Monaco’da Bir Gün: Yarış Arabası Hızında Bir Deneyim
Her üç kişiden bir tanesinin milyoner olduğu (Geriye kalan iki kişiden biri bu yazıyı yazıyor, diğeri de bunu okumakla meşgul) dünyanın en küçük ikinci ülkesinden, merhabalar! İşte, Monaco’dayız. Geçen yaz yaptığım Avrupa turumun Monaco etabında geçen yarım günümde neler yaptığımı ve burayla bütünleşmiş F1 yarışlarından bahsedeceğim. Cannes’da kırmızı halı görüp Nice’de Créme Brulée yedikten sonra soluğu Monaco’da almanızı öneriyorum! Minik bir not, şehir o kadar küçük ki yerin altından yollar tüneller yapmışlar. Google Haritalar kullanırken dikkatli olmakta fayda var çünkü yollar birbirine karışıyor.
Monaco’nun İkonik F1 Yarışları
F1 yarışlarına olan hayranlığımla Charles Leclerc ‘in 2024 yarışını kazandıktan sonra kutlama yaparken limana atladığı yere doğru yol alıyoruz. “The dive of the Charles Leclerc” diye haritalara konum bildirimi bile yapmışlar. 2018 yılında F1 serüvenine başlayan “il Predestinato” lakaplı pilotumuz ilk defa Monaco Grand Prix 2024 yarışını birincilikle tamamlayarak kendi evinde zafere ulaşan pilotlar arasında yerini aldı. Umarım bir dahaki gelişimde F1 yarışı zamanına denk gelirim.
1929 yılından beri F1 yarışlarına ev sahipliği yapan Monaco/Monte Carlo’nun dar virajlı ve tünelli sokakları burayı Formula 1’in en zorlu pistlerinden biri haline getiriyor. Hazırlanması 6 hafta, sonrasında toplanması ise 3 hafta süren bu pist, FIA’nın zorunlu kıldığı 305 kilometrelik asgari yarış mesafesine uymayan tek pist olması ile heyecanı artırıyor. Port Hercule boyunca yürürken Monaco pistinin bir kısmını görebilirsiniz. Toplamda 78 tur attıkları bu pistte atılan en hızlı tur rekoru 1.09 ile Lando Norris’e ait (2025) .
Netflix’te yayımlanan Drive to Survive serisiyle beraber daha da ilgi odağı haline gelen bu spor bir noktada sizi de içine çekiyor. Küçüklüğümde “Arabalar” film serisinin hayranı olarak başladığım serüvenime F1 yarışlarının büyüsüne kapılarak devam ediyorum. Sadece yirm aracın dönüp durduğunu söyleyenler olsa da bu işin arkasında inanılmaz bir mühendislik, takım işi ve emek var. F2 yarışında Monaco pistindeki tünel kısmında saniyelik refleksiyle olası bir kazanın önüne geçen Isack Hajdar’ın tarihi bir kazanın eşiğinden döndüğü videolara çoğunuz denk gelmiştir.
Drive to Survive izlemediyseniz bir şans verin derim. Otomobil dünyası ve formula yarışları hakkında izleyebileceğiniz birçok film de bulunuyor. Biyografik spor belgesellerini seviyorsanız birkaç tavsiye de verebilirim. Schumacher ve Senna gibi efsanevi pilotların yarış serüvenlerini izlemek beni çok etkiledi. Formula yarışlarında neden hep erkekler var diye düşünenlerdenseniz F1 Academy’ye göz atabilirisiniz. Kadın pilotların yetiştirilmesinde öncü olan güzel projelerden biri. Bu sene yayımlanan aynı isimde 7 bölümlük bir belgesel dizisi de bulunuyor.
Monaco dendiğinde akla gelen iki şeyden birini konuştuğumuza göre diğerine geçebiliriz. ABBA – Money, Money, Money şarkısı eşliğinde tabelalardan yukarı doğru Casino de Monte Carlo’ya gidiyoruz.
Monaco’da Bir Gün
Zamanında iflasa sürüklenen ülkeyi kurtarmak için kumarhane inşa etme fikrini ortaya atan Prenses Caroline, dünyanın her bir tarafından zenginleri ülkeye çekmekte başarılı bir sonuca ulaşmış. Düşünün ki 1949 yılında ülkenin tüm gelirinin %95’ini kumar karşılıyor ama Monako vatandaşlarının kumar oynaması ve kumarhanede çalışmaları yasak.
Oyun için sizi almıyorlarsa ya Monako vatandaşısınızdır ya da evsiz gibi dolanıyorsunuzdur. İlk ihtimal olmayacağına göre giderken yanınıza şık bir şeyler almakta fayda var. (Biz dress code kısmından kaldık, siz dikkat edin.) İçeriye ilk girdiğinizde sizi şatafatlı bir girişte asma süsler karşılıyor. Sonrasında pasaport kontrolü ile oyun konsollarının olduğu yere giriyorsunuz ama orada çekim yasak. Daha da içeride büyük oyunların döndüğü yere gitmek için dress code şartı var.
Bir süre Casino önüne gelen lüks araba trafiğini seyrettikten sonra tepeden liman manzarasını izleyebilirsiniz. Casino’nun diğer tarafında Monaco pistinin efsane virajı olan Fairmont Hairpin’i canlı canlı görebilirsiniz. Aşağıya doğru yavaş yavaş inerken hediyelik eşya satan mağazaya uğramak isteyebilirsiniz. Kartpostal koleksiyonum için güzel bir şeyler seçerken buradan hatıra parası almaya karar verdim. (Parayı yazı/tura için parmağınızla havaya attığınızda güzel bir tınıda ses çıkarıyor.) Yolda gördüğünüz arabalardan favorinizi seçmeye karar verirseniz işiniz zor.
Liman kenarındaki alanda Fiat 500s Festivali tarzında bir etkinlik vardı. Ee tabi bir sürü Luigi’yi bir arada görmezsek olmazdı. Etkinliğe özel The Beatles Tribute konseri olduğunu öğrenince bu fırsatı kaçırmamak için vaktinde limana geri döndük.
Yolculuklarım boyunca açlık başıma vurunca en sevdiğim ikili olan baget/labne ortaya çıkıyor. Bir yandan The Beatles Tribute konseri dinleyip diğer yanda baget kemirince insan Monako’nun zenginlik ötesinde bir yer olduğunu tekrar anlıyor. Belki F1 yarışı izlemeye gelememiş olabilirim fakat tüm bunlara rağmen günün tüm sefilliğini silip süpürdü diyebilirim. Kendi verdiğim konserler haricinde sahnedeymiş gibi eğlendiğim tek konser diyebilirim. Bir yandan konserde dans ederken diğer yandan Casino’dan ateşlenen havai fişekleri izlemek deneyimlediğim en güzel anlardan biriydi.
Cannes-Nice-Monaco şeklinde geçirdiğim günde bir süreliğine de olsa Monaco’dan geçtim. F1 pilotu ya da milyoner değilseniz çok da kalmanıza gerek yok fakat Fransız Rivierası’nı gezerken trenle atlayıp old money havasındaki bu ülkeye bir göz atın derim.
Kapak Fotoğrafı: İlayda
İlginizi Çekebilir: Wander Magger’dan F1 Yarışı’ndan Önce Nice Rehberi

İlayda 









Aile Tadında
🏎️🪙🇲🇨