1992 yılını hatırlayın, o yıllarda Amerika’dan başlamak üzere Grunge dünyadaki altın çağını yaşıyordu. Fakat İngiltere’de sahne değişmek üzereydi. Henüz ilk albümünü bile yayınlamamış bir grup Britpop’un gidişatını değiştirdi: Suede. Ve şimdi, ilk albümlerinden 20 yıl sonra Suede altıncı albümleri Bloodsports’u yayınladı.

1992 yılında Suede, Bowie-vari androjen bir stil, cinsellik, ilişkiler ve İngiliz hayatına dair zekice yazılmış özgün şarkı sözleri ve müzikleriyle bir anda tüm İngiltere’nin dikkatini çekmiş, “en iyi yeni grup” olarak daha bir albüm bile yayınlamadan bir sürü dergiye kapak olmuştu.

Tüm grup içi dramlardan ve 90′larda yaşadıkları parlak dönemin ardından daha olgun bir Suede yeni bir albümle döndü. Bloodsports ise solist Brett Anderson’ın yeteneğinden, karizma ve söz yazma becerilerinden hiçbir şey kaybetmediğinin adeta canlı kanıtı. Müzik bloglarına göre, Suede 1994′te Dog Man Star’la bıraktığı yerden devralıyor, Pitchfork’a göre Anderson ilişkileri tek boyutuyla değil her yönüyle göstermekten hoşlanıyor, bu yönlere ihanet, duygusal bağımlılık, yırtıcılık da dahil. Ama bir yandan da tüm bu hisler dahice bir zarafetle yansıyor şarkı sözlerine. “Sometimes I’ll Float Away“deki şu dizeler gibi: “Let me take you through each stage of the male mistake / And we’ll adopt our natural roles”.

Bloodsports da tıpkı 1994′te yayınlanan Dog Man Star gibi Anderson’ın duygusal gözlemlerinden oluşuyor, ama uyuşturucuların ve sürreal temaların etkisi biraz daha azalmış görünüyor. Suede bir yandan onları özgün yapan tema ve soundları koruyor ama bunu kendilerini tekrar etmeden taze bir yolla yapıyorlar. Bu birleşme, görmeye alıştığımız para için yapılan zoraki birleşmelerin hissini vermiyor dinleyiciye.

Albümün son dört şarkısı ilk altısına kıyasla daha karanlık, şarkıların genel yapısı ve temalar daha karanlık bir hal alıyor. “What Are You Not Telling Me?“de Anderson tahminen cevabını duymak istemeyeceği bir soru soruyor, “Sometimes I’ll Float Away“de ise tek taraflı aşkın acısını paylaşıyor ve bunu parlak ve görkemli bir sonla noktalıyor. Benim favorilerim genellikle ilk altı şarkıdan. Etkileyici girişiyle “Sabotage“, ikinci şarkı “Snowblind” ve o mükemmel kapanış sayesinde “Sometimes I’ll Float Away” albümde en beğendiklerim.

Çıkışlarından 20 yıl sonra, Suede hala yeni jenerasyonları etkileyebileceklerini ve şimdiye dek gördüklerimizden fazlası olduğunu kanıtlıyor. Bloodsports, Suede’in mirasına ihanet etmeden, daha olgun ve farklı olabileceklerini gösteriyor.

Pitchfork yazısı:
http://pitchfork.com/reviews/albums/17779-suede-bloodsports/

Fotoğraflar:
http://www.suede.co.uk

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?