BIFED: Bozcaada’da Bir Belgesel Festivali
On İki yıldır düzenlenen Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali’ne ilk defa yolum düştü. Türkiye’de bir misyonu olan film festivallerinin geniş kitlelerde pek yankı yaratmadığı malumunuz. Çevreci bir misyonla yıllardır istikrarlı bir şekilde seçkisini izleyicisiyle buluşturan festivali diğerlerinden ayıran en önemli yönlerden biri ticari kaygılardan olabildiğince uzak olması. Belgeselciliğin gitgide öneminin arttığı bir dönemde, dayanışmayı ön planda tutan böyle bir organizasyonun içinde olmaktan duyduğum keyif bambaşkaydı. 8-12 Ekim arasında gerçekleşen festivalde uluslararası filmlerin de yarıştığı toplam 45 film gösterildi.

Bozcaada halk evi ve sahildeki Salhane’de gerçekleşen gösterimlere çok sayıda yerli ve yabancı sinema insanı da katıldı. Bir komüniteye ait olma hissinin özgürleştirici hissini doyasıya yaşamanın mümkün olduğu bu ortamda, Türkiye’nin içinde bulunduğu karamsar atmosferin dışında kalan ama bir taraftan da içinde bulunduğumuz dinamiklere karşı sesini yükseltmekten korkmayan bir tavır mevcut. Kısaca bazı izlediğim filmlerden bahsetmek isterim.
Açılış filmi Werner Herzog ustanın Lessons of Darkness’ıydı. Körfez savaşı sonrasında Kuveyt’te geçen filmde, işitsel anlamda bir anlatıcının sürüklediği bir olay örgüsü yok. Petrolün başrolde olduğu ve kurduğu kadrajlarla ve yarattığı imgelerle fark yaratmaya çalışan Herzog’un bizi o güzel sesinden biraz mahrum bıraktığı bu film her şeye rağmen enteresan bir heybete sahip.

Ardından Bloodline isminde bir kısa metraj izledim. Öğrenci filmleri seçkisindeki ödülü de kazandı bu film. Polonyalı yönetmeni de bu dört gün boyunca Bozcaada’daydı. Polonya Belarus sınırında, bizonları kamerasının karşısına alarak çok güçlü bir sinematografiyle göçmen&mülteci meselesine dokunmak isteyen film oldukça dikkat çekiciydi.
Festival sürecinde izlediğim bir diğer film Geographies of Solitude ise Sable adasında kimsesiz gibi yıllardır yaşayan bir bilim insanı, adayı her perspektiften mercek altına alıyor ve 16mm kamerasıyla oldukça özgün bir iş ortaya koyuyordu. Fakat kurgusu çok tembel geldi bana. Orta metraj olsa daha farklı yaklaşacağım bir film, yine de bu haliyle de görsel anlamda zihnimde yer edecek gibi bir his uyandırdı.
Kanada’da yerel halkların yıllardır süre gelen direniş mücadelesi ele alan Yintah isimli film ise yaşadıkları kasabanın ekolojik dengesini mahvedecek olan Gaslink projesine karşı çıkıp direnen bir halkı anlatıyordu. Çok güçlü bir anlatı ve şahsına münhasır bir belgeselcilik olduğunu düşünüyorum. Estetik kaygısı olan ve kamerasını sinemasal anlamda çok güçlü bir şekilde kullanan yönetmenin bu filmini herkese öneririm.

Gelelim festivalde izlediğim en iyi film olan Domates, Biber, Depresyon’a! Adana’nın bir köyünden gelen bu film, canını dişine takarak çalışan kadınların ve depresyonda olan erkeklerin ağırlıkta olduğu bir hikaye. Şehirli insanın da kendisinden bir çok nüans görebileceği filmin alametifarikası ise yönetmenin kamerasını seyirciye ne zaman hissettirmesi gerektiğini çok iyi bilmesi. Bazen tamamen gözlemci bir yerden, bazen de direkt yönetmenin gözünden karakteriyle sohbet eden bir tondaydı. Son zamanlarda izlediğim en doğal film diyebilirim, bayıldım.
BIFED seçkisinde yer alan filmler arasından son değineceğim ise Only On Earth. İspanya’da orman yangınlarını arka plana alarak derdini anlatan film, teknik anlamda başyapıt seviyesinde. Kurgu olarak ortalama bir iş. Fakat perdeden gözünüzü almanın imkansız olduğu çok sayıda sekans olması, filmin etkisini oldukça artırıyor.
Son olarak bu yazı vesilesiyle festivali organize eden ekibe teşekkür etmek isterim, tüm misafirlerini çok güzel şekilde ağırlayan, herkesin yüzünün güldüğü, bir sürü yardımsever insandan oluşan bu ekibin davetlisi olarak orada olmak çok güzeldi. Umarım seneye tekrar orada olabilirim. Bu arada açılış organizasyonundaki konuşmada ilk defa duyduğum ve festivali özetleyen bir anekdot vardı. Filistinli şair Mahmut Derviş’e aitmiş. “Şiir bir uçağı düşüremez ama pilotun aklını karıştırabilir.”
Kapak Fotoğrafı: BIFED
İlginizi çekebilir: Emre Eminoğlu’dan Ayvalık Uluslararası Film Festivali

Eralp Alper







Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!