Erken Kış: Özcan Alper Sinemasında Araf
Özcan Alper sineması, en başından beri coğrafyamızın ve geçmişin insan ruhunu hırpaladığı izlerin peşinde. Sonbahar’da Doğu Karadeniz’in sisli ve kederli atmosferinde bizi bertaraf ederken Gelecek Uzun Sürer’de toplumsal hafızayla, Karanlık Gece’de ise taşranın vicdan azabıyla harmanlamıştı. Birbiriyle hem alakasız hem de alakalı eserlerdi yani benim gözümde. Alper, son filmi Erken Kış ile yine o tanıdık gelen melankolinin peşine düşüyor ama bu kez anlatıyı çok daha güncel meselelerle besliyor: Sınırlar, taşıyıcı annelik, zorunlu göç ve en önemlisi de günün sonunda elimizde kalan o derin köksüzlük, yurtsuzluk hissi.

İnsan, kendi kışını yaşamadan başkasının baharına sığınabilir mi? Başkasının baharı bize ne tür hayal kırıklıkları sunuyor olabilir? Anlatı, odağına savaşın ve coğrafyanın oradan oraya savurduğu genç bir kadın olan Lia ile kendi kabuğuna çekilmiş, geçmişiyle dertleri bitmemiş güç sahibi bir adamın yollarının kesişmesini alıyor. Başta Batum-İstanbul hattında bir taşıyıcı annelik mevzusu gibi başlıyor film, Özcan Alper’in yönetmenlik tercihleriyle hızlı şekilde başka yerlere savruluyor. İki insanın bir arabada mutsuzlukları ve suçluluklarıyla yüzleştiği bir “yolda olma” haline dönüşüyor. Yol hikâyesi sevdalıları için biçilmiş kaftan olduğu her halinden belli olan bir film zaten.
Editör Notu: Yazının devamı spoiler içerebilir.

Hikâyenin taşıyıcı annelikle başlaması heyecan verici ama meğer o mesele bizim hikâyemiz için sadece bir çıkış noktasıymış. Özcan Alper’in deşmek istediği yerler farklıymış yani. Bu anlamda ufak bir hayal kırıklığı oldu aslında. Sinemamızda pek de değinilmeyen mevzulara girişiyoruz heyecanı sarmıştı filmin başında… Bizim odaklandığımız şeyler ise şunlarmış: Karakterlerin arafta kalmışlığı, ıskaladıkları ihtimaller. Birbirini sevebilirlerdi, mutlu olabilirlerdi dedirten 2 karakter. Gerçi bunu ne kadar inanarak söylüyoruz o da muamma. Çünkü iki karakterin de bambaşka dünyaların insanları olması söz konusu. Adam kadında gençlik ve güzellik görüyor, o illüzyonu yaşıyor. Kadın da adamda “olgunluk” ve bir sevilebilme ihtimalini görüyor. Aslında bu anlamda biraz erkek orta yaş krizi perspektifinden ilerliyor olması tartışmaya açık bir yapı kuruyor. Bir taraftan da hak verilecek nüanslarda boğulmamızı da sağlıyor. Bu karmakarışık duygularla film izleme işini seviyorum…
Oyunculuk tarafında ise filmin bütün yükünü sırtlayan iki isim var zaten ve ikisi de rolün altından incelikle kalkmış. Leyla Tanlar, Lia rolünde içten içe köpüren bir performans sunuyor. Altın Portakal’da aldığı En İyi Kadın Oyuncu ödülünü sonuna kadar hak ettiğini görmek sevindirici. Gürcistanlı bir kadının aksanını, duruşunu, bir kadının kendi bedeni ve geleceği üzerindeki söz hakkını kaybetme eşiğindeki o çaresizliğini tüm hal ve tavırlarına öyle organik bir yerden yerleştirmiş ki, kendisini izlerken hayran olmamak mümkün değil. Bence filmin en güçlü yanı da Leyla Tanlar bu anlamda.

Timuçin Esen ise karakterinin iç dünyasındaki çöküşü ve suçluluk duygusunu son derece sakin ve dingin bir yerden oynuyor. İkilinin arasındaki ilişki, sinemada görmeye alıştığımız o zorlama romantizme hiç kaymıyor. Aksine, birbirinin kederini tanıyan iki yabancının sözsüz mutabakatı gibi. İzlerken “ya bunların arasında bir şeyler olmuş” hissini bir noktaya kadar taşıyor zaten hikâye sonra bir noktadan itibaren deşifre etmeye başlıyor yavaşça. Deşifre oldukça gizemini kaybediyor belki hikaye ama olsun. Ben bu açıdan bakınca, filmin varmaya çalıştığı yerden çok barındırdığı detaylardaki gerçeklikten etkilendim sanırım. Bardağın dolu tarafına bakmaya bayılırım.
Özetle, Erken Kış, hikâyesi yarıda kesilmiş, baharı görmeden kışa yakalanmışların ve kaçırılmış ihtimallerin altını çiziyor. Coğrafyanın kaçılamayan bir kader, geçmişin ise kolay kolay silinmeyen bir gölge olduğunu yanağımızı kibarca okşayarak anlatıyor. Leyla Tanlar performansı ve Karadeniz atmosferiyle bir şans verilmeyi hak ediyor derim. Yakın zamanda HBO Max Türkiye kataloguna eklenmiş, bilginize. Sevgiler.
Diğer içeriklerime instagram üzerindeki blogumdan (@atıptutuyorum) ulaşabilirsiniz.
Kapak Fotoğrafı: IMDb
İlginizi çekebilir: Sine Magger’dan Film Önerileri

Eralp Alper







Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!