Kore mutfağı; ateşin, fermente tatların ve sokak lezzetlerinin enerjisinin aynı masada buluştuğu bir kültür. Bir lokmada acının, bir sonrakinde tatlı-fermente dengesinin geldiği o inişli çıkışlı lezzet ritmi, insanı kısa bir şaşkınlığa düşürüyor. Kimchinin keskin ama ferahlatan tadı, gochujang’ın derinliği, sokak tezgâhlarından yükselen tteokbokki buharı… Hepsi, uzak bir coğrafyanın değil; kendine özgü bir gastronomi karakterinin imzası aslında. Dün akşam ben de tam olarak böyle bir sofra deneyimledim. Tanıdık olmayan ama bir şekilde hemen sevdiğim tatlarla… Şimdi bu deneyimimi size anlatmak istiyorum.

sef-hyeonseok-seo
Şef HyeonSeok Seo| Fotoğraf Kaynağı: Grand Hyatt

Grand Hyatt İstanbul-34 Restoran

Grand Hyatt İstanbul’un düzenlediği “Dünya Mutfakları” serisi, global lezzetleri şehirle buluşturan seçkin bir gastronomi etkinliği olarak devam ediyor. Geçtiğimiz ay Grand Hyatt Mumbai’den Şef Sachin Singh’in hazırladığı Hint menüsüyle açılış yapan seri, 7–16 Kasım tarihleri arasında bu kez Grand Hyatt Incheon’dan gelen Şef HyeonSeok Seo’yu ağırlıyor. Şef Seo, özenle hazırladığı özel à la carte menüyle Güney Kore mutfağının otantik tatlarını, modern bir dokunuşla İstanbul’da deneyimlememizi sağlıyor. Ben de dün bu menüyü deneyimleme fırsatını yakaladım. Şunu belirtmek isterim: Menüde yeni lezzetler ve eklemeler mutlaka olacak. O yüzden siz de bu lezzetleri tatmak için gittiğinizde farklı bir deneyim yaşamış olacaksınız!

img_6414
Tartar ve Karides Kroket | Fotoğraf Kaynağı: Tuba Nil Dengiz

Lezzetler

Menüye hoş geldiniz içeceği olan Sikhye ile başladık. Kore usulü tatlı pirinç şerbeti olan Sikhye; fermente arpa maltı, pişmiş pirinç ve üzerine eklenen kavrulmuş çam fıstığıyla hazırlanan geleneksel bir soğuk içecek. Ben tadını oldukça sevdim; hem hafif hem de aromatik bir tat bırakıyor. Farklı geldiği için hemen araştırdım: Sikhye, özellikle Seollal (Kore Yeni Yılı) ve Chuseok (Hasat Bayramı) gibi özel günlerde tüketilen simgesel bir içecekmiş.

Sonrasında masaya biftek tartar ve karides kroket geldi. Tartar, Kore stilinde hazırlanmıştı; yanında atıştırmalık olarak karides kroket ve sos olarak gochujang, doenjang ve wasabi üçlüsü vardı. Ardından altı renkli sebze ile hazırlanan klasik Sanchae Bibimbap masaya geldi. Hem rengi hem sunumu açısından oldukça eğlenceli bir tabaktı. Ben acılığını da çok sevdim.

img_6454
Gaeseong Juak | Fotoğraf Kaynağı: Tuba Nil Dengiz

Ana yemek olarak Gochujang Dakgalbi, yani Kore usulü baharatlı tavuk sote servis edildi. Tabakta altta aromatik bir sos, üzerinde tavuk, lahana, tatlı patates, perilla ve taze soğan yer alıyordu; hem dengeli hem de karakteri yüksek bir lezzet. Kapanış ise Gaeseong Juak, geleneksel tatlı pirinç kızartmasıyla yapıldı. Tatlının yanında Omija (manolya meyvesi) çayı servis edildi ve birlikte tüketmemiz önerildi. Omija, Kore kültüründe önemli bir yere sahip; hem rengi hem aromasıyla tatlıya güzel bir eşlikçi oldu.

Sizlerin de bu deneyimi yaşamanızı isterim. Ayrıca deneyimi hafta sonuna taşımak isteyenler için, 9 ve 16 Kasım Pazar günleri Mezzanine Lounge’da düzenlenecek brunch’larda özel bir Güney Kore köşesi konukları bekliyor. Bu alanda, Şef Seo’nun özenle hazırladığı seçkin lezzetler misafirlere sunulacak. Kore’nin renkli gastronomi kültürünü Grand Hyatt İstanbul’un zarif atmosferinde keşfetmek isteyenleri, otantik tatlarla dolu eşsiz bir deneyim bekliyor. Şimdiden afiyet olsun!

Kapak Fotoğrafı: Grand Hyatt

İlginizi çekebilir: Tuba Nil Dengiz’den Monteverdi’de Lezzet ve Tiyatro Bir Arada