Hilal Kaya ile: "Sümbül" Albümü Üzerine
Danimarkalı Türk vokalist, söz yazarı ve besteci Hilal Kaya, ilk albümü “Sümbül”ü 28 Ağustos 2026 tarihinde CPL Music / Nordic Notes etiketiyle dinleyicilerle buluşturdu. Türk halk müziğinden beslenen; rock, caz ve psikedelik öğeleri bir araya getirirken geleneksel Anadolu tınılarını modern ve özgür bir müzikal anlayışla yeniden yorumlayan albümün yolculuğunu Hilal Kaya ile konuştuk.
Hilal Kaya, daha önce yayımladığı “Perişan”, “Sultan” ve “Harabe” teklileriyle Avrupa’daki yeni nesil Anadolu psikedelik sahnesinin dikkat çeken isimlerinden biri hâline geldi. Mikrotonal melodiler, akustik enstrümanlar, doğaçlamaya açık yapılar ve güçlü vokallerin öne çıktığı “Sümbül”, hem köklü hem de modern bir sound taşıyor. Albümün müzikal yapısında gitarist ve prodüktör Søren Bigum önemli bir rol üstleniyor. Bigum; elektro gitar, akustik gitar, mandolin, steel gitar ve klavyelerle albümün farklı katmanlarını şekillendirirken ud ve bağlama sanatçısı Orhan Özgür Turan da kayıtların Anadolu karakterine güçlü katkılar sunuyor. Uzun yıllardır birlikte çalan Henrik Poulsen ve Søren Poulsen ise ritmik derinliği ve dinamik yapıyı besleyen isimler arasında yer alıyor. Henrik Poulsen’in bas gitar ve Moog bas kullanımı ile Søren Poulsen’in groove anlayışı, perküsyonları ve swing hissi albümün karakteristik atmosferini oluşturan temel unsurlar arasında.
Türk halk müziğinden beslenen; rock, caz ve psikedelik müzik tınılarıyla geleneksel ile modern arasında kendine özgü bir sound kuran bir müziğiniz var. Müzikal kimliğinizi inşa ederken içgüdülerinizi nerelerden ve nasıl besliyorsunuz?
Aslında bunun en büyük besin kaynağı gerçekten bu kimliğe güvenmekten geliyor. Anadolu’nun sihrine güvenmek ve içine girdiğin bu kimliği benimsemek önemli. Halk müziğinin çok büyük bir gerçeklik duygusu var. Ben de hiçbir şeyi sadece yapmış olmak için yapmamaya çalışıyorum.
Geleneksel Anadolu ezgileri, Kuzey Avrupa atmosferleri ve doğaçlama müzik anlayışı arasında dolaşan müziğiniz, hem köklerine bağlı hem de deneysel yönü güçlü bir anlayışı temsil ediyor. Müziğinizin bağlı olduğunu düşündüğünüz bir kök var mı? Kök arayışı ya da ona sahip çıkmak nasıl bir yaratma alanı açıyor size?
Yeni elementler kullanılsa da tabanda geleneksel kalmak benim için en önemlisi. Kendi ürettiğim müziklerde bunu çok önemsiyorum. Grubum da zamanla o atmosferin içine girdi. Şimdi birbirimizi ve yapmak istediğimiz müziği daha iyi tanıdığımız için her şey çok daha kolay oluyor.
Yayımladığınız “Perişan”, “Sultan” ve “Harabe” teklileriyle Avrupa’daki yeni nesil Anadolu psikedelik sahnesinin dikkat çeken isimlerinden biri hâline geldiniz. Kariyerinizde yeni bir eşik olan ilk albümünüz “Sümbül”, CPL Music / Nordic Notes etiketiyle yayımlandı. Nasıl bir müzikal anlayışın sonucu olarak bu albüm ortaya çıktı?
Halk müziğinin evrenselliğini benimseyerek ortaya çıktı. Buna çok güveniyorum çünkü bence dünyanın bütün halklarının müziklerinde insanın içine işleyen ve gerçekten geldiği yeri belli eden bir tını var. Benim müzik anlayışımın temelinde de bu var. Bu anlayış albümün tamamında farklı şekillerde işleniyor.
“Sümbül”, müzikseverler için nasıl bir sound dünyası vadediyor?
“Sümbül”ün Türk halk müziği geleneklerinin birçok farklı türle birleşmesinden oluşan bir sound dünyası var. Nordik halk müziğinden tınılar da barındırıyor. Ancak bir yandan steel gitarla çalınmış arabesk de yer alıyor. Albümde 11 şarkı var ve elimizden geldiğince geniş bir yelpaze sunmaya çalıştık.
Albümün müzikal dünyasını inşa ederken kimlerle ne gibi çalışmalar yürüttünüz? Süreç sizin ve ekibiniz açısından nasıl geçti?
Albümün temelinde vokallerim var. İlk solo albümüm olduğu için süreci biraz tanışma şeklinde ilerlettik. Şarkıların çoğu çok önceden yapıldı ama biz konserlerde çaldıkça geliştiler ve son hallerini aldılar. Bu sayede hem ekip olarak birbirimizi hem de müziğimizin sound’unu daha iyi tanıdık.
Albümde kendi özgün bestelerinizin yanı sıra üç geleneksel Türk müziği eseri de yer alıyor. Yozgat yöresine ait “Mavi Yıldız”, Erzurum yöresinden bir türkü olan “Alma Attım Yuvarlandı” ve “Başındaki Yazma / Avşar Elleri” var. Bu eserlere nasıl bir yaklaşım getirmek istediniz?
Albümün amaçlarından biri zaten bu müziği tanıtmak. Bu üç eser de birbirinden farklı tınılara sahip: ağıt, bozlak, oyun havası… Bu eserleri geleneksel yorumlarının ötesine taşıyarak dünya müziği içerisinde de karşılık bulabilecek şekilde icra etmek istedik. Bir yandan da üç farklı kültürü, yöreyi ve ezgiyi dinleyiciye tanıtmak istedik.
Albümünüzle ilgili, “Bu albüm benim için özlem, aidiyet ve köklerle kurulan bağ üzerine kurulu. Müziğin özgür kalmasına izin verirken Anadolu’nun büyüsünü ve hafızasını da içinde taşımaya çalıştık.” diyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız, bu kavramlar şarkılarınızı ve albümünüzü hazırlarken nasıl bir projeksiyon sundu size?
Yurt dışında doğdum ve büyüdüm. Annem ve babamın özlemle geçen bir ömrü var ve ben buna hep şahit oldum. Biz aynı duygularla büyümedik belki ama özlem ve aidiyet eksikliği hayatımızın hep bir parçası oldu. Bu boşluk hissi, dinlediğimiz müzikte bile kendini hissettiriyor. Kaçan düğünler, kaçan doğum günleri, kaçan cenazeler… Bunlar hasretin getirdikleri. Bu doğallık ve gerçeklik zaten hayatın bir parçasıyken müzik yapmak için başka bir elemente ihtiyaç kalmıyor.
Duyguların, hikâye anlatıcılığının ve sözlü kültürün müziğinizi derinden etkilediğini hissedebiliyoruz. Geriye dönüp baktığınızda “Sümbül” albümü hikâye anlatıcılığınıza ve duygu dünyanıza nasıl bir yön kazandırdı?
Albümde hem şahsi olarak beni hem de başka kişileri konu edinen eserler var. Bunun halk müziğinde önemli bir yere sahip olduğunu düşünüyorum. Mesela “Sultan” isimli eserim doğrudan tanıdığım bir kadının hikâyesini ele alıyor. “Sümbül” ise benim hikâyemi annemin bakış açısından anlatıyor. Böyle eserlerin hem bana hem de müziğime gerçeklik ve özgünlük kattığını düşünüyorum.
Gelecekteki çalışmalarınıza dair neler söylemek istersiniz? Denemek istediğiniz formlar, türler ya da yaklaşımlar var mı?
Aynı özgürlükle devam ederek nereye gelebileceğimi merak ediyorum. Anadolu müziği yapıyor ve Sivas kökenli olsam da ülkemizin birçok farklı bölgesine kulak veriyorum. Bu zenginliği görmezden gelemeyiz. Tek bir coğrafyaya bağlı kalmadan, temele halk müziğini koyarak devam etmek ve yeni enstrümanlarla daha da evrensel bir yol denemek istiyorum.
Kapak Fotoğrafı: Sanatçının İzniyle
İlginizi çekebilir: Enes Kudu’dan Murat Ceylan Wish ile: “İyi Köpek” Şarkısı ve Müziği Üzerine

Enes Kudu 








Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!