Jaume Plensa’dan Juana: Haliç’te Yeni Bir Sanat Karşılaşması
Tersane Istanbul’un Haliç kıyısındaki sahil hattı, bu kez çağdaş heykelin uluslararası ölçekte en tanınan isimlerinden Jaume Plensa’nın Juana adlı eserine ev sahipliği yapıyor. Yaklaşık yedi metre yüksekliğindeki dökme demir heykel, Ağustos 2026’nın sonundan Şubat 2027’ye kadar İstanbul’da görülebilecek. Juana, aynı zamanda Plensa’nın İstanbul’da kamusal alanda sergilenen ilk eseri olma özelliğini taşıyor.

Sanatı gündelik kent yaşamının bir parçası hâline getirmeyi amaçlayan Tersane Istanbul, kamusal sanat programını farklı disiplinlerden uluslararası sanatçılarla geliştirmeye devam ediyor. 2025 yılında Galleria Continua iş birliğiyle Haliç kıyısındaki G8–The Space’te gerçekleşen Arcangelo Sassolino’nun The State of Desire projesinin ardından, bu kez sanat alanın içinden sahil hattına taşınıyor. Jaume Plensa Studio iş birliği ve Galerie Lelong’un desteğiyle İstanbul’a gelen Juana, Tersane İstanbul’un tarih, mimari ve çağdaş sanatı aynı alanda buluşturan yaklaşımının yeni adımlarından biri.
Plensa’nın son dönem üretimlerinde sıklıkla karşımıza çıkan insan yüzü, Juana’da da anıtsal bir ölçeğe kavuşuyor. Kapalı gözleri ve dingin ifadesiyle eser; sessizlik, hafıza ve içe dönüş gibi kavramlarla Haliç’in tarihî dokusu arasında şiirsel bir ilişki kuruyor. Heykelin ölçeği ise izleyicinin eserin çevresinde dolaşarak beden, mekân ve perspektif arasındaki ilişkiyi doğrudan deneyimlemesine imkân veriyor.

1955 yılında Barselona’da doğan Jaume Plensa, insan yüzü, dil, kimlik ve kolektif hafıza gibi kavramları merkezine alan sanat pratiğiyle ünlü. Heykelin yanı sıra desen, baskı, kitap, sahne ve kostüm tasarımı gibi farklı alanlarda da üretim yapan sanatçının en güçlü uluslararası görünürlüğü ise kamusal alan işleriyle şekilleniyor. Plensa, Fransa Kültür Bakanlığı tarafından Chevalier des Arts et des Lettres unvanına layık görülürken kariyeri boyunca Velázquez Plastik Sanatlar Ödülü dahil pek çok ödül aldı.

Sanatçının eserleri bugüne kadar dünyanın farklı kentlerinde kamusal alanlarla doğrudan ilişki kurdu. Chicago’daki Crown Fountain, Antibes’teki Nomade, Seattle’daki Echo, Madrid’deki Julia ve Jersey City’deki Water’s Soul, Plensa’nın en bilinen kamusal işleri arasında. Büyük ölçeklerine rağmen sakin ve içe dönük bir karakter taşıyan bu eserler, bulundukları kentin mimarisi ve gündelik yaşamıyla birlikte yeni anlamlar kazanıyor.
Şimdi bu rotaya İstanbul da ekleniyor. Haliç’in gün boyunca değişen ışığı, alanın tarihî dokusu ve sahil hattı arasında konumlanan Juana, çağdaş sanat ile kentin hafızasını aynı manzarada buluşturuyor. Bu sebeple Tersane İstanbul’da sanat, kent içinde yürürken karşılaşılan gündelik deneyimin de parçasına dönüşüyor.
Artsy Magger
İlk yorumu siz yazın!