Ülkemizde 15 Ocak tarihinde vizyona giren 2015 yapımı Sarah Gavron imzalı film Suffragette’in (Diren!) başrolünde An Education, Drive ve The Great Gatsby’den tanıdığımız Carey Mulligan yer alıyor. Aynı zamanda Helena Bohem Carter, Meryl Streep gibi başarılı oyuncuların yer aldığı oyuncu kadrosuyla dikkat çeken film, I. Dünya Savaşı başlamadan kısa bir süre öncesinde yaşananlara odaklanıyor.

250214SH_01377.nef

David Llyod George’un yönetimindeki İngiltere sabahında, bir fabrikada başlıyoruz bu etkileyici filme. Kostüm ve dekorun gerçekçiliği daha ilk sahneden hikayeye girmemizi kolaylaştırıyor. Kamera kısa sürede fabrika loşluğundan kurtulup ana karakterimiz Maud Watts’ın peşine takılıyor ve daha ilk dakikalardan itibaren karakterlerimizin çoğuyla göz göze gelmiş oluyoruz böylece.

MS5lU

Tarihsel gerçeklik açışından oldukça başarılı olan Suffragette, 1880’ler sonunda gündeme gelmeye başlayan, kadınların seçme ve seçilme hakkını kazanma mücadelesini anlatıyor. 1903 yılında Emmeline Pankhurts (Meryl Streep) ile birlikte kendilerini süfrajet (İngilizce adıyla suffragette) diye adlandıran kadın grubunun karşı karşıya kaldıkları tepkilere karşın nasıl organize oldukları güçlü mesajlarla anlatılmış film boyunca. Pek çok karakterin tarihteki süfrajetlere dayanması filme biraz biyografi havası katsa da akıcılığından bir şey kaybettirmiyor.

030314SH_03967.nef

Filmin geçtiği zaman dilimi çok büyük bir önem taşıyor. Kadın haraketinin gittikçe güçlendiği fakat hala çoğunluk tarafından fazla radikal karşılandığı bir dönemdeyiz: Sanayi devriminin getirdiği işçi ihtiyacından kadınların ve çocukların ucuz iş gücü olarak görüldüğü bir dönem 1990’ler… Aynı işte çalışsalar bile çok daha az para alan, neredeyse hiçbir alanda erkeklerle eşit olmayan kadınların kendilerini  nasıl da bir sekilde mücadeleyle özdeşleştirdikleri farklı detaylarla dile getirilmiş. Kadın mücadelesi başlığında pek çok konuyu ele alan, eleştiren Gavron, bunu yine akıcılığını koruyarak yapmış.

110414SH_18507.nef

Filmin kurgusal boyutu ise hikayeye girmemizi çok daha kolaylaştırıyor. Filmi izlemeden önce konu hakkında bilgisi olmayanların da kolaylıkla takip edebileceği bir şekilde öyküleştirilmiş. O dönemde yaşamış, işçi, aile sahibi, yirmili yaşlarda bir kadının nasıl olup da “radikal” bir süfrajete dönüştüğü, oldukça ince işlenmiş.

030314SH_04521.nef

Filmin sonunda agresifleşmeye başladıklarında bıraktığımız süfrajetlere daha sonra ne olduğu konusuna gelirsek… Çok geçmeden bu fikir bütün dünya kadınlarınca benimseniyor. I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla ev hayatından çıkma şansı bulan kadınların çoğu bu akımdan etkileniyor. Dünyanın pek çok bölgesinde savaş sebebiyle eylemlerine ara verseler bile fikirleri yayılmaya devam ediyor. Çoğu orta sınıfa mensup kadınlar bir anne ve bir eşten çok daha fazlası olduklarını fark ediyorlar. Dünya yine I. Dünya Savaşı’yla beraber evlerini bırakan erkeklerin mesleklerini devralan kadınların farkına varıyor, kadınlar hayalet olmaktan kurtuluyor ve 1920’lere yepyeni bir ‘kadın’ modeli taşıyor. Savaşın bitimiyle İngiltere (1918’de, 30 yaş üstü kadınlar için) ABD (1920) gibi ülkelerde oy verme hakkına kavuşuyorlar.

İyi seyirler!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?