Erdem Bey, 1973 İstanbul doğumlu. Denizcilik Lisesi ve Uluslararası İlişkiler lisans derecesinin ardından İşletme yüksek lisansı yapıyor. Üç çocuk babası, yaklaşık 15 yılı aşkın süre medya sektöründe çeşitli pozisyonlarda çalışıyor ve Ekim 2015‘ten bu yana inşaat sektöründe kendi şirketiyle faaliyet gösteriyor. Bunun yanında en büyük tutkularından biri Alfa Romeo ve en büyük hobisi klasik arabalar! Günün erken saatlerinde, Erdem Top ve Spider S3’ü ile yeşillikler arasında Beykoz’daki evinde buluşuyoruz ve keyifli röportajımıza başlıyoruz.

Otomobillere ve sürüş aşkına olan tutkusunun ne zaman başladığını sorduğumuzda, çok küçük yaşlardan beri araba tutkusuna sahip olduğunu söylüyor. Babasının bir otomotiv şirketinde çalışıyor olmasının da bunda bir etken olduğunu belirtiyor. Erdem Bey daha 3-4 yaşlarındayken arabaların motor seslerinden markalarını tahmin edebildiğini söylüyor!

Alfa Romeo ile araba kullanmaya başladığı yıllarda tanışıyor. Klasik arabalara olan ilgisinden dolayı Göztepe Oto Sanayi’de bulunduğu bir gün, bir özel Alfa Romeo servisinin önünde siyah renkli bir “Veloce” görüyor. Erdem Bey, bu andan sonrasını şöyle ifade ediyor: “Araba oldukça bakımsızdı ancak arabanın ahşap Nardi direksiyonunu, ahşap kaplamalı ön panelini ve Veglia saatlerini incelerken Alfa Romeo etkisi altına giriyor.

Kendisine “Neden Alfa Romeo?” diye soruyoruz. Bize Alfa Romeo’yu ilk kez görüp ona aşık olduktan sonra bir 33 sahibi olduğundan bahsediyor. Alfa kullanıcılarının o dönemde Cumartesi günleri sanayide buluşup “Alfa” konuştuklarını ve herkes kendi hikayelerini anlatırken kendisinin de sırasıyla 145, 156, 159, GT ve Spider sahibi oluverdiğini söylüyor. Söylediğine göre, yine çok sevdiği 2.0 litre bir 75’i IMSA olarak modifiye etmişliği var. Erdem Bey, Alfa Romeo‘yu özel kılan şeyin hikayesi olduğunu düşünüyor.

Erdem Top, şu anki Alfa Romeo’su yani Spider S3 ile 10 yıldır birlikte. Spider S3’ünün kendisinin olmadan önce Antalya Gümrüğü’nde terkedilmiş bir halde ve çok bakımsız bir durumda olduğunu anlatıyor. Söylediğine göre, ilk kez karşı karşıya geldiklerinde bakışıp anlaşıyorlar ve o günden itibaren devamlı geziyorlar, birbirlerine daha çok bağlanıyorlar. Erdem Bey, Klasik Otomobil Kulübü’nün tüm rallilerine başka seçenekleri olmasına rağmen hep Spider ile katıldığını, çünkü ona çok güvendiğini söylüyor.

Ona göre Alfa’nın yarış mirası tüm modellerine yansıyor ama Alfisti’ler düz vitesi, tek kapıyı, sade tasarımları, ani ivmelenmeyi seviyorlar.

Erdem Bey’e onun için “tutku”nun ne anlam ifade ettiğini soruyoruz. Şöyle açıklıyor: “Hayata veya ilişkiye nasıl bakıyorsunuz; çok istikrarlı ve hikayesi belli olan ama hep aynı ritimde yaşamak mı isterdiniz, yoksa inişli-çıkışlı ve bol tutkulu bir ilişki mi tercih edersiniz? İşte Alman arabaları ile İtalyan arabaları arasındaki fark tam olarak budur!” Kendisi Alman arabalarını Alman kadınlarına, İtalyan arabaları da İtalyan kadınlarına benzetiyor çünkü onları da erkeklerin tasarlamış olduğunu söylüyor. Alfa Romeo’da aşkın ön planda olmasını buna bağlıyor.

Erdem Top, Spider’ın ölçü olarak büyük bir araba olmadığını ve şehirde kullanımının ve parkının çok rahat olduğunu söylüyor bize. En sevdiği güzergah ise Boğaz hattı! Spider’ını en çok nerede kullanmak istediğini sorduğumuzda ise, tercihi güney Fransa-Monaco-İtalya güzergahı oluyor. Kendisine son olarak Alfa Romeo’nun en vazgeçilmez modelinin hangisi olduğunu soruyoruz ve Alfa Romeo’nun yeni tasarım çizgisini nasıl bulduğunu öğrenmek istiyoruz. “Alfa Romeo demek, benim için tasarım demek.” şeklinde yanıtlıyor bizi ve Tipo 33 Stradale’in ikonik dizaynına değinerek 6C ve 4C’nin de çok özel arabalar olduğunun altını çiziyor.

Çok keyifli bir günün ardından çekimimizi sonlandırıyoruz. Erdem Top’a misafirperverliği ve güzel cevapları için çok teşekkür ediyoruz!

İlginizi çekebilir: Tüm Alfa Romeo Hikayeleri

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN