Kurumsal hayatı bırakıp, evlendikten sonra balayı rotası olarak dünyayı gezmeye karar veren Nevin ve Çağdaş Çoban nam-ı diğer Gezgin Çobanlar çiftiyle tanıştınız mı? “Bu Dünya Bizim Memleket…” mottosuyla yeni bir hayata atılan Gezgin Çobanlar, birçok çiftin hayal edip, hakkında uzun uzun konuşup fakat ne yazık ki gerçekleştirmediğini yapıyorlar. Peki bu yolculuk sırasında neler yaptılar, neler öğrendiler, bakış açıları ne yönde değişti… Hepsini aşağıdaki söyleşide öğrenebilirsiniz. Keyifli okumalar!

Sevgili Nevin ve Çağdaş! Öncelikle kısaca size tanıyabilir miyiz?

Birlikte dünyayı gezmeyi ve yeni deneyimler kazanmayı seven gezgin bir çiftiz. 6 seneden fazladır birlikteyiz. Bir sene öncesine kadar İstanbul’da yaşıyor, kurumsal hayatta yönetici pozisyonlarında çalışıyorduk. Geçen sene bu zamanlar işlerimizden istifa edip 9 aylık bir dünya turuna çıktık. Şimdi işsiziz. Ya da gezginiz diyelim. Kulağa hangisi daha havalı geliyorsa :)

 

Uzun bir süredir, dünyayı keşiftesiniz… Mottonuz “Bu Dünya Bizim Memleket…” bayıldım bu söze! Nasıl karar verdiniz yola çıkmaya? Süreç nasıl ilerledi?

Teşekkür ederiz. Barış Manço’ya ait bu harika şarkı sözü hem yolculuğa çıkmamızı sağladı, hem de yeni memleketler tanıdıkça zihinlerimizde daha da anlam kazandı. Biz ülkelerin ve sınırların varlığının insanları birbirine düşman ettiğini ve hayata bakış açımızı kısıtladığını düşünüyoruz. Eğer zihinlerimizde bu sınırları kaldırabilirsek özgürleşeceğiz. Bir insan doğduğu, büyüdüğü memlekette kendini mutsuz hissediyorsa, neden başka bir memleket onun evi olmasın? Ya da yolculuk ettiği başka bir memlekette mutlu ise, neden ev dediği yere geri dönmek zorunda kalsın?

Bizim hikayemiz de burada bir yerde başlıyor zaten. İstanbul’da yaşayan,  iş yerinden memnun, iyi bir arkadaş çevresine sahip, konfor alanından yeterince memnun bir çifttik. Ancak zamanla bunun yetmediğini, hayallerimizi dizginlediğini, hatta bizi korkaklaştırdığını hissetmeye başladık. Geçen sene 1 Ekim’de evlendik. Birkaç hafta sonra işlerimizden istifa ettik ve Kasım ayında yola çıktık. Bu aynı zamanda kendimize verdiğimiz ömür boyu unutulmayacak bir balayı hediyesiydi.

Yıllardır seyahat ediyor olmamıza rağmen, halen dünyanın çok küçük bir kısmını gördüğümüzü fark ettik. Bu 1-2 haftalık yıllık izinlerle olacak gibi değildi. İstanbul’daki hayatımızın bizi zihinsel ve fiziksel olarak ileriye taşımadığını, tam tersine geriye götürdüğünden emin olunca, dedik ki böyle olmayacak. Hayat çok kısa. Ancak zamanımızın büyük bir kısmını yolculuğa ayırırsak hayallerimiz gerçek olabilir. Yarın yaşayacağımızın garantisi yoksa, yola çıkmak için neyi bekliyoruz ki?

 

Nereleri gezdiniz bu zamana kadar? Ve en çok nereleri beğendiniz? 

Dünya turumuza ise Kasım 2016’da Bangkok’tan başladık. 9 ayda toplamda 11 ülke gezdik. Tayland, Vietnam, Kamboçya, Malezya, Filipinler, Tayvan, Singapur, Hindistan, Nepal, Endonezya, Avustralya…

_Deniz ve denizaltı güzellikleri adına Filipinler’e bayıldık. Dalış merakınız varsa Palawan; beyaz kum, turkuaz deniz, palmiyeler diyorsanız Boracay adaları mutlaka görmeniz gereken yerler.

_Vietnam ayrıca bayıldığımız yerlerden. Hem büyüleyici egzotik doğası hem de mağrur, gururlu ve yürekten insanları ile bizi çok etkiledi bu ülke.

_Bali Adası ve Ubud bölgesi, bizi burada bırakın yaşarız bir süre dediğimiz yer oldu. Ancak hem sosyal refah, hem de sosyal mutluluk açısından en beğendiğimiz ülke Avustralya oldu sanırım. 3 aya yakın zaman geçirdik ve her anından keyif aldık. Sanırım bu ülkede insanın mutsuz olmak için bulabileceği hiçbir sebep yok. (Zavallı Aborijinleri hariç tutuyoruz :( )

 

“Bu şehirlere gelirseniz bunu mutlaka ama mutlaka yapın” dediğiniz birkaç lokal öneri paylaşabilir misiniz?

_Filipinler’de şnorkelle dalış yapmak Asya seyahatinin belki de en özel tecrübesiydi. El Nido ve Coron bölgelerinde birbirinden güzel mercan adalarını gezdiğiniz birçok tekne turu var. Bu turlardan en az birine katılın. Denizin altındaki dünya sizi çok etkileyecek. Dünyanın en güzel mercan resifleri sanırım burada.

_Vietnam’da Ho Chi Minh City’yi ziyaret ederseniz, Mekong Nehri turu ısrarla tavsiye edeceğimiz aktivitelerden. Bu coğrafyanın ruhunu en iyi hissedebileceğiniz aktivitelerden.

_Nepal’de Pokhara şehri ise kondisyonuna güveniyorsanız yapabileceğiniz birçok trekking rotası sunuyor. Biz 3-4 günlük Poon Hill’i yaptık. Hatta rehber ya da tur paketi almadan kendi başımıza yürüdük. Zorlu ama keyifliydi.

 

Yolculuğunuz sırasında en çok kullandığınız uygulamalar ve web-siteleri neler oldu?

_Yolculukta yolunu bulmak en önemlisi tabi ki :) O yüzden harita programları ile başlayalım: Google Maps ve Maps.me. Metropol şehirlerde Google toplu taşıma bilgileri ile inanılmaz faydalı. Aksi takdirde Bangkok gibi bir şehirde Tayca bilmeden belediye otobüsüne binmek epey zor. İnternet olmayan yerde ise Maps.me uygulaması cankurtaran.

_Konaklama için Booking ve Agoda.  Couchsurfing ise zaman zaman kullandığımız, ancak her seferinde harika tecrübeler yaşatmış bir misafir ağırlama programı.

_Seyahat harcalamalarını kaydetmek için Trip Budget oldukça kullanışlı.

_Bir şehire ya da ülkeye gitmeden önce mutlaka baktığım tek bir site var o da, Wikitravel. Sadece İngilizce ve Fransızca seçeneği olduğu için Türkiye’de pek kullanılmıyor. Ancak Wikitravel rehberini okumadan gittiğim bir şehirde kendimi eksik hissediyorum hep.

 

Çok kişi soruyordur ama yine de soralım. Bütçenizi nasıl yönetiyorsunuz? İnsan bazen 2 haftalık bir gezide bile zorlanıyor bu yönetimde…

Birçok gezgin gibi biz de başlangıçta belirlenmiş bir bütçe ile çıktık yolculuğa. Ayda şu kadar harcasak şu kadar ay gezebiliriz. Günlük ortalama şu kadar harcasak, konaklamaya gecelik şu kadar ödesek, bir öğünü şu fiyata getirsek diye. Bazı ülkelerde bunu tutturduk, bazılarında tutturamadık ve bütçeyi aştık. Ancak Hindistan gibi hedef bütçenin altında harcadığımız ülkeler de oldu. Ayrıca bütçeyi yönetmek adına harcamalarımızı kaydettiğimiz Trip Budget adlı uygulamayı kullanıyoruz. Konaklama ve yemeğe harcadığınız para aslında kolay kontrol edebileceğiniz şeyler. Sanırım ulaşım masrafları (özellikle uçak) ve ekstra aktiviteler bütçe planlarını kolayca bozabiliyor. Avustralya’da bütçemizi aştığı için dünyaca meşhur Great Ocean Road ve Great Barrier Reef turlarına katılamamıştık örneğin.

 

Bu süreç size neler kattı? Rutin hayatı daha çok sorgulamaya başlamışsınızdır diye düşünüyorum… Bu hayatta uzaklarda bir yerlerden bakınca neler hissediyorsunuz şimdi?

Öncelikle eşya ile bağlarını kaybediyor sanırım insan böyle bir yolculukta. Ev kavramını unutuyor ve köklerinden kopuyorsun. Bir sırt çantasını dolduracak kadar az eşya ile yaşayabildiğini, hatta her şeye sahipken olduğundan çok daha mutlu olabildiğini öğreniyorsun. Sıcak suya sahip tazyikli bir duşun ya da kendine ait bir tuvaletin, bir odanın, bir arabanın çok büyük bir lüks olduğunu ve dünya nüfusunun çoğunluğunun buna erişemediğini öğreniyorsun.

Ait olduğunu sandığın milletin, yaptığın işin, sahip olduğun ünvan ve statülerin hiçbir önemi olmadığını fark ediyorsun yolculuktayken. Evde bırakıyorsun bütün etiketlerini. Kimse size ne iş yaptığınızı sormuyor, nerede oturduğunuzu, hangi okuldan mezun olduğunuzu, hatta nereli olduğunuzu bile. Hostelin ortak alanında ya da ucuz turist teknesinde herkes aynı, herkes eşit.

Bu yolculuk sonrasında sadece İstanbul’da değil, hiçbir kalabalık şehirde yaşayamayacağımı fark ettim ayrıca. Yolculuk öncesinde İstanbul’un hengamesi içerisinde kurumsal hayat üzerine kurulu bir yaşamın tek seçenek olmadığını düşünüyor ve bunu ispatlamak istiyordum. Dünya turu boyunca gördüklerim ise bu düşüncemi bir adım ileri götürdü: Hayat o kadar sınırsız ve güzel seçeneklerle dolu ki, İstanbul’da yaşamak ve kurumsal hayat ile varolmanın tek seçenek olduğunu düşünmek gerçek bir delilik!

 

Yakın gelecek için önünüzde yeni planlarınız var mı?

Son olarak geçen hafta Likya Yolu’nu yürüdük. Fethiye’den Kaş’a bir haftalık keyifli bir rotaydı. Önümüzdeki ay, gezilere biraz ara vererek web sitemizi  geliştirmek ve gezi yazılarımızı arttırmayı hedefliyoruz.

Kış aylarında ise bir Küba ve Orta Amerika rotası yapma arzumuz var. Hatta bu rotayı Kahve Rotası olarak adlandırmayı planlıyoruz. Kahve tutkunu olduğumuzu artık herkes biliyor sanırım. En sevdiğiniz kahve çekirdeklerinin yetiştirildiği kahve plantasyonlarını ziyaret etmek ve bu lezzetleri yerinde deneyimlemek istiyoruz. Her şey planladığımız gibi giderse dünya turumuza bu kıtadan devam edeceğiz.

 

Seyahat etmek, yeni insanlara tanışmak, yeni kültürleri gözlemlemek, yeni lezzetleri keşfetmek sizin gibi bende de inanılmaz bir tutku… Daha çok gezmek isteyen çiftlere önerileriniz neler? Motivasyona ve en önemlisi cesarete ihtiyacı olan çok fazla çift var…

Kendinizde sınır olarak gördüğünüz her şeyi aşmaya çalışın. Tren yolculuğundan çekiniyorsanız, trene binin. Çadırda kalmaktan korkuyorsanız bir doğa kampına katılın. Yabancı mutfaklar size çok itici geliyorsa, hiç bilmediğiniz bir yemeği sipariş verin ve sonucu tecrübe edin. Sınırlar tamamen zihnimizde ve ne kadar çok sınırımızı aşarsak bu yaşamdan o kadar keyif alabiliriz. Yola çıkmak için tek şeye ihtiyaç var aslında: Cesaret. Cesaret için paraya ihtiyacımız yok. Hepimizin içinde kendiliğinden var olan bir duygu. Ve insanların sandığı gibi doğuştan gelen ya da zor kazanılan bir meziyet değil. Sanmasınlar ki, biz de ilk yolculuklarımıza çıkarken korkmuyorduk, kaygılanmıyorduk.

Hepimizin korkuları var. Ancak o uçak biletini alıp yola çıktıktan sonra bu korkular hızla kayboluyor ve kendinizi yolun getirdiklerine teslim ediyorsunuz. Yola çıkın yeter. Gerisi kendiliğinden geliyor zaten.

Ha, bir de, “Dönünce ne yapacağız peki?” sorusu geliyor en çok. En kötü ihtimalle, daha önce ne yaptıysak aynısını yapacaksınız. Bu hayata başlarken hepimiz sıfır ile başladık ve yaş aldıkça üzerine koyduk. Hiçbir bilginiz ve tecrübeniz yok iken, Mühendislik ya da Tıp okumaya cesaret ediyorsunuz, hiçbir tecrübeniz yokken evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya cesaret ediyorsunuz. Hiç iş tecrübeniz olmadan iş ilanlarına başvuruyor ve bir şekilde iş bulabiliyor, geçiminizi sağlayabiliyorsunuz. Bütün bunları başarabiliyorken, geri döndüğünüzde ne yapacağınız sorusu sizi neden bu kadar korkutsun ki? Bir iş bulur, karnınızı doyurursunuz, hepsi bu…

 

Sizi sosyal medyada hangi adreslerden takip edebiliriz?

Instagram: gezgin.cobanlar   Facebook: Gezgin Çobanlar

Çok teşekkürler!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN