Yıl 1999’dı; ilk okul bitmiş orta okula, altıncı sınıfa başlamıştım. Yepyeni bir okul, yeni arkadaşlarla tanışma heyecanı içindeydim. O sene tanıştığım insanlardan biri bana hayatta var olan ama özellikle bizim ülkemizde maalesef hala tabu olarak görülen bir gerçeği öğretecek ve biraz ucundan da olsa o gerçeği yaşatacaktı. Neyden mi bahsediyorum? “Benim Çocuğum” isimli bir belgesel duydunuz mu? Buyurun yazıma anlatayım size..

Bu sene !f İstanbul kapsamında gösterilen uzun metrajlı bir belgesel “Benim Çocuğum“. Yönetmeni Can Candan, Boğaziçi Üniversite’si öğretim üyesi. LISTAG’la tanışması, onların hikayelerini dinlemesi ve bunu insanlarla paylaşma cesaretini hatta bence özverisini gösteren biri. Peki ya LISTAG nedir? Kimlerden oluşur?

“Ocak 2008′de Lambdaİstanbul LGBT Dayanışma Derneği çatısı altında bir elin parmağını geçmeyecek sayıda ebeveynin bir araya gelmesiyle ilk filizlerini atan LISTAG, çocukları LGBT (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans) olan anne babalar ve aile yakınları için çalışan bir dayanışma ve destek gurubudur.” diye açıklıyorlar kendilerini.

Belgeselde bu ailelerin neler yaşadıkları, öncelikle tabii çocukların neler yaşadıkları, bu farklılıklarını kendilerine nasıl itiraf edip de ailelerine açıldıkları anlatılıyor. Bütün hikayeler birinci ağızdan anlatılıyor. Bir annenin, bir babanın neler yaşadığı, neler hissettiği, önce inkar etmesi ve sonra kabulleniş. Yani bir doğum sancısı, doğumun kendisi, gelişim süreci yaşanıyor adeta. Çok büyük bir özgüven, çok büyük bir cesaretle ve tabii ki sevginin gücüyle nasıl çocuklarının arkasında durduklarını anlatıyorlar bize…

Benim hayatıma on bir yaşımda girdi bu gerçek. Benim için de ilkti ama küçüktüm ve olduğu gibi kabullenmek çok zor olmadı. O benim arkadaşımdı ve diğer erkek çocuklardan, diğer sınıf arkadaşlarımızdan farklıydı. İlgi alanları, algısı, konuşması gibi birçok şeyiyle farklıydı o.  Ben bunu böyle bilmiş, böyle kabullenmiştim. Ama hiçbir zaman açıkça konuşulmadı bu konu. Hemcinsi olan sevgilisiyle bile tanıştım ama biz hiç bu konuyu konuşmadık. Gerek de yoktu çünkü ben onu o haliyle tanımıştım değil mi?

Belgeselle ilgili daha fazla bilgi almak, fragmanlarını izlemek için websitelerini ziyaret etmenizi öneriyorum. !f İstanbul kapsamında 1200 seyirciye ulaşmışlar, umarım daha da fazlası olur, umarım daha çok yayabilirler. Bu konuda benim de bir payım olsun derseniz sizi bu kampanyaya davet ediyorum.

Ve son olarak konunun biraz daha içine girip, belgeseli izlemeden önce o aileleri biraz daha yakından tanımak isterseniz. Sizi hurriyet.com arşivden Ayşe Arman’ın 9-10-12-13 Şubat tarihli röportajlarını okuyabilirsiniz. Ayrıca buradan kendi adıma Ayşe Arman’a da teşekkür ediyorum.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. İyi ki yazmışsınız bu yazıyı, hem çok güzel olmuş hem de tamamen aklımdan çıkarmıştım !f İstanbul’da bir türlü programa uyduramayıp izleyemediğimi. Çok değerli buluyorum bu belgeseli ve hedeflediği şeyi. İzleyememiş olsam da ek gösterim dahi konacak kadar ilgi toplaması gerçekten çok sevindirici. Umarım -buna yazınla senin de katkın olmuş oldu :)- daha da çok kişiye ulaşabilmesi için imkan sağlanır.

    • Çok teşekkür ederim, benim için çok önemli bir belgeseldi. Fragmanı tüylerim diken diken izlemiştim. Bunu burada paylaşabilme fırsatı yakaladığım için de çok mutluyum. !f İstanbul için bilet alırken o salonlarda yer kalmadığını görmek çok heyecanlandırmıştı. Kim bilir emeği geçenler neler hissetmiştir. Umarım daha da çok kişiye ulaşacak hepimizin katkısıyla. Tekrar teşekkürler..

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?