Banca Unione: Türk ve İtalyan Kültürlerinin Buluşma Noktası
İstanbul’da bazı yapılar, şehrin değişen yüzüne tanıklık ederken her dönemde kendilerine yeni bir hikâye kurar. Karaköy’ün tarih yüklü Bankalar Caddesi’nde yer alan L’Union Han İstanbul da geçmişin izlerini bugünün zarafetiyle bir araya getiren bu yapılardan biri. Köklü mimarisi ve bugün kazandığı yeni kimliğiyle yapı, İstanbul’un katmanlı hafızasını hissettiren özel bir atmosfere sahip. Gelin, şimdi L’Union Han’ın zemin katında yer alan Banca Unione’ı birlikte keşfedelim.
L’Union Han Istanbul
Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk sigorta şirketlerinden biri için inşa edilen ve 1911 yılında tamamlanan L’Union Han, İtalyan mimar Edoardo De Nari’nin İstanbul ile İtalya arasında kurduğu mimari bağın izlerini taşıyor. Bugün Vignette Collection’ın İstanbul’daki ilk temsilcisi olarak konuklarını ağırlayan yapı, özgün mimari detaylarını çağdaş bir otel anlayışıyla bir araya getiriyor.
Ben de otelin içini gezme ve odalardan birini görme fırsatı buldum. Gerçekten çok güzel bir dönüşüm olmuş. Ortak alanlardan odalara kadar her detay özenli, şık ve dengeli bir şekilde tasarlanmış. Özellikle gördüğüm oda, sade ama güçlü tasarım diliyle etkileyiciydi.
Banca Unione
Otelin zemin katında konumlanan Banca Unione ise yapının İstanbul ile İtalya arasında kurduğu bağı sofraya taşıyor. “Caffè. Cucina. Aperitivo.” mottosuyla şekillenen restoran, aynı denizin iki kıyısında gelişen Türk ve İtalyan kültürlerini Akdeniz ruhu etrafında buluşturuyor. Günün farklı saatlerine uyum sağlayan kurgusuyla sabah kahvaltı ve fırın ürünleriyle başlayan hareketlilik, gün içinde kahve ve pastane seçkisiyle devam ediyor; akşam saatlerinde ise daha belirgin bir gastronomi ve “aperitivo” deneyimine dönüşüyor. Böylece Banca Unione, günün ritmiyle birlikte değişen ve her saatinde farklı bir deneyim sunan yaşayan bir buluşma noktası hâline geliyor.
Ambiyans
Erhan Sağır tarafından tasarlanan Banca Unione, günün farklı saatlerine uyum sağlayan bir kurguya sahip. Ben mekânı akşam deneyimlediğim için özellikle ışıkların yarattığı sıcaklığı, yüksek tavanların verdiği ferahlığı ve geniş oturma düzenini çok sevdim.
Mermer masalar, ahşap detaylar, desenli koltuklar, bitkiler ve tavandan sarkan aydınlatmalar mekâna şık ama rahat bir hava katıyor. Geniş bir alan olmasına rağmen soğuk ya da mesafeli hissettirmemesi bence tasarımın en başarılı taraflarından biri. Oturma alanlarının farklı biçimlerde kurgulanması da mekânın tekdüze görünmesini engelliyor.
Akşam saatlerinde bar çevresinde daha hareketli, masalarda ise daha sakin ve uzun sohbetlere uygun bir atmosfer oluşuyor. Solid Consulting Group ve Murat Özkan liderliğinde kurgulanan bar, İtalyan aperitivo kültürünü yerel aromatiklerle buluşturarak mekânın akşam ritmini tamamlıyor. Genel olarak Banca Unione, yumuşak ışığı ve dengeli tasarımıyla akşam yemeği için keyifli bir ortam sunuyor.
Türk ve İtalyan Mutfağını Aynı Masada Buluşturan Menü
Solid Consulting Group vizyonu ve Şef Tolga Atalay’ın danışmanlığında hazırlanan Banca Unione menüsü, Türk ve İtalyan mutfaklarını yalnızca yan yana getirmek yerine iki mutfağın ortak noktalarından yeni tabaklar oluşturuyor. Zeytinyağı, ekmek, hamur işi ve uzun sofralar gibi ortak bir Akdeniz hafızasından beslenen menüde, tanıdık tarifler farklı teknikler ve malzemelerle yeniden yorumlanıyor. Cibes Pestolu Mantı, Çiğ Köfteli Gnocchi, Asma Yaprak Ekşilemeli Risotto ve Biber Dolmalı Ravioli gibi tabaklar, bu yaklaşımın en belirgin örnekleri arasında yer alıyor.
Denediğim Lezzetler
Yemeğe Burratina ve Köz Kapya Biber ile başladık. Burratinanın yumuşak ve kremamsı dokusu, közlenmiş kapya biberin hafif tatlı ve isli aromasıyla çok güzel bir uyum yakalıyordu. Sade görünen ama malzemelerin dengesiyle kendini gösteren, başlangıç için oldukça keyifli bir tabaktı.
Ardından Trüflü Köy Eriştesi geldi. Köy eriştesinin o tanıdık, ev yemeği hissi veren dokusuna trüfün daha yoğun aroması eşlik ediyordu. Bir yandan alışıldık, bir yandan da farklı hissettiren bir tabaktı. Yemesi gerçekten çok keyifliydi.
Menüde beni en çok meraklandıran tabaklardan biri ise Çiğ Köfteli Gnocchi oldu. İtalyan mutfağının yumuşak dokulu gnocchi’si ile Türk mutfağından bildiğimiz çiğ köftenin aynı tabakta buluşması ilk anda oldukça sıra dışı geliyor. Ama tam da bu yüzden menünün iki mutfak arasında kurduğu bağı en iyi anlatan tabaklardan biri olduğunu düşünüyorum. Farklı bir yorum olmuş.
Limonlu Enginarlı Pizzette ise gecenin benim için en güzel sürprizlerinden biriydi. Enginarın kendine özgü tadı, limonun ferahlığıyla çok iyi dengelenmişti. İnce tabanı da malzemelerin önüne geçmeden tabağı tamamlıyordu. Ben bu pizzetteyi gerçekten çok sevdim; hatta masadaki favorilerimden biri oldu.
Ana yemekte denediğim Izgara Dana Payyar, Püre ve Ballı Şakşuka, daha yoğun ve doyurucu bir tabaktı. Etin yanında gelen püre yumuşak bir denge sağlarken ballı şakşuka tabağa hem tatlı hem de baharatlı farklı bir katman ekliyordu. Alışılmış et eşlikçilerinden biraz uzaklaşması da tabağı daha ilgi çekici hâle getiriyordu.
Tatlılarda ise Tahinli Profiterol ve Antep Fıstıklı Tiramisuyu denedim. Tahinli Profiterol, klasik profiterolün çikolatalı ve kremalı yapısını tahinin yoğun aromasıyla bambaşka bir yere taşıyordu. Tahin aşığı biri olarak bu tatlıya gerçekten bayıldım. Antep Fıstıklı Tiramisu da oldukça lezzetliydi; kremamsı dokusu ve belirgin fıstık aromasıyla yemeğin sonunda iyi bir final oldu. Ama benim için gecenin tatlı yıldızı kesinlikle Tahinli Profiterol’dü.
Banca Unione; sade, abartıdan uzak ve malzemelerin ön planda olduğu bir yemek deneyimi arayanlar için güzel bir seçenek. Servis boyunca çalışanların ilgili ve özenli yaklaşımı da akşamı daha keyifli hâle getirdi. Yolunuz Karaköy’e düşerse bu güzel restoranı sizin de deneyimlemenizi çok isterim. Şimdiden afiyet olsun.
Kapak Fotoğrafı: Banca Unione
İlginizi çekebilir: Tuba Nil Dengiz’den Crust&Co: Karaköy’de Samimi Bir Pizza Dükkanı

Tuba Nil Dengiz 










Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!