Homeros’un destanının Christopher Nolan imzalı son uyarlaması “The Odyssey”, yolculuklarındaki bazı destinasyonları kendi isteğinizle ziyaret etme arzusu uyandırıyor. Bu istek de yüzümüzü, son zamanların yükselen seyahat trendlerinden biri olan “set-jetting”e çevirmemizi sağlıyor. Kişilerin seyahat rotalarını sinema ve televizyon dünyasında gördükleri şehirler, oteller ve doğal manzaralar üzerinden belirlemesini anlatan “set-jetting” için “The Odyssey” destinasyonları, sinema tutkunları kadar yeni rotalar arayan gezginlere de ilham veren bir seyahat rehberi oluyor.

“The Odyssey” | Fotoğraf: Universal Pictures France

Odysseus ve giderek azalan mürettebatı, Truva’dan Ithaca’ya ulaşmak için on yıl boyunca denizlerde yolculuk ediyor. Bu sırada eşi Penelope ve oğlu Telemachus onu sadakatle bekliyor. Bu yolculuk sırasında Nolan’ın tercih ettiği gerçek çekim lokasyonları da bizlere antik kentlerden siyah kumlu kıyılara uzanan etkileyici bir keşif rotası sunuyor.

Messinia, Mora Yarımadası, Yunanistan

Fotoğraf: Yiannis Konstantinou – pexels.com

Yunanistan’ın Mora Yarımadası, at nalı biçimindeki koyları, Akdeniz manzaraları, zeytinlikleri ve antik kalıntılarıyla Homeros’un dünyasını başlı başına bir seyahat rotasına dönüştürüyor. Bu rotada güne Pylos’un limanında başlayıp Voidokilia Koyu’nun berrak sularında yüzmek, ardından koya yukarıdan bakan patikayı takip ederek Nestor Mağarası’na yürümek mümkün. Yakındaki Nestor Sarayı, bölgenin Homeros anlatılarıyla kurduğu bağı arkeolojik kalıntılar üzerinden keşfetme fırsatı sunuyor. Messinia’nın zeytinliklerinde üreticileri ziyaret etmek, yerel zeytinyağlarını tatmak ve küçük sahil kasabalarında deniz ürünleriyle hazırlanan uzun sofralara oturmak yolculuğun gastronomi tarafını tamamlıyor.

Favignana, Sicilya, İtalya

Fotoğraf: Marcreation – unsplash.com

Güney İtalya, özellikle Sicilya açıklarındaki Favignana Adası filmde önemli bir yer tutuyor. Favignana’daki bir tepenin zirvesinde bulunan, 15. yüzyıldan kalma Santa Caterina Kalesi’nin destansı manzarası çekimlere eşlik ediyor. Favignana gezginlere; turkuaz koylar arasında bisikletle dolaşma, kayalık sahillerde yüzme ve deniz mağaralarını tekneyle keşfetme imkânı sunuyor. Adanın Cala Rossa ve Cala Azzurra koyları ise deniz molaları için öne çıkıyor.

Snæfellsnes Yarımadası, İzlanda

Fotoğraf: Benjamin R. – unsplash.com

Nolan’ın en başından beri çekim yapmak istediğini kesin olarak bildiği tek ülke olan İzlanda’nın Snæfellsnes Yarımadası, siyah kumlu kıyıları, volkanik arazileri ve sisli manzaralarıyla dünyanın en etkileyici doğal dekorlarından biri. Burada kısa mesafeler içinde lav tarlalarına, şelalelere ve küçük balıkçı kasabalarına ulaşabiliyorsunuz. Búðir’in siyah kilisesi ve Arnarstapi’nin kıyı patikaları da rotayı çeşitlendirecek duraklar arasında.

Moray Firth Coast, İskoçya

Fotoğraf: Ray Bilcliff – pexels.com

Cadı Circe ve onun yemyeşil bir uçurumun üzerindeki ıssız evi için yapım, kamerayı İskoçya’ya doğrultuyor. Yüksek falezleri, deniz kayalıkları ve vahşi kıyılarıyla bu rota, kuzeyin destansı atmosferini hissettiriyor. Moray kıyısındaki Cullen çevresi başlı başına bir Avrupa kıyı kaçamağı. Yapılacaklar listesinin ilk sıralarında, Cullen’dan başlayıp Sunnyside Beach üzerinden Findlater Castle’ın seyir noktasına uzanan bir kıyı yürüyüşü geliyor. Çimenli falezlerin üzerinden Moray Firth’ü izlerken fokların ve yunusların da size eşlik ettiğini gözlemleyebiliyorsunuz. Rotayı Culbin Forest’ın çam ormanları ile uzatabilir; bölgenin tütsülenmiş mezgit ile hazırlanan yöresel çorbası “Cullen Skink”i tadabilirsiniz.

Aït Benhaddou, Ouarzazate & Essaouira, Fas

Fotoğraf: Faruk Tokluoğlu – pexels.com

Filmin Truva sahneleri, Atlas Dağları’nın eteklerindeki Aït Benhaddou’da çekiliyor. Truva Atı’nın keşfedildiği ve Odysseus ile adamlarının yolculuğa çıktığı sahneler için ise Atlantik kıyısındaki Essaouira tercih ediliyor. Bu iki yer, binlerce yıllık bir uygarlığın atmosferini yaşatan Fas’ın UNESCO Dünya Mirası alanları. Aït Benhaddou, kerpiç mimarisi ve çöl manzaralarıyla çevrelenen bir köy rotası. Burada Ounila Vadisi’ni seyredebilir, palmiye bahçelerini ve Atlas Dağları’na uzanan yolları keşfedebilirsiniz. Essaouira ise yolculuğa daha canlı ve denizle iç içe bir tempo katıyor. Surların üzerinden Atlantik’i izlemek, balıkçı limanında günlük avı seçip hemen yakınındaki tezgâhlarda pişirtmek, güçlü rüzgârları sayesinde sörf ve rüzgâr sörfü yapmak şehri keşfetmenin en keyifli yolları arasında.

Kapak Fotoğrafı: Universal Pictures France

İlginizi çekebilir: Eralp Alper’den “The Odyssey”: Nolan’dan Sinemaya Destansı Bir Hediye