Rework’u bir tavsiye üzerine Amerika’dan sipariş ettim ve tek günde bitirdim. İşletme üzerine kurulu dört senelik üniversite hayatımda öğrendiklerimi, bana bir günde anlattı. O kadar rahat, günlük ve genç bir dili var ki, bir işletme ve yönetim kitabı roman gibi bu kadar keyifli okunabilir… Özellikle aklında iş kurma fikirleri olanlar ve yeni iş kuranlar için inanılmaz değerli bir kitap. Fakat ne yazık ki Türkiye’ye daha gelmedi ve Türkçe’ye çevrilmedi. Eğer İngilizce biliyorsanız Amazon.com’dan hemen sipariş edin! İngilizce bilenler için kitap Amerika’dan elinize geçene kadar, bilmeyenler için de Türkçe’ye çevrilene kadar Rework’ten alıp aşağıda yazdıklarım, size yeni işiniz hakkında bir rehber olsun.

37 Signals şirketinin kurucularının yazdığı kitapta işletme derslerinde gördüğümüz bazı şeylerin bile ne kadar gereksiz olduğu anlatılıyor. Aldığımız kararların, saatlerce üzerinde düşündüğümüz ayrıntılar ve şirket kurulumda harcadığımız masrafın gereksizliği bize hatırlatılıyor. Kitabın ilk bölümünde bu kitabın büyük, küçük tüm şirket sahiplerine, çok başarılılara, işlerini hayatlarının merkezine koyan işkoliklere, liderlere ve yeni girişimcilere yani bir şirketle ilgilenen fakat kendini bazı yönetim klişelerinden kurtarmaya çalışan herkese yazıldığı söyleniyor. Aşağıda Rework’un okuyucularına önerdiği ve benim içlerinde herkesi ilgilendirdiğini düşündüğüm başlıkları ele alacağım.

Yanlışlardan öğrenme fikri fazla önemseniyor.

İşletme dünyasında her zaman şirketlerin yenilgi ve başarısızlıklarından bahsediliyor. Kulağımıza çoğu zaman şirketlerin yaptığı yanlışlar, kaç tane şirketin kapandığı ve bu ortamda tutunamama yanlışları geliyor. Unutmamalıyız ki, başka insanların başarısızlıkları, bizim değil, başkalarının başarısızlıkları. Yanlışlarınızdan bir daha onları yapmamanız gerektiğini öğrenebilirsiniz, fakat bunlar size ilerde neler yapmanız gerektiğini göstermez. Onun yerine başarılarınıza bakın ve onları uygularken takip ettiğiniz yolu tekrar inceleyin. O kısımda neleri doğru yapmışsınız, onlardan ilham alın. Gelecek adımlarınızı neyi yapmayacağınıza göre değil de, başarılarınıza ve neleri yapmanız gerektiğine göre belirleyin. Geçmişinizde yaptığınız yanlışlara, başkalarının hatalarına bağlı kalmayın.

Limitler

Büyük bir şirketin anlamı nedir? Bünyesinde çok fazla kişi çalışan bir holding mi? Çok cirosu olan bir müessese mi? Geniş bir kitleye hitap eden bir işletme mi? Yoksa 7/24 çalışan, sürekli üreten bir fabrika mı? Bunların hepsi, yapılan işlere göre değişir. Şirketiniz için bazen 1000 kişiye ihtiyacınız olur, bazen 10 yeterlidir. Bazen sadece 2 kişi bile çok başarılı ve “büyük” bir şirket kurabilir. Genişlemenin, bünyesinde fazla kişi çalıştırmanın kulağa hoş geldiği kesin, ama bunun hiçbir anlamı yok. Genişleme çoğu işletmede gerekmeyebilir. Az insan çalıştıran veya az ortaklı bir şirket, büyük cirolar yapabilir. O yüzden fazla kişiye değil de, ideal insan sayınıza bakmanız gerekir. Belki şirketinizdeki bazı çalışanlar veya siz, bazı küçük şeyleri günde sadece azıcık daha vakit ayırarak yapabilirsiniz. Ayrıntılar için ayrı bir insan almaya ihtiyaç var mı?

Durmanız gereken bir nokta da, işkolikliğiniz. İş yerinde gereğinden fazla vakit harcamak zorunda olmayabilirsiniz. Gereğinden geç çıkıyorsanız, evinize geç gidiyor ve çok yoruluyorsunuz demektir. Bu da uzun dönemde sizi daha da çok yorabilir ve işinize eskisi kadar konsantre olamamanıza neden olabilir.

Şirkette fazla kalmak yerine, gün içinde zamanınızı iyi organize ederseniz, hem daha verimli olursunuz, hem de erken evinize gidersiniz. Çoğu insan şirkette çok vakit harcadıkları zaman, kendilerini daha iyi hissediyorlar. Fakat, düşünürseniz, ekstrem bu durum olmadığı sürece yaptıkları iş gün içinde yapılacak işin yoğunluğundan ve sayısından farklı olmuyor. Zamanınızı verimli kullanmanız, hayatınız için çok daha iyi olacaktır.

Rework, bir de şirketlerin limitlerini bilmeleri gerektiğinin altını çiziyor. O yüzden bir iş yapıyorsak, onu neden yaptığınız hakkında bilginiz olsun. Bakış açısı işletmede en az ürününüz ve servisiniz kadar önemli. Dünyaya ne yaptığınızı göstermeden önce, yaptığınız işe inanın, onun için savaşmaya arzulu ve hazır olun. Düzgün, kendinden emin bir duruş, markanızı daha da güçlü gösterecektir. Bu tavsiyelerden sonra 37 Signals bir meseleye değiniyor. Çoğu şirket yapmak olsun diye sayısal olarak fazla ürün çıkarıyor. Aslında, limitler bilinirse, hangi ürünlerin üretileceği veya hangi servislerin sağlanacağı, bunların ne kadar sıklıkta veya sayıda olması gerektiği de bilinir. Çünkü ürünlerin kalitesi, kolay kullanılabilir olması, gereğinden fazla özellik taşımaması şirketiniz için avantaj olacaktır. Burada bir örnek bile verilmiş. Örnek verdikleri yer yiyeceklerinin lezzeti ve tazeliği ile ünlü Chicago’daki Vinnie’s Sub Shop adlı bir sandviççi. Burada çalışanlar hafta içleri akşam 17:00’ye kadar çalışıyoruz diyorlarsa da günlük ekmek bittiği anda iş yerini kapıyorlar. Nedeni ise ekmekleri fırından en taze olduğu zamanda alıyorlar ve müşterilerine öğlen 14 veya en geç 15’e kadar ekmekler taptazeyken servis ediyorlar. Savundukları nokta şu, bittikten sonra fırından daha çok ekmek alabilirler fakat daha sonra aldıkları sabah aldıkları kadar taze ve lezzetli olamayacağı kanaatindeler. İşte böyle yerlere saygı duymak lazım; limitler biliniyorsa sorun yok. (Bu dükkanı google’da araştırdım, yorumları okudum: Herkes sandviçler için deliriyor!) O yüzden Chicago’da yaşayanlar herhangi bir sandviççiye gideceklerine, Vinnies’e gidiyor ve buraya inanılmaz saygı duyuyorlar. Şirketlerin zaman limitlerini de bilmeleri gerekiyor.

Bu ne anlama geliyor?

Bir ürün 5 günde hazır olurken diğer ürün 100 günde hazır olabilir. İyi fikirlerinizi en hızlı şekilde yapmaya çalışıp, aceleye getirmeyin. Üzerinde düşünün, tartışın ve onu daha da iyileştirin. Fazla gözükmesini sağlayıp yarım bir ürün yapacağınıza, az ama öz yapın. Uzun ve kalabalık işler, servisler ilk bakışta çok iyi göz boyar. Fakat limitler düşünülmeden oluşan büyük işler yüzünden uzun vadede kontrolü elinizden kaçırıp, ürünlerinizi yarım yamalak olmalarına neden olabilirsiniz.

Rework bu tarz tavsiyelerle işimizi kolaylaştırıyor. İş dünyasına ve şirketlerimizi doğru yönetip yönetmediğimiz hakkında soru işaretleri gündeme getiriyor. Böylece eksik ve fazlalarımızı daha iyi görebiliyoruz. Söylediği bin tane şey var, mutlaka okuyun!