Şehrin yeme-içme kültürünün nitelikli örneklerle gelişiyor olması çok sevindirici. Bu sezon şehirde uzun zamandır iyi bir örneğine rastlamadığımız Orta Doğu mutfağını hakkıyla sunabilen çok yeni bir mekanımız var: Soho House bünyesinde açılan ve kulüp misafirlerini ağırlayan Naavah.

Bildiğiniz gibi Soho House kurulduğu şehirlerde yaratıcı, gelişimi hızlı sektör bireylerinin üye olduğu bir sosyal kulüp zinciri ve bu zincir kurulduğu şehrin entelektüel çevresinin buluşma noktası olmayı amaçlıyor. Dünya’nın bir çok büyük şehrinde bulunan kulüp 2015 yılından bu yana İstanbul’da ve şehrin bana göre en güzel binası Palazzo Copri ’de otel, restoran, kulüp, spa, sinema gibi alanlarda hizmet veriyor. Naavah ise; ilk olarak 2016 yilinda Soho House West Hollywood’da açılan ve başarılı oluşu sonrası Soho House Chicago ile yoluna devam edip, şimdi de Soho House Istanbul’a ulaşan taze Akdeniz esintileri serpilmiş bir Orta Doğu mutfağı… Restorana Palazzo Corpi binasının muhteşem mimarisi, detayları ve atmosferi içinden büyülenerek geçerek 1. Katta bulunan terasta ulaşabiliyorsunuz.

Naavah, her ne kadar bir Orta Doğu mutfağı olsa da, vegan ve vejetaryenler için de seçenekler sunan son derece konsantre bir menüye sahip. Yani kafanızı asla karıştırmıyor. Orta Doğu mezelerinden oluşan başlangıç ve paylaşım tabaklarını Akdeniz mutfağının tazeliği ve hafifliği ile harmanlayabiliyorsunuz. Lahmacun, pide ve dürüm gibi hamur işleri mekanın odun fırınından gözünüzün önünde çıkıp, çıtır çıtır servis ediliyorlar. Ana yemek konusunda ise yine oldukça konsantre bir kaç seçenek ile yemeğinizi afiyetle tamamlayabiliyorsunuz.

Biz deneyimlediğimiz her tabakta; başlangıç, ara sıcak, ana yemek ve tatlı derken ahenkli bir serotonin akışı yaşadık diyebilirim. Limon ve baharatlar ile tatlandırılmış ve tahin yatağında servis edilen Patlıcan, yine tahin yatağında sunulan Falafel ve Tatlı Patates Dumpling -ki kendisi çok farklı bir damak lezzetliydi- seçimlerimiz enfesti. Bu yoğun tatları olağanüstü lezzetli Fettus Salatası ve Pancar ile beraber aldık. Fettus Salatası’nın malzemeleri ve çıtır pideleri sumak ile harmanlanmıştı. Pancar ise benim de Güney Fransa seyahatinde öğrendiğim gibi portakal ile tatlandırılmıştı ve üzerine de nar serpilmişti. Hakikaten ikisi de çok çok başarılı tabaklardı.

Ana yemek tercihimiz; Fas baharatı olarak bilinen Ras el Hanout ile pişirilmiş ve Orta Doğu mutfağının çok sevilen sosu Harissa yatağında servis edilen Kalamar Tava  ve daha evvel hiç tatmadığım ama tadının ete çok yakıştığını bildiğim acı Zhong sosu ile servis edilen Kuzu Pirzola oldu. Bu enfes lezzet şölenini menüde katmer olmasına rağmen ahududu sos ve gül ile tatlandırılmış hafif muhallebi tatlıları Malabi ile tamamladık.

Yemekler son derece tatmin ediciydi, evet! Ama bunun yanında mekan ve ortamı da son derece keyifliydi… Gecemizi hemen yanımızda oturan ve 5 Haziran akşamı IF Performans Hall Beşiktaş’ta sahne alacak Keith Merrow & Nick Johnston ikilisi ve ülkemizin kıymetli ve bence en tatlı gitaristlerinden Can Şengün ile yaptığımız keyifli muhabbetle geçirdiğimizi söylersem sanırım Soho House’un kulüp mantığı ve sosyalliğini daha net anlayabilirsiniz.

Sevgiler, afiyetler ve lezzetli keşifler…

Soho House’un içindeki Cecconi’s İstanbul restoranındaki harika Pazar Brunch’ının detaylarına buradan göz atabilirsiniz. 

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN