Ballerina: John Wick Evreninin Mirasını Çiğnemeden Yutan O Film
Ballerina, evren olarak John Wick dünyasına ait ama ruh olarak ondan uzak bir noktada konumlanacağını düşündüğüm bir filmdi. Fakat izledikten sonra John Wick’te çalışan “boş senaryo, bol aksiyon” formülünü bu filme de yedirdiklerini görmüş oldum. Bundan çok da şikayetçi sayılmam… Bu filmde sunulan hikaye, eski defterlerden cümleler alıp yeni bir sayfa açmak yerine, o defteri bildiğimiz satırlarla yazmaya kalkıyor. Başrolde gördüğümüz Eve karakteri, intikam arayışıyla yola çıkan bir suikastçı olsa da motivasyonu, John Wick’in kişisel felaketine kıyasla fazlasıyla mekanik kalıyor. Hikaye, John Wick serisinin o karanlık ve hafif şiirselliğini sırtlamaya çalışıyor. Elbette aksiyon sahneleri ustalıkla koreografilenmiş, bu konuda bir şüphe yok. Ama bunlar, hikayesel boşlukları doldurmaya yetmeyecek kadar ritüelleşmiş maalesef.

Filmin merkezindeki Eve karakteri, babasal mevzularının karanlığından çıkamayan, o geçmişin içinde doğmuş bir figür olarak sunuluyor. Bu durum, karaktere trajik bir derinlik katmak yerine onu otomatik bir intikam makinesine dönüştürüyor. İzleyiciye sunulan motivasyonlar ise neredeyse checklist mantığıyla ilerliyor: kayıp aile, gizemli örgüt, eğitim süreci, intikam listesi. Daha önce bu şablonu onlarca kez gördük ve ne yazık ki bu film bu listeye başka bir örnek daha eklemekten öteye geçemiyor. Eve’in dönüşümü, bir karakter yolculuğu olmaktan çok, görev tamamlamalı PC oyunu mantığına hizmet eden bir geçiş gibi hissettiriyor. Bu da karakterle bağ kurmayı güçleştiriyor.
Yönetmen Len Wiseman’ın aksiyon işçiliğinde deneyimi olduğu kesin. Filmden keyif alma sebebim de bu. Şahane bir kavga gürültü maratonu, nefeslenmenize izin vermiyor. Senaryonun dandikliği film bitince dank ediyor. Bu durum, filmin aksiyon açısından müthiş işlediğini kanıtlar nitelikte bence. Ballerina, bir yandan klasik suikastçı mitini sürdürüyor, bir yandan da yeni bir ton bulmaya çalışıyor ama ikisini bir arada başaramıyor gibi. Continental oteli, Ruska Roma ve örgüt dinamikleri gibi öğeler sadece bağ kurmak için kullanılıyor ama kendi başlarına bir ağırlık taşıyamıyorlar. Bu da filmi, kendine ait bir kimliği olmayan bir uzantıya dönüştürüyor. Sanki her sahne, bir başka filmin hatırasını anımsatmak için kurulmuş gibi.

Eve’in aldığı eğitim süreci, yer yer etkileyici detaylara sahip olsa da özgünlükten yoksun ama akıcı. Film, aksiyon temposunu yüksek tutarak derinlik eksikliğini perdelemeye çalışıyor ve bundan asla vazgeçmiyor. Hikayede dramatik boşluklardan dolayı, finalde izleyiciye geçmesi gereken duygular havada kalıyor. Eve’in yaşadığı kayıp, seyirciye geçmiyor; çünkü karakterin kendisi duygusal olarak açılmıyor. Bu da bizi filme yabancılaştırıyor.
Filmin en çelişkili tarafı ise, kadın bir başkahraman sunarken, onu sürekli olarak eril bir şiddet diline mahkum etmesi. Eve’in kadın olması, hikayeye yeni bir perspektif katacağına, sadece cinsiyet değiştirilmiş bir şablon gibi kalıyor. Bu durum bazı sahnelerde açıkça göze batıyor: Eve’in dövüşlerde zorluk yaşaması, akıl hocasından aldığı “kadın gibi dövüş” nasihatleri ya da hikayede en sonunda yine bir erkek figür (sürprizli kısmı burada saklayalım) tarafından gölgede bırakılması. Bu sahneler kadın temsiline katkı sunmak yerine, onu daha da zayıflatıyor. Filmin feminist görünme çabası, içi boş bir vitrin gibi kalıyor. Özellikle “kadın gibi dövüş” sekansını yazarken nasıl duyulduğunu hayal ettiler çok merak ettim…

Sonuç olarak Ballerina hakkında böyle ileri geri konuşsam da, gözümü kırpmadan izledim. Böyle de çelişkili bir insanım. John Wick evreninden çıkmış olması ona bir avantaj sağlamıyor, tam tersine beklenti çıtasını yükseltiyor. Dövüş sahneleri etkileyici, koreografi de başarılı; ama iyi bir başyapıt seviyesinde aksiyon filmi sadece yumruklarla değil, hikayeyle de hatırlanır (madem öyle ben de aforizma atayım)… Ballerina bunu sağlayamıyor ve hafızada serin bir gölge gibi kalıyor.
Sinema dünyasına ve filmlere dair paylaşımlarıma Instagram üzerindeki film blogumdan (@atıptutuyorum) ulaşabilirsiniz.
Kapak Fotoğrafı: IMDb
İlginizi çekebilir: Elif Barış’tan The Survivors

Eralp Alper







Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!