Gündüz Apollon Gece Athena: Yerli Sinemaya Derin Bir Soluk
Emine Yıldırım’ın son filmi ‘Gündüz Apollon Gece Athena’, yakın dönemde yerli ve yabancı film festivallerinde adından sıklıkla söz ettirdi. Konusu itibarıyla görmeye alışık olmadığımız bir janra yakınsayan filmin en büyük kozu da bu sayılır. Güçlü bir çıkış noktasını özgün bir şekilde işliyor. Anlatısı mütevazı ama görsel dünyası iddialı. Hepsinin ötesinde bir ‘meselesi’ var. Hikayesi de şöyle. Ana karakterimiz dertli bir kadın. Türkiye’yi diyar diyar geziyor ve annesini arıyor. Fakat annesini ararken rastladığı insanlarda bazı gariplikler var. Zira neredeyse hepsi hayalet… Bu hayaletlerin hepsi arafta kalmış veya bekleyen kişiler. Sonsuz yolculuğa uğurlanmadan önce, fani dünyadaki defterlerini kapatacak yollar arıyorlar. E seslerini geri kalan fanilere de duyuramıyorlar. Köprü görevi görmeye müsait olan kahramanımız bu noktada hem başka bir hayalet olan annesini arıyor hem de diğer hayaletlerin dertlerine ortak oluyor. Böyle yazınca “ne anlatıyor bu adam?” dedirtti sanki ama izlerken nedense her şey daha normal hissettiriyor.

Editör Notu: Yazı spoiler içermektedir.
Sinemada hayaletleri görebilmek diyince akla gelen şeylerin neredeyse hepsi korku öğeleriyle harmanlanmış durumda. Şöyle işinde gücünde, dünyadaki dertlerini hala sırtında taşıyan hayalet tasvirleri pek sık karşımıza çıkmıyor. Bu filmdeki hayaletlerin hepsi ayrı ayrı benim çok ilgimi çekti bu sebepten. Küçük yaştaki kızını terk etmek zorunda kalan, yaşarken çok ciddi şiddet görmüş bir annenin kendini fani kızına affettirme çabası. Ülkenin çok sayıdaki karanlık meselelerinden birinin kurbanı, cumartesi annelerinin evladı olan bir adam. Bir otel işleten ve huysuz rezil kocası öldükten sonra kafasında onun sesleriyle yaşamak zorunda kalan bir kadın. Hayaletlik müessesesine tamamıyla rasyonel bir açıdan bakan, yer yer kahkaha attıran yer yer yüreğimizi cız ettiren bir üslubu var filmin.

Her hayaletin yakın döneme ait olmaması ise bir başka hoşluk sunuyor. Araftakileri sonsuzluğa uğurlayan dilsiz kadın mesela. Geçmişte kimsenin kolay kolay üstlenemeyeceği bir misyonu üstlenmiş. Köleleştirilenlere umut olmaya çalışmış. Gerçi öyle bir tarafı vardı ki o karakterin. Sanki geçmişine dair bu detayları öğrenmesek bile sanki kıymetli bir insan olduğunu yine de hissedebiliyormuşuz gibiydi. Belki de bana öyle geldi bilmiyorum. Filmdeki favori karakterimin kim olduğuyla ilgili bir soru sorsam da cevabı çok kolay olacak gibi geliyor. Evet, Hüseyin… Onun çok uzun zamandır kapatamadığı defteri ve arafta sıkışma hikayesi beni oldukça etkiledi. Yaşadığı tüm acılara, geride bıraktığı tüm travmalara olan gerçekçi ve soğuk yaklaşımı. Bir taraftan da ‘ölmüş’ haliyle hayatın eğlencesinden ve mizahından hiçbir şey kaybetmemiş olması. Konuşması, duruşu, üstü başı her şeyiyle kendi dönemine ait bir karakter. Şahsen filmin de parlayan yıldızı olduğunu düşünüyorum.

Ben dünya ile ahiret arasındaki düzlemi eğip büken, mantık aramakla cebelleşmeden varoluşumuza dair kendi çapında bir şeyler söylemeye çalışan hikayelere düşkün bir sinema izleyicisiyim. Bunun vasat Hollywood örneklerine de tutkunum yani çok seçici değilim maalesef. O yüzden kendi sinemamızda bunun eli yüzü düzgün bir örneğini görünce ister istemez çok mutlu oluyorum. Filmle ilgili hoşuma giden başka detaylar da var bu arada. Yanlışım yoksa yönetmenin ilk uzun metrajı bu. Öncesinde bir başka pek sevdiğim yerli film olan Kusursuzlar’ın yapımcılığını yapmış. Kusursuzlar’ın yönetmeni olan Ramin Matin bu filmde dertli derli oturan senatörü canlandırmış. Ayrıca iki filmin de müzikleri, film müziği işinde ekolleşebilecek potansiyele sahip Barış Diri imzası taşıyor. Bitmeyen fun fact’lerin sonuncusu da: bu filmdeki canlı müzik sahnesindeki malum performanstan hemen önce, Barış Diri’nin Kusursuzlar’da çalan müziğini duyduk. Bu tespitlerin yerli sinema tutkunları haricinde kime ne ifade edeceğini bilememekle birlikte, paylaşmasaydım da rahat hissetmeyecektim… Sevgiler.
Sinema dünyasına ve filmlere dair paylaşımlarıma Instagram üzerindeki film blogumdan (@atıptutuyorum) ulaşabilirsiniz.
Kapak Fotoğrafı: İstanbul Modern
İlginizi çekebilir: Eralp Alper’den Project Hail Mary

Eralp Alper







Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!