla ekran süresine sahip çocuklar sosyal, duygusal ve iletişimsel gelişim açısından risk altında bulunmuş. Aynı araştırma, uyumadan önce ekrana maruz kalan çocuklarda uykuya geçişin geciktiğini, gece uyanmalarının arttığını ve toplam uyku süresinin azaldığını ortaya koymuş. Başka bir çalışmada ise erken yaşta ve yoğun ekrana maruz kalan ve yetişkinle etkileşimi olmayan bebeklerin dört yaşında zihinsel gelişim skorlarının belirgin biçimde daha düşük çıktığı görülmüş.

Tüm bu sebepler yüzünden Toy Story 5, hem konusuyla beraber yüklendiği misyon hem de komedisinin dozu sebebiyle diğer dört filmden farklı bir noktaya konulmayı hak ediyor. Onlardan iyi veya kötü değil, sadece daha farklı bir albenisi var.
Bu filmi izleyenlerin çok keyif alacağını ve filmin seyirci dostu olduğunu söyleyebilirim.
Kapak Fotoğrafı: The Hollywood Reporter
İlginizi çekebilir: Emre Eminoğlu’ndan Long Story Short: Bir Aile ile Zamanda Yolculuk

Musa Bölükbaşı







Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!