Dün akşam Interview oyununu izledim ve açıkçası hâlâ etkisinden çıkabilmiş değilim. Oyunu hem House‘un tüm sezon ve bölümlerini izlemiş biri olarak Robert Sean Leonard (Dr. James Wilson – Dr. House’un en yakın arkadaşı) oynadığı için hem de konusu bir yerden tanıdık geldiği ve nasıl sahnelediklerini merak ettiğim için gittim. Sizi bilmem ama yıllarca dizilerini izlediğim ve oyunculuğunu beğendiğim kişilerin canlı kanlı oyunlarını izlemekten çok mutlu oluyorum. Bence Londra’da yaşamanın en büyük lükslerinden biri bu. Koltuğuma geçtiğimde ise beni bir sürpriz daha bekliyordu. Yan koltuğumda House of Cards dizisinden tanıdığınız Kevin Spacey oturuyordu. Daha fazla uzatmayıp oyunu anlatmaya başlıyorum.

f5702150-74e6-4ea9-9269-709b23d78783
Robert Sean Leonard, Ege Ebcin, Paten Hughes | Fotoğraf: Ege Ebcin

Oyun, 2003 yapımı Hollanda filminden uyarlanmış ve sahneye taşındığında eskisinden daha modern ve güçlü bir hâl almış. Katya, influencer’dan aktrisliğe geçiş yapmış; Pierre ise savaş muhabirliğini bırakıp eğlence gazeteciliğine “terfi etmiş” bir karakter. İkili, sahnede birbirlerini tartıyor, baştan çıkarıyor ve kendi doğrularını ortaya çıkarmaya çalışıyor.

Sahneye adım attığınız anda Katya’nın dünyasına çekiliyorsunuz: Beyaz tuğlalı ‘Kat Cave’ daire, modern ve tamamen sosyal medya tarafından işgal edilmiş bir alan. Duvarlarda akıp giden bildirimler, troll mesajlar ve canlı yayınlar onun hayatını adeta takip ediyor. Projeksiyonlar ve sahnedeki kamera, Katya’nın sosyal medya dünyasını izleyiciye güçlü şekilde hissettiriyor; her kelime, her hareket anında görünür hâle geliyor.

screenshot-2025-09-19-at-2-52-54-pm
Interview | Fotoğraf: Helen Murray

Paten Hughes, Katya’yı hem güçlü hem kırılgan yönleriyle oynuyor. Başkalarının hikâyesini yazmasına tahammül edemiyor; kendi hikâyesini kontrol etmek ve sadece magazin malzemesi olarak görülmemek peşinde. Robert Sean Leonard ise Pierre’de, ciddi siyasi haberlere koşmak isteyen ama aktör röportajına atanmış yorgun bir gazeteci yaratıyor. Savaş muhabiri olarak Ukrayna’da yaşadıkları ve kızının anoreksiyle mücadelesi onu kırılgan bir insan hâline getiriyor; alt metinde, ikisinin de kendi çıkış yolunu aradığını hissediyorsunuz.

Oyun boyunca gerilim sürekli: Kimin av, kimin avcı olduğunu anlamak zor. 25 dakikalık bir röportaj olması gereken süreç, sahnede sırlar ve sınırların aşılmasıyla uzuyor; sosyal medya ve sahnede performans iç içe geçiyor. İzleyici olarak, kimin dürüst olduğunu değil, kime inanmak istediğinizi sorguluyorsunuz.

screenshot-2025-09-19-at-2-53-17-pm
Interview | Fotoğraf: Helen Murray

Dekor Tony ödüllü Derek McLane tarafından tasarlanmış Brooklyn dairesi; açık plan mutfak, serbest duran küvet ve beyaz tuğla duvarlar sahneye modern ve gerçekçi bir hava katıyor. Projeksiyonlar ve videolar (idontloveyouanymore) Katya’nın sosyal medya dünyasını sahnede güçlendiriyor. Kostümler Bernat Buscato, ışık Jackie Shemesh, ses Ata Güner (evet ekipte Türk biri var, onur duydum) ve hareket-intimacy yönetimi Christina Fulcher tarafından ustalıkla tamamlanmış.

Sonuç olarak Interview, sosyal medya, güç ve insan ilişkileri üzerine düşündüren, zekice kurgulanmış bir oyun. Hughes ve Leonard’ın sahnede yarattığı kelime savaşı, izleyiciyi baştan sona sahneye kilitliyor ve oyunculuklarıyla büyülüyor. Kaçırılmaması gereken bir performans.

screenshot-2025-09-19-at-2-53-08-pm
Interview | Fotoğraf: Helen Murray

Peki biz bu hikâyeyi nereden biliyoruz? Halit Ergenç ve Tuba Büyüküstün’ün oynadığı Yarın Yokmuş Gibi isimli mini diziden. Zeynep Günay Tan 2003’teki bir işi 2024’te kaleme alıp bir platforma sattığında gerekli telif haklarını ödedi mi bilemiyorum. Ben ilk bölüme bile dayanamayıp kapamıştım.

Orijinalinden sahneye taşınmış Interview’u izlemenizi öneririm. Oyun çıkışında Robert da Paten da seyircilerle birebir sohbet ediyor. 27 Eylül’e kadar Riverside Studios’talar. Biletinizi buradan alabilirsiniz.

Kapak Fotoğrafı: Interview

İlginizi çekebilir: Ege Ebcin’den Londra’nın Müzikal Takvimi