Hansard, doğup büyüdüğü semt Ballymun ona ayağını sağlam basacağı bir yer sağlayamayınca Dublin’in Grafton Sokağı’nda gitar kutusunda biriktirdiği bozuk parayı ve yağmuru bütün bir kentin havasını taşıyabilen bir sese dönüştürmeyi başaran bir şarkı yazarıydı. Dublin sokak müzisyenlerini unutmaz; onları taşın ayak izlerini sakladığı gibi saklar. O müzisyenler o sokakların içine işler; görünmeseler bile kalıcıdırlar. Elli altı yıl, Hansard gibi bir müzisyen için yolunu bitirmeye yetmeyecek kadar kısa ama onun gibi hep doğru şeyleri söylemiş biri için belki de yeterince uzun. Büyük bir şarkı yazarı… Ani, üzücü, yürek burkan bir ölüm…

Glen Hansard | Fotoğraf: The Rolling Stones

Cemal Süreya “her ölüm erken ölümdür” der. Evet, her ölüm, hele de ölenin sevenleri için erken ölümdür ve her ölüm, hele de uzun süren bir hastalığın ve fiziksel/ruhsal çekmenin sonucunda değilse, anidir. İrlanda’nın ve Dublin’in en önemli müzisyenlerinden ve asli evlatlarından biri olan Glen Hansard’ın 56 yaşında bir motosiklet kazasında yaşamını yitirmesi erken ve ani ölümlerin en kötülerinden biri. 

Yıllar önce, henüz Spotify, Apple Music veya benzerleri yokken last.fm online müzik dinlerken en çok kullandığım siteydi. O zamanlar uygulamalar ve -iPod dışında- çevrim dışı müzik dinleme olanakları olmadığından radio streaming yöntemini kullanıyordum. Last.fm, ‘Audioscrobbler’ adını verdiği bir sistem ile kullanıcının profilini çıkarıp ona uygun bir dinleme listesi ve streaming oluşturuyordu. Bugün bile hâlâ dinlediğim birçok alternatif-avangarde grup ve müzisyeni bu sistem sayesinde keşfetmiştim.

Yine yağmurlu ve sıkıntılı bir günde ağırlıklı olarak depresif müzikler dinlediğim bir seansta birden yumuşak, rahatlatıcı, melodik ve aynı zamanda melankolik bir sesten şu sözlerin döküldüğünü duydum: How many times have I been here/ How many times was I lost/ And how many times I’d be drown in the sea/ If you weren’t there to rescue me. (Kaç kez buradaydım / Kaç kez kayboldum ve kaç kere denizde boğulurdum / şayet sen beni kurtarmasaydın?) Hemen şarkıya, albüme ve kimin söylediğine baktım: Şarkı: Alone Apart. Albüm: The Swell Season. Bir solist veya bir grup değil bir ikiliydi söyleyenler: Glen Hansard ve Marketa Irglova.

Hemen tüm albümü baştan sona dinledim. Açıkçası müzik dünyasında çok az albüm bende The Swell Season’un yaptığı etkiyi yapmıştı. Pink Floyd – Dark Side of the Moon, The Smiths – The Queen is Dead veya Tindersticks – Tindersticks… İlk dinlemede tüm şarkıları beğenip hemen yeniden dinlemek. O albümle beraber Glen Hansard, tıpkı kişiliği gibi mütevazı, sessiz ama sonsuza dek iz bırakacak şekilde müzikal dünyama girdi.

Glen James Hansard, 21 Nisan 1970’te Dublin’in Ballymun semtinde doğuyor. Altı çocuklu bir aile içinde çocukluğu zorluklarla geçmiş. Okulu erken bırakıp Dublin sokaklarında müzik yapmaya başlamış ve 1990’da The Frames grubunu kurarak grubun solisti, gitaristi ve baş söz yazarı olur. Hansard’ın şarkı yazma yeteneği ve özgün sesi sayesinde The Frames, İrlanda’nın en saygın canlı performans gruplarından biri hâline geldi. Another Love Song, Fitzcarraldo, Dance the Devil, For the Birds, Burn the Maps ve The Cost gibi albümlerle grup kendine müzik dünyasında sağlam bir yer ediniyor. Ardından Hansard, müzikle sinemaya ve televizyona da adım atıyor. 1991 yapımı The Commitments filminde (Alan Parker) Outspan Foster karakterini canlandırıyor. 2002’de ise RTÉ’nin sevilen canlı müzik programı Other Voices’ın ilk sunucusu oluyor.

Hansard’ın tüm dünya tarafından tanınması ve alternatif/bağımsız bir yıldız statüsüne yükselmesi de sinema/müzik beraberliği sayesinde gerçekleşiyor: Once (John Carney, 2007). O dönem birlikte olduğu ve bir yıl önce, 2006’da The Swell Season başlığıyla da beraber bir albüm yaptığı Çek şarkıcı Marketa Irglova ile birlikte oynadığı ve yaratıcı bir ortaklık kuran iki müzisyeni canlandırdıkları film Sundance Film Festivali’nde Dünya Sineması Seyirci Ödülü’nü kazanıyor. 2008’deki Akademi Ödülleri’nde Hansard ve Irglová, The Swell Season albümünde de yer alan Falling Slowly şarkısıyla En İyi Özgün Şarkı Oscar’ını kazandılar. 150 bin doların altında bir bütçeyle dijital bir kamerayla doğal ışıkta, adeta bir belgesel gibi çekilen film o dönemde romantik bir ilişki içinde olan Hansard ve Irglova’nın gerçekçi oyunculuğuyla seyirci katında büyük bir ilgi ve sevgiyle karşılanır. Dünya üzerinde 23 milyon doların üstünde hasılat yaptı.

Film seyirciyi yakalayan içtenliği yanında özellikle müzikal türü bağlamında düşünüldüğünde kendine özgü ve yenilikçi bir boyutuyla da dikkat çekiyor. Birçok kişi için müzikaller doğallıktan uzak; yapay ve zorlama yapıtlardır. Ben müzikalleri, büyük ölçüde bu saptamalara katılmış olmama rağmen severim. Bunda elbette iyi bir opera seyircisi/dinleyicisi olmamın etkisi büyüktür. Öte yandan sanat yapıtı her zaman doğal ve samimi olmak zorunda değildir bana göre. Hatta bir sanat yapıtının bu niteliklere sahip olmasına gerek bile yoktur. Dolayısıyla müzikallere de temel olarak estetik bir açıdan yaklaşırım. Once, müzik odaklı bir romantik drama. Birçok açıdan da müzikal kategorisinde rahatlıkla değerlendirilebilir. Öte yandan onu diğer müzikallerden ayıran en temel unsur müziğin filmin senaryosunun ve kahramanlarının ayrılmaz bir parçası olması. Keza filmde başrol oynayan ve gerçek hayatta da müzisyen olan Glen Hansard ve Marketa Irglova birer müzisyeni canlandırıyorlar. Dolayısıyla da müzik ve şarkı söylemek doğal bir hâle geliyor. Bir anda şarkı söylemeye başlayan oyuncuların yer aldığı müzikallerin aksine müzik filmin ve senaryonun organik bir parçası hâline geliyor. Oyuncuların kendi şarkılarını söylemesi de oyunculukların ve müziklerin seyirci nezdinde ekstra bir şekilde doğal ve samimi olmasını sağlıyor. Hollywood müzikallerinin parlak, ihtişamlı sahneleri yerini sokağa, gerçek mekânlara bırakıyor.

Glen Hansard | Fotoğraf: Pitchfork

21. yüzyılda müzikal türünü dönüştürebilecek kadar güçlü olan ve en etkili bağımsız yapıtları arasında yer alan Once, Hansard’ı bir yıldız hâline getiriyor ama o pek çok benzerinin aksine elde ettiği şöhreti ünlü olma hırsı üzerine değil, samimiyeti ve güçlü canlı performansları üzerine inşa etmeye devam eder. Birçok hayırseverlik işinin doğrudan organizasyonunu üstlenir veya bu faaliyetlere destek verir. Bu yıllarda Rhythm and Repose, Didn’t He Ramble ve Between Two Shores gibi solo albümler yayımlar.

2022’de şair Maire Saaritsa ile evlenen Hansard’ın bu evlilikten bir çocuğu oluyor. Hansard’ın şok ölümü sonrası düzenlenen anma törenleri ve aralarında Bruce Springsteen, Bono, Billie Eilish, Ed Sheeran, Lin-Manuel Miranda ve Cat Power gibi müzik dünyasından önemli isimlerin ve hatta İrlanda Başbakanı’nın ölümü ardından söylediği sözler, ona gösterilen saygının alışıldık bir ünlü müzisyene gösterilenin çok ötesinde olduğunun bir kanıtıdır.

Son halka açık performansını ölümünden saatler önce, küçük bir Dublin pub’ında vermiş. O gece yanında oturan bir hayran, onun ne kadar ünlü olduğunu bile fark etmediğini söylemiştir. Bir Oscar sahibi için bu nadir bir durumdur bu. Hansard, bir sokak müzisyeninin duruşunu hiç tam olarak bırakmamış, ulaşılabilir, savunmasız, insanlarla aynı odada bulunmayı sürdürmüş. Bu da onu yaşayan en ünlü müzisyenlerden en sıradan insanlara kadar aynı saygınlıkla anılan bir tür kamu figürü hâline getirmiş. Çoğu sanatçı onun düzeyinde ünlü olduktan ve belirli bir finansal güce kavuştuktan sonra sokaktan sahneye geçer ve sokak müzisyeni ruhunu kaybediyor. Serveti onun çapında bir müzisyen için mütevazı de olsa bir dolar milyoneri olan Hansard, Oscar’dan sonra bile kariyeri boyunca pub’larda ve gayriresmî oturumlarda çalmaya devam etmiş.

Hansard, sadece kendisinin söyleyebileceği değil; herkesin eşlik edebileceği şarkılar yazdığını da not düşmeliyim. Grubu The Frames, onu adeta bir tür şifacı olarak nitelendiriyor. Senatör Frances Black de Hansard’ın canlı performanslarında herkesin bildiği şarkıları bilerek seçtiğini, böylece insanların onunla birlikte söyleyebildiğini ifade eder. Hansard, müziğin iyileştirici, topluluk yaratıcı potansiyelini içgüdüleri sayesinde doğal bir şekilde keşfetmiş bir müzisyen olarak müziğini sadece dinlenmek için değil, topluluk hâlinde söylenmek üzere şarkı yazma ve söylemeye adamıştır ki bu onun çapında biri için özel ve alışılmadık bir tercihtir.

Glen Hansard | Fotoğraf: Billboard

Billie Eilish, “bugün olduğum kişi olmayı Glen olmadan başaramazdım” dedi. Lin-Manuel Miranda onu “ömürde bir kez rastlanan” biri olarak nitelendirdi. Thomas Bartlett, Hansard’ın onu önemli insanlarla tanıştırarak hayatının gidişatını değiştirdiğini söyledi. Bu ölçekte diğer sanatçılardan gelen sessiz yas, tek bir hit şarkıdan çok, sürekli ve sessiz bir etkinin güçlü bir işareti. Bono, “onun bazen gerçek olmadığını, varlığının fazla canlı, sıradan bir insan olamayacak kadar, gerçek olamayacak kadar büyük olduğunu düşündüğünü” ifade etmiş. Bruce Springsteen her şeyin ötesinde onun “iyi ve cömert bir adam olduğunu” vurgulamış. Müzik tarihinde bu kadar kısa sürede bu kadar kuşaklar ötesi bir hayranlık uyandıran pek az müzisyen vardır.

Ve şarkıları… Hansard, adeta Beatles üyeleri gibiydi. Bu kadar çekici, muhteşem melodileri en doğal şekilde, zorlanmadan yazıyor hissi veriyordu. Müzikal saygınlığını da sağlayan bu doğallığı ve aynı zamanda aşkı, hayal kırıklığını, umudu ve şefkati doğrudan, ironik bir mesafe olmadan ele alan şarkılarının samimiyetiydi. Grafton Sokağı üzerine yağan yağmur her zamanki gibi yağmaya devam edecek. Sokak müzikleri durmayacak, bozuk paralar hâlâ inecek gitar kutularına. Öte yandan Hansard sonrasında Grafton Sokağı kendi sessizliğini tutacak ve o sessizlik yankılanacak. Ve insanların aksine, yankılar hiç ölmez, tüm iyi şeyler gibi.

Kapak Fotoğrafı: STV News

İlginizi çekebilir: Bülent Tunga YILMAZ’dan Chris Rea İçin Bir Veda