Yeme alışkanlıklarımız son yıllarda ne kadar değişti, hiç düşündünüz mü? Protein tüketiminden bağırsak sağlığına, gün içindeki enerjimizden kan şekeri dengesine kadar tabağımıza artık çok daha bütüncül bakıyoruz.

Zayıflama İğnesi Kullanırken Beslenme | Fotoğraf: Monika Grabkowska – unsplash.com

Bu değişimin son dönemde en çok konuşulan başlıklarından biri halk arasında zayıflama iğneleri olarak da bilinen Tip 2 diyabet ve obezite hastalığının tedavisinde kullanılan GLP-1 temelli tedaviler. GLP-1 temelli ilaçlar, bağırsaklarımızdan yemek sonrası salgılanan doğal bir hormon etkisini taklit ederek kan şekerini düzenleyen, iştahı azaltan ve kilo kontrolüne yardımcı olan tedaviler. Hekim kontrolünde uygulanan bu tedavilerle iştah, porsiyonlar ve öğün düzeni değişirken günlük beslenme de yeni bir ritme giriyor. Daha küçük porsiyonlarla birlikte “ne kadar yiyoruz?” sorusunun yanına “tabağımızda nelere yer veriyoruz?” sorusu ekleniyor.

Küçük Porsiyon, Dengeli Tabak

İştah azaldığında her lokmanın beslenmedeki payı büyüyor. Gün içinde tüketilen miktar azalırken protein, lif, sağlıklı yağlar, sıvı, vitamin ve minerallerin öğünlerdeki dağılımı daha fazla özen istiyor.

Protein kaynakları, sebzeler, liften zengin besinler ve sağlıklı yağlarla oluşturulan öğünler, küçük porsiyonlarda besin çeşitliliğini korumaya yardımcı oluyor.

Zayıflama İğnesi Kullanırken Beslenme | Fotoğraf: David Foodphototasty – unsplash.com

Yeni Bir Beslenme Düzeni Kurarken

İştah, günlük tempo, öğün düzeni ve beslenme ihtiyaçları kişiden kişiye değişiyor. Bu nedenle GLP-1 tedavileri sırasında beslenme düzeninin de kişisel ihtiyaçlar doğrultusunda şekillenmesi önem taşıyor.

Peki tabağın dengesi nasıl kurulmalı, hangi besinlere öncelik verilmeli ve vitamin-mineral ihtiyacı nasıl değerlendirilmeli? Konunun uzmanına sorduk.

GLP-1 Kullanırken Kişiye Özel Beslenme Neden Önemli?

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Abdullah Uyaroğlu ile GLP-1 tedavileri sırasında değişen beslenme ihtiyaçlarını, kişiye özel bir düzen kurmanın önemini ve sürdürülebilir kilo yönetimini konuşuyoruz.

Doç. Dr. Oğuz Abdullah Uyaroğlu: 

“GLP-1 ve GIP, yemek yediğimizde bağırsaklarımızdan doğal olarak salgılanan ve “inkretin” adı verilen hormonlardır. GLP-1 temelli ilaçlar, bu doğal hormonların etkilerini taklit eden ve vücutta daha uzun süre etkili olacak şekilde geliştirilmiş tedavilerdir; bazı ilaçlar yalnızca GLP-1’i, bazıları ise hem GLP-1 hem de GIP hormonlarının etkilerini taklit eder. Beyindeki iştah ve tokluk merkezlerini etkileyerek açlık hissini azaltır, tokluk hissini artırır ve böylece daha az yemek yemeye yardımcı olurlar. Ayrıca kan şekeri yükseldiğinde pankreastan insülin salgılanmasını artırır; GLP-1 etkisi glukagon salgısını azaltır ve mide boşalmasını yavaşlatarak yemek sonrası kan şekerinin daha kontrollü yükselmesine katkıda bulunur. GLP-1 temelli tedaviler bu etkileri ile günümüzde Tip 2 Diyabet ve Obezite Hastalıklarının tedavisinde kullanılan en temel ilaçlar haline gelmişlerdir. Ve bu tıbbi tedavilerin mutlaka hekim kontrolünde uygulanması gerekmektedir.

GLP-1 temelli tedavilerin kullanımı yaygınlaştıkça, klinikte iştahın ve toplam besin alımının belirgin şekilde azalmasına bağlı olarak bazı hastaların yeterli ve dengeli beslenmekte zorlanabildiğini daha fazla görüyoruz. Bu nedenle kilo yönetiminde artık yalnızca verilen kiloya değil, kilo verirken beslenme yeterliliğinin nasıl korunacağına da odaklanmak gerekiyor.

Bu konu son yıllarda bilimsel çevrelerin de özellikle dikkat çektiği bir alan hâline geldi. 2025 yılında Amerika’da obezite ve beslenme alanındaki dört önemli bilimsel kuruluş tarafından yayımlanan ortak bilimsel rehberde, GLP-1 temelli tedaviler sırasında besin kalitesinin, yeterli protein ve sıvı alımının, lif tüketiminin ve mikrobesin yeterliliğinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Özellikle porsiyonlar küçüldüğünde, yenilen gıdaların besleyici değeri daha da önem kazanıyor; bu nedenle besin değeri yüksek ve mümkün olduğunca az işlenmiş gıdalara öncelik verilmesi öneriliyor.

Bir diğer önemli konu kas kütlesinin korunmasıdır. Kilo kaybı yalnızca yağ dokusundan gerçekleşmiyor; yağsız vücut kütlesinde de azalma görülebiliyor ve bunun bir bölümünü kas dokusu oluşturuyor. Bu nedenle yeterli protein alımı önemli olmakla birlikte tek başına yeterli değil; düzenli fiziksel aktivite ve özellikle direnç egzersiziyle birlikte düşünülmeli. Uluslararası bir uzman konsensüsü de kilo kaybı sırasında yağsız vücut kütlesinin ve fiziksel fonksiyonun korunmasında direnç egzersizinin önemini özellikle vurguluyor.

Benzer şekilde, yakın zamanda uluslararası saygın bir tıp dergisinde yayımlanan “GLP-1 Tedavisi Sırasında Beslenme ve Fizsel Aktivitenin Birlikte Ele Alınması: Yaşam Tarzı Faktörleri Önemini Koruyor” başlıklı değerlendirmede de yalnızca kalori hesabına değil, besin kalitesine odaklanılması gerektiğine dikkat çekiliyor. Yeterli protein ve sıvı alımının, lif tüketiminin, vitamin-mineral gereksinimlerinin ve düzenli fiziksel aktivitenin birlikte değerlendirilmesi öneriliyor.

Vitamin ve Mineraller Denklemin Neresinde?

Porsiyonlar küçüldükçe öğünlerin besin çeşitliliği daha fazla önem kazanıyor. B grubu vitaminleri normal enerji oluşum metabolizmasına; C vitamini, B6 vitamini ve B12 vitamini yorgunluk ve bitkinliğin azalmasına katkıda bulunuyor. A, C ve D vitaminleri bağışıklık sisteminin normal fonksiyonunu desteklerken, D vitamini normal kas fonksiyonunun korunmasına katkı sağlıyor. 

Değişen beslenme düzeninde vitamin ve minerallerin günlük öğünlerdeki yerini takip etmek, tabağın dengesini korumanın önemli parçalarından biri.

Zayıflama İğnesi Kullanırken Beslenme | Fotoğraf: Monika Grabkowska – unsplash.com

Vitamin-Mineral Desteği Ne Zaman Gündeme Geliyor?

Beslenmeyle ihtiyaçların yeterince karşılanamadığı durumlarda takviye edici gıdalar, sağlık profesyonelinin değerlendirmesiyle gündeme gelebiliyor. Vücudun ihtiyacı olan günlük vitamin ve mineral desteğinin yanı sıra, enerji düşüklüğü ve yorgunluğun önüne geçmek için Koenzim Q10 gibi içeriklerin de tercih edildiği kombinasyonlar öne çıkabilir.

Takviye seçiminde kişisel ihtiyaçlar, mevcut sağlık durumu, kullanılan ilaçlar ve devam eden tedaviler birlikte değerlendirilmeli; kullanım hekim, diyetisyen veya eczacı görüşüyle planlanmalı.

Yeni Ritme Uyum

GLP-1 tedavileriyle değişen yeme alışkanlıklarında küçük porsiyonların içeriği daha fazla önem kazanıyor. Protein ve sıvı alımını gözetmek, besin çeşitliliğini korumak ve vitamin-mineral dengesini takip etmek, kişinin günlük hayatına uyum sağlayan yeni beslenme rutininin temelini oluşturuyor.

Kapak Fotoğrafı: Supradyn