fbpx
theMagger Banner
theMagger: Keşfedin ve Paylaşın. Nasıl mı?
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement

Haberler

Post image Restorandan Raflara: Marketlere Uzanan Gurme Formüller
Restorandan Raflara: Marketlere Uzanan Gurme Formüller

GASTRONOMİ

Calendar 23 Oca, 2024

Deneysel gastronomi, ‘outdoor dining’ ve diğerleri… Son yıllarda restoranların sıradan bir biçimde yemek servisi yapmanın dışına çıkma nedenlerinin ek gelir kaynakları aramalarıyla paralel gittiğini gözden kaçırmak pek de mümkün değil.

Bu arayışın yeni bir sonucu olarak giderek daha fazla restoran markalı çeşni ve sosun piyasaya çıktığını görüyoruz. René Redzepi bu yılın sonunda Noma’yı tamamen kapatmaya hazırlanırken, yeni Noma projeleri test mutfağında füme mantar garumundan mısır yuzu acı sosuna kadar çılgınca yaratıcı şeyler üretiyor. Birleşik Krallık’ta Bao, şişelerde erik turşusu ketçabı ve yanık biber sosu sunuyor. Poon’s’tan XO sosu ve kırmızı biber sirkesi sosunu almaj mümkün; Gymkhana kısa süre önce Whole Foods Market’te Michelin düzeyindeki köri soslarını piyasaya sürdü.

Sosları şişelemek ek gelir kaynağı yaratan bu trende uyum sağlamanın yanı sıra malzemeleri değerlendirmenin de harika bir yolu. Sürdürülebilirlik gastronomi dünyasının çok konuşulanları arasındayken tanınır şefler de kendi mutfaklarını daha sürdürülebilir hale getirmenin yollarını arıyor. Örneğin; Rocks Oysters, 2024’te şef Ana da Costa ile birlikte, aksi takdirde çöpe gidecek olan istiridyeleri kullanarak bir istiridye XO sosu piyasaya sürmeye hazırlanıyor.

preloader
Post image The Movie Critic: Tarantino'nun Veda Filmi Olmayacak
The Movie Critic: Tarantino'nun Veda Filmi Olmayacak

HABERLER - SLIDER

Calendar 18 Nis, 2024

Zekice kurgulanmış intikam hikâyeleri, yaratıcı şiddet sahneleri, geveze olduğu kadar tuhaf karakterler ve hiç düşmeyen tempo… Tüm bu bileşenleri ustalıkla bir araya getiren Quentin Tarantino kariyerini 10 filmle bitireceğini açıklamıştı.

Daha önce “The Movie Critic” projesinde Brad Pitt’in filmin başrolü olacağı ve ikilinin “Inglourious Basterds”, “Once Upon A Time In Hollywood”dan sonra üçüncü kez...

Zekice kurgulanmış intikam hikâyeleri, yaratıcı şiddet sahneleri, geveze olduğu kadar tuhaf karakterler ve hiç düşmeyen tempo… Tüm bu bileşenleri ustalıkla bir araya getiren Quentin Tarantino kariyerini 10 filmle bitireceğini açıklamıştı. Şimdiyse yönetmenin son filmi olması beklenen “The Movie Critic” adını verdiği projeyi iptal edip başka bir film yazacağı duyuruldu.

Daha önce “The Movie Critic” projesinde Brad Pitt’in filmin başrolü olacağı ve ikilinin “Inglourious Basterds”, “Once Upon A Time In Hollywood”dan sonra üçüncü kez birlikte çalışacağı duyrulmuştu. Ancak son filmi için ince eleyip sık dokuyan Tarantino, final işi olması sebebiyle ekstra detaycı ve mükemmeliyetçi davranıyor olacak ki yaklaşık 1 sene önce “The Movie Critic” filminin kendi hayatıyla taşıdığı benzerlikleri ve niye bu filmle bitirmek istediğini anlatmış olmasına rağmen projeyi iptal etme kararı almış durumda. Yeni filme dairse henüz bir bilgi yok. Pulp Fiction (1994) ve Django Unchained (2012) filmleriyle, her ikisi de En İyi Orijinal Senaryo dalında iki Oscar ödülü bulunan yönetmenin son filmini beklerken diskografisine yeniden göz atmak isterseniz sizi buraya alalım.

Post image Warhol'un Son Teknoloji Sanatı: Floppy Disketleri Duymuş muydunuz?
Warhol'un Son Teknoloji Sanatı: Floppy Disketleri Duymuş muydunuz?

HABERLER - SLIDER

Calendar 18 Nis, 2024

Carnegie Mellon Üniversitesi bünyesindeki bilgisayar kulübü ve New Yorklu sanatçı Cory Arcangel işbirliği Andy Warhol Müzesi‘nin en kıymetli fakat en az bilinen eserlerinden bazılarının gün yüzüne çıkmasını sağladı.

Floppy diskleri daha önce duymuş muydunuz? Bugün neredeyse antika olarak adlandırdığımız bu teknoloji Andy Warhol’un 1985 standartlarına göre en fütüristik eserlerini...

Carnegie Mellon Üniversitesi bünyesindeki bilgisayar kulübü ve New Yorklu sanatçı Cory Arcangel işbirliği Andy Warhol Müzesi‘nin en kıymetli fakat en az bilinen eserlerinden bazılarının gün yüzüne çıkmasını sağladı.

Floppy diskleri daha önce duymuş muydunuz? Bugün neredeyse antika olarak adlandırdığımız bu teknoloji Andy Warhol’un 1985 standartlarına göre en fütüristik eserlerini saklamak üzere kullandığı yöntem. Vice’ın haberine göre Warhol’a bilgisayarın grafik sanatı yeteneklerini göstermesi için bir Commodore Amiga hediye edilmişti. Warhol da eserlerini bu teknoloji ile üretmiş ve saklamıştı. Warhol Müzesi’nin koleksiyonunda Blondie’nin Debbie Harry’sini “tablosunu” çizdiği bir video bulunuyor. Ancak müze, 1994 yılında Warhol’un disklerinin geri kalanını ve iki Amiga 1000 bilgisayarını aldığından beri, eski dosya formatı ve eskimiş donanım nedeniyle bunların içeriğine erişilememişti. Görüntüleri dijital derinliklerden geri getirmekse Carnegie Mellon Üniversitesi bünyesindeki bilgisayar kulübü ve New Yorklu sanatçı Cory Arcangel işbirliği sayesinde gerçekleşti. Gün yüzüne çıkan eserler arasındaysa kült Campbell Soup da yer alıyor. Hem teknoloji hem de sanat tutkunlarının dikkatini hak eden eserlere buradan göz atabilirsiniz.

Post image 'Emodiversity': Aşağı Kaydırma Bağımlılığında Arınmak için Ritüeller
'Emodiversity': Aşağı Kaydırma Bağımlılığında Arınmak için Ritüeller

HABERLER - SLIDER

Calendar 18 Nis, 2024

Harvard Business School profesörlerinden Michael Norton, ritüelleri emodiversity yani duygusal çeşitlilik yaratmak için kullanabileceğimizi vurguluyor.

İnsanların genellikle günün belirli bir dönemini işaretlemek veya kendilerini motive etmek için her zaman kendi ritüellerini doğaçlama olarak yaptıklarını söyleyen Norton (koşmadan önce ayakkabılarını belirli bir şekilde bağlamak, akşam yemeğinden...

Harvard Business School profesörlerinden Michael Norton, ritüelleri emodiversity yani duygusal çeşitlilik yaratmak için kullanabileceğimizi vurguluyor.

İnsanların genellikle günün belirli bir dönemini işaretlemek veya kendilerini motive etmek için her zaman kendi ritüellerini doğaçlama olarak yaptıklarını söyleyen Norton (koşmadan önce ayakkabılarını belirli bir şekilde bağlamak, akşam yemeğinden önce bir dizi mum yakmak ve önemli iş toplantılarından önce bir mantra okumak vb.) bunların bilinçaltında gerçekleşmesine izin vermek yerine, başka türlü tanıyamayabilecekleri ritüelleri tanımlamalarını öneriyor: “Düşünmek, kendinizi buna kaptırmak ve ekstra keyif almak gerçekten biraz zaman ve alan gerekiyor. Bu anlamlı eylemler duygusal deneyimlerini olumlu bir şekilde geliştirebilir ve duygusal çeşitliliği sağlayabilirler.

Norton’un önerdiği yöntemi ilgi çekici kılan önemli bir nokta da bir ritüelin, kendimizi dağınık ve daha az bağlı hissetmemize neden olan, ‘kıyamet kaydırm’doomscrolling’ gibi dürtü odaklı dijital davranışlara karşı bir siper olabilmesi. Doğru zamanda doğru ritüel, birinin telefonuna uzanıp sonuçta tatmin edici olmayan bir dikkat dağıtıcı şey yapmasını engelleyebiliyor. Bunun için önerilen üç temek alışkanlık ise şu şekilde: telefona sabah uyanır uyanmaz dokunamamanız için onu uyumadan önce sabah ritüelinizden uzaklaştıracak bambaşka bir odada bırakmak, sevdiklerinizle zaman geçirirken telefonunuzu ‘do not disturb’ moduna alıp çantanızdan çıkarmamak ve haberleri okumak gibi halihazırda telefonunuzu içeren ritüellerinizden uygun olanlarından çıkartmak (Örneğin; maillere ve haberlere yalnızca sabahları işe başlamadan önce 10 dk iş bilgisayarınızdan bakmak)

Post image Güher ve Süher Pekinel: Uluslararası Klasik Müzik Ödülleri Yaşam Boyu Başarı Ödülü'nün Sahibi
Güher ve Süher Pekinel: Uluslararası Klasik Müzik Ödülleri Yaşam Boyu Başarı Ödülü'nün Sahibi

HABERLER - SLIDER

Calendar 17 Nis, 2024

Piyano ikilisi Güher ve Süher Pekinel’in, 2024 Uluslararası Klasik Müzik Ödülleri’nde (ICMA) “mükemmeliyetçilik arayışları ve sıra dışı şiirsel yorumlarıyla uluslararası klasik müzik alanına sundukları katkı nedeniyle” Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ne layık görüldü.

2011’den beri verilen Uluslararası Klasik Müzik Ödülleri’nin (ICMA) adayları ve kazananları,...

Piyano ikilisi Güher ve Süher Pekinel’in, 2024 Uluslararası Klasik Müzik Ödülleri’nde (ICMA) “mükemmeliyetçilik arayışları ve sıra dışı şiirsel yorumlarıyla uluslararası klasik müzik alanına sundukları katkı nedeniyle” Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ne layık görüldü.

2011’den beri verilen Uluslararası Klasik Müzik Ödülleri’nin (ICMA) adayları ve kazananları, dünyanın farklı ülkelerindeki plak şirketlerinin ve klasik müzik yayınlarının temsilcileri ile müzisyenlerden oluşan bir jüri tarafından belirleniyor. Bu yıl spanya’nın València kentinde düzenlenen ödül töreninde ödüllerini ICMA Jüri Başkanı Remy Flanc’tan alan Pekineller ise hislerini şöyle özetliyor: “Bu ödül bizim için müzikle dopdolu geçen ömrümüzün bir aynası niteliğinde. Müziğe verdiğimiz emeğin ve katkılarımızın anlaşıldığını ve takdir gördüğünü bilmek büyük bir mutluluk. Bizim için müzik, nefes almak kadar hayati. Friedrich Nietzsche’nin dediği gibi; “Müziksiz hayat bir hata olurdu.” Bu ödül vesilesiyle kariyer yolculuğumuz boyunca bize destek olan tüm değerli usta müzisyenlere sonsuz teşekkürlerimizi iletmek istiyoruz. Onlar sayesinde müziğin nabzını hissedebiliyor ve müzikle yaşayarak, müzikle nefes alarak ruhumuzu zenginleştirebiliyoruz.

Post image 'Hurkle-Durkle': İskoç Sabah Alışkanlığı
'Hurkle-Durkle': İskoç Sabah Alışkanlığı

HABERLER - SLIDER

Calendar 05 Nis, 2024

Verimlilik üzerine kurulu yaşam trendlerinin ardından hayatımıza ‘goblin mode’ ‘rotting’ gibi günü yatakta ya da koltukta hiçbir şey yapmadan geçirmek anlamına gelen terimler girmeye başlamıştı. İkoçya’ya özgü bir kelime ve sabah alışkanlığı olan ‘hurkle durkle’ ise sabahları yavaştan bir pratik olarak karşımıza çıkıyor.

Hurkle-durkle, kalkmanız...

Verimlilik üzerine kurulu yaşam trendlerinin ardından hayatımıza ‘goblin mode’ ‘rotting’ gibi günü yatakta ya da koltukta hiçbir şey yapmadan geçirmek anlamına gelen terimler girmeye başlamıştı. İkoçya’ya özgü bir kelime ve sabah alışkanlığı olan ‘hurkle durkle’ ise sabahları yavaştan bir pratik olarak karşımıza çıkıyor.

Hurkle-durkle, kalkmanız “gerektiğinden” çok sonra, en iyi battaniyenize sarılı olarak yatakta uyanık kalmak anlamına geliyor. 1800’lü yıllara dayanan bir İskoç terimini yeni duyuyor olmamızın nedeniyse yakın zamanda TikTok’ta viral hale gelmesi. Bir diğer trend olan ‘bed rotting’e çok benzese de ‘hurkle-durkle’ın farkı yatakta kalma eyleminin bir sonu olması. Yatakta uzandığınız hoş bir sabah ama mutlaka tam bir gün ya da hafta sonu olması gerekmiyor. Hurkle-durkle kadar eğlenceli bir kavram iyi hissettirmeli, bu nedenle de yatakta biraz daha fazla zaman geçiriyorsanız, telefonunuzu veya bilgisayarınızı bir kenara bırakıp okuduğunuz kitabı elinize almanız, partnerinize dönüp sohbet etmeniz ya da yalnızca kendinizi dinlemek için hiçbir şey yapmadan durmanız öneriliyor. Yani ‘hurkle-durkle’ bir bakıma sıkıcı olmayan bir sabah meditasyonu ya da güne hazırlık ritüeli yerine geçiyor. Böylelikle de mikro-trend çılgınlığı içerisindeki en sempatik üretim olarak kelime dağarcığımıza yerleşmeye hak kazanıyor.

Post image Neslihan Önderoğlu: Duygu Asena Roman Ödülü'nin Yeni Sahibi https://www.edebiyathaber.net/
Neslihan Önderoğlu: Duygu Asena Roman Ödülü'nin Yeni Sahibi

HABERLER - SLIDER

Calendar 05 Nis, 2024

Duygu Asena’nın anısını ve fikirlerini yaşatmak için her yıl düzenlenen uygu Asena Roman Ödülü’nün bu yılki kazananı “Cüret” isimli romanıyla Neslihan Önderoğlu oldu.

Neslihan Önderoğlu, “kimsesizlerin ve toplumda yerini bulamayanların direncini anlattığı hikâyesiyle ve anlatı dilinin yetkinliği, temaları dağılmadan bütünlüğe taşıması” ile oy çokluğuyla ödüle layık...

Duygu Asena’nın anısını ve fikirlerini yaşatmak için her yıl düzenlenen uygu Asena Roman Ödülü’nün bu yılki kazananı “Cüret” isimli romanıyla Neslihan Önderoğlu oldu.

Neslihan Önderoğlu, “kimsesizlerin ve toplumda yerini bulamayanların direncini anlattığı hikâyesiyle ve anlatı dilinin yetkinliği, temaları dağılmadan bütünlüğe taşıması” ile oy çokluğuyla ödüle layık görülen romanında tüm “ötekileri” bir lincin gölgesinde, sarsıcı ve sancılı bir düzlemde karşı karşıya getiriyor. Bir evin içinden taşan trajedinin izini sürerken de, bir anda cehenneme dönen sokaklarda yaşanan arbedeyi anlatırken de engellilerin, mültecilerin, travestilerin, azınlıkların ve içten içe “çoğunluğun” korkusunu gözler önüne seriyor. Roman, ir evin ve bir ülkenin sakinleri uzun zamandır patlamaya hazır vaziyette dolaşıyorsa fitili kim ateşler? En mazlum görünen midir o, en zalim olan mı? “Güç” el değiştirdikçe kurbanlarla failler de yer değiştirir mi? gibi sorulara yanıt arıyor.

Post image
"Yeni Müzik": Şarkılar Gerçekten Artık Daha mı Kötü?

MÜZİK

Calendar 05 Nis, 2024

Yeni bir rapor, şarkı sözlerinin son 40 yılda daha öfkeli ve daha bencil hale geldiğini ortaya çıkarıyor.

“Eskisi gibi müzik yapmıyorlar artık” Uzun süre dinlediğimiz şarkılarla ilgili ebeveynlerimizden duyduğumuz ardındansa bizim devraldığımız bu serzeniş aslında haksız değil. Bunun en temel nedeni içeriklerin kısalıyor ve saçmalaşıyor, aşırı uyarılmış ama sıkılmış beyinlere...

Yeni bir rapor, şarkı sözlerinin son 40 yılda daha öfkeli ve daha bencil hale geldiğini ortaya çıkarıyor.

Eskisi gibi müzik yapmıyorlar artık” Uzun süre dinlediğimiz şarkılarla ilgili ebeveynlerimizden duyduğumuz ardındansa bizim devraldığımız bu serzeniş aslında haksız değil. Bunun en temel nedeni içeriklerin kısalıyor ve saçmalaşıyor, aşırı uyarılmış ama sıkılmış beyinlere hazırlanıyor oluşu. Son 40 yılda rap, country, pop, R&B ve rock türlerinde 12.000’den fazla İngilizce şarkının sözlerini analiz eden rapora göre müzik zevkimizi şekillendiren yalnızca platformlar değil. Rapor, şarkı sözlerinin bir kültürün değer ve duygularındaki değişiklikleri yansıtan “toplumun aynası” olabileceğine dikkat çekiyor. Şarkı sözlerinde ifade edilen duyguları, kaç farklı kelimenin kullanıldığını ve bunların ne sıklıkta tekrarlandığını analiz edildiği araştırmada tüm türlerde şarkı sözleri daha basit ve daha tekrarlı olma eğiliminde olduğu tespit ediliyor. “Ben” veya “benim” gibi kelimelerin popülaritesinin artışıysa şarkı sözlerinin zamanla daha bencil hale geldiğine işaret ediyor. Tahmin edilebileceği üzere öfkeyi, tiksintiyi ya da üzüntüyü ifade eden şarkı sözlerinde de bir artış söz konusu.

Post image 'Glass Cliff': Zordaki Şirketler Neden Kadınlara Terfi Verir? https://www.gettyimages.com/
'Glass Cliff': Zordaki Şirketler Neden Kadınlara Terfi Verir?

BUSINESS

Calendar 05 Nis, 2024

‘Glass ceiling’ yani “cam tavanlar” tabirine pek çoğumuz aşinayız. Bu tabir, kadınların iş yaşamında özellikle yöneticilik gibi yüksek pozisyonlara çıkmasının önüne geçen soyut engeller olarak tanımlanan ve feminist öğretinin uzun yıllardır üzerinde durduğu bir problemi ifade ediyordu. Peki güncel iş yaşamında büyük ölçüde aştığımızı zannettiğimiz bu problem karşımıza taktik değiştirerek...

‘Glass ceiling’ yani “cam tavanlar” tabirine pek çoğumuz aşinayız. Bu tabir, kadınların iş yaşamında özellikle yöneticilik gibi yüksek pozisyonlara çıkmasının önüne geçen soyut engeller olarak tanımlanan ve feminist öğretinin uzun yıllardır üzerinde durduğu bir problemi ifade ediyordu. Peki güncel iş yaşamında büyük ölçüde aştığımızı zannettiğimiz bu problem karşımıza taktik değiştirerek çıkıyor olabilir mi?

‘Glass cliff’ yani “cam uçurum”, “cam tavan”ın bir akrabası ve kadınların işler kötü gittiğinde güçlü pozisyonlara yükseltilmesi anlamına geliyor. Bu taktikte kadınlar, gücün üst kademelerine ulaştıklarında istikrarsız konumlara yerleştiriliyorlar ve bu nedenle başarısızlık olasılıkları daha yüksek oluyor. Bu da onların “uçurumdan” düşme riskinin daha yüksek olduğu anlamına geliyor. Bu kavram ilk kez 2005 yılında Exeter Üniversitesi araştırmacıları Michelle Ryan ve Alexander Haslam tarafından ortaya atılıyor.Araştırmayı motive eden faktörse 2003’te The Times’ın, kadın liderlerin şirket performansı üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğunu öne sürmesi oluyor.

Ardından Utah Eyalet Üniversitesi’nden araştırmacılar Alison Cook ve Christy Glass, 15 yıllık bir süre boyunca Fortune 500 şirketlerini inceleyen araştırmayla karşımıza çıkıyorlar ve Ryan ile Haslam’ınkine benzer bulgular bildiriyorlar: Beyaz kadınların ve beyaz olmayan erkek ve kadınların, zayıf performans gösteren şirketlerin CEO’luğuna terfi etme olasılıkları beyaz erkeklere göre daha yüksek. Peki kadınlar ve azınlıklar bu pozisyonları neden kabul ediyor? Cook’un Vox’a verdiği röportaja göre; “Firmalar kötü performans gösterdiğinde, gerçekten nitelikli beyaz erkek adaylar ‘Ben bu işe adım atmak istemiyorum’ diyebiliyor. Kadınlar ve azınlıklarsa bunun benzer bir pozisyona yerleşmek için ellerindeki tek şans olduğunu düşünebildiklerinden devam etmek ve bu fırsatı değerlendirmek konusunda ısrarcı davranıyor.”

Post image StreetArtCities: Dünyanın En İyi Duvar Resmiyle Tanışın
StreetArtCities: Dünyanın En İyi Duvar Resmiyle Tanışın

HABERLER - SLIDER

Calendar 29 Mar, 2024

Dünya sokak sanatı topluluğu StreetArtCities, dünyanın dört bir yanındaki sokak sanatı eserleri arasından seçilen “2023’ün En İyileri”ni açıkladı.

İspanyol doğumlu sanatçı SFHIR‘ın, İspanya’daki dokuz katlı bir binanın duvarına çizdiği “A Violonchelista de Fene” isimli duvar resmi, Dünyanın En İyi Duvar Resmi unvanının kazananı oldu. İspanya’da düzenlenen Perla Duvar...

Dünya sokak sanatı topluluğu StreetArtCities, dünyanın dört bir yanındaki sokak sanatı eserleri arasından seçilen “2023’ün En İyileri”ni açıkladı.

İspanyol doğumlu sanatçı SFHIR‘ın, İspanya’daki dokuz katlı bir binanın duvarına çizdiği “A Violonchelista de Fene” isimli duvar resmi, Dünyanın En İyi Duvar Resmi unvanının kazananı oldu. İspanya’da düzenlenen Perla Duvar Festivali‘nin açılışı sırasında yapılan eser, festivale katılan sanatçıların müzikle ilgili çeşitli unsurları tasvir ettikleri eserlerden bir tanesi. Onu “en iyi” unvanına kavuşturansa binanın merdiven ışıkları komşular tarafından açıldığında çellonun sap kısmına denk gelen pencerelerden gelen ışıklar, çellonun perdelerini aydınlatıyor oluşu. Ödüle layık görülen diğer eserler arasındaysa; Sabotaje El Montaje’nin “Kasabanın tarihî arşivinden gelen fotoğraflarla çalışarak kasabasının anaerkil yapısını ve balıkçılıkla geçinen kadınların yaptıkları işleri, Bask Bölgesinin renkleriyle yansıtmaya çalıştım” şeklinde anlattığı “İsimsiz Eser”i, Hollandalı sanatçı Leon Keer’in resmedilen cam bilyeler duvardan dökülüyormuşçasına bir yanılsama yaratan “Gravity”si, yer alıyor. Daha fazlasına göz atmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Post image Toksik Olumlama: Mutlu Olmakla Kafayı Bozmuş Bir Dünyada Kendin Olmak
Toksik Olumlama: Mutlu Olmakla Kafayı Bozmuş Bir Dünyada Kendin Olmak

HABERLER - SLIDER

Calendar 29 Mar, 2024

Pek çoğumuz küçüklüğümüzden beri bize empoze edildiği şekilde; mutsuzluk, stres, endişe gibi negatif hatta toksik olarak sınıflandırdığımız duygulardan kaçınarak olabildiğince neşeli, mutlu, huzurlu olmak için beynimizi kodlamaya çalışıyoruz. Bununla birlikte diğer her şeyde olduğu gibi abartıldıkça anlamını yitiren “pozitiflik” kavramının zararları üzerine artık yeterince fikrimiz var öyle ki...

Pek çoğumuz küçüklüğümüzden beri bize empoze edildiği şekilde; mutsuzluk, stres, endişe gibi negatif hatta toksik olarak sınıflandırdığımız duygulardan kaçınarak olabildiğince neşeli, mutlu, huzurlu olmak için beynimizi kodlamaya çalışıyoruz. Bununla birlikte diğer her şeyde olduğu gibi abartıldıkça anlamını yitiren “pozitiflik” kavramının zararları üzerine artık yeterince fikrimiz var öyle ki Terapist Whitney Goodman’ın okura olumsuz duyguları deneyimlemenin ve onlarla başa çıkmanın etkili yollarına dair nitelikli bir rehber sunduğu kitabı Toksik Olumlama: Mutlu Olmakla Kafayı Bozmuş Bir Dünyada Kendin Olmak ile karşımıza çıkıyor.

Gerçek hayatta olumsuzlukları görmezden gelerek, bu duygulardan kaçınma refleksine sahip olmamıza neden olan toksik pozitiflik kavramını merkeze alan kitapta, bu durumun kendimize ve ilişkilerimize ne kadar zarar verdiğini ortaya koyuluyor. İddiasını araştırmalar ve danışan hikâyeleriyle destekleyen Goodman ​“Peki olumlu olmak tüm sorunların çözümüyse neden çoğumuz endişeli, depresif ve tükenmiş hâldeyiz?” sorusuna yanıt arıyor. Her yeni gün pozitif olma baskısıyla karşı karşıya kalan insanların rahatsızlık hissiyle empati kuran kitapta hastalık, kayıp, ayrılık ve diğer zorluklarla karşı karşıya kalındığında bile gerçek duygular hakkında konuşmak, onları sindirerek zamanla daha iyi hissetmek için çok az fırsat bulunduğuna dikkat çekiliyor.

preloader Lütfen bekleyin...
theMagger Banner
Advertisement
preloader
loading
icon icon icon icon icon
warning

Adblock'unuzu Kapatmaya Ne Dersiniz?

theMagger, sponsorluk ve reklamlarla gelişen bir platform.

AdBlock'unuzu kapatarak beraber büyüdüğümüz markaların yaratıcı reklamlarını görebilir; siz de bizlere dolaylı olarak katkıda bulunabilirsiniz.

Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement