theMagger Banner
theMagger: Keşfedin ve Paylaşın. Nasıl mı?
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement

Haberler

preloader
Post image Yáng Shuāng-zǐ: 2026 Uluslararası Booker Ödülü’nün Sahibi 
Yáng Shuāng-zǐ: 2026 Uluslararası Booker Ödülü’nün Sahibi 

KİTAP & EDEBİYAT

Calendar 22 May, 2026

2026 Uluslararası Booker Ödülü bu yıl tarihe geçen bir esere gitti: Yáng Shuāng-zǐ’nin kaleme aldığı Taiwan Travelogue, Mandarin Çincesiyle yazılmış ilk Booker kazananı olarak ödül tarihine adını yazdırdı.

Londra’daki Tate Modern’de düzenlenen törende sahiplerini bulan 50.000 sterlin, yazar ile çevirmen Lin King arasında eşit paylaşıldı; King’in İngilizce çevirisi de bu tarihin...

2026 Uluslararası Booker Ödülü bu yıl tarihe geçen bir esere gitti: Yáng Shuāng-zǐ’nin kaleme aldığı Taiwan Travelogue, Mandarin Çincesiyle yazılmış ilk Booker kazananı olarak ödül tarihine adını yazdırdı.

Londra’daki Tate Modern’de düzenlenen törende sahiplerini bulan 50.000 sterlin, yazar ile çevirmen Lin King arasında eşit paylaşıldı; King’in İngilizce çevirisi de bu tarihin ayrılmaz bir parçası oldu. Japonya işgali altındaki 1938 Tayvanı’nda geçen roman, yakın zamanda keşfedilmiş bir anı kitabının çevirisi gibi kurgulanıyor. Tayvan’a gelen genç bir Japon romancının, kendisine eşlik eden kadın tercümana âşık olmasını ve Tayvan mutfağını keşfe çıkmasını konu alan eser karakterler tarafından yazılmış kurgusal dipnotlar ve sonsözlerin yanı sıra çevirmen Lin King’e ait gerçek notları da içeriyor. Ödül jürisi başkanı Natasha Brown, romanı iki ayrı düzlemde başarılı buluyor: hem keskin bir postkolonyal roman hem de sürükleyici bir aşk hikayesi. Brown’a göre Taiwan Travelogue, bu ikisini aynı anda taşıyabilen, olağanüstü bir denge kuran eserlerden.

Post image Famesick: Lena Dunham'dan Her Şeyi Anlatıyor
Famesick: Lena Dunham'dan Her Şeyi Anlatıyor

KİTAP & EDEBİYAT

Calendar 14 May, 2026

Geçtiğimiz ayın en çok konuşulan kitabı olmayı başaran Famesick, Dunham’ın Tiny Furniture’ı çektiği günlerden Girls’ün bitişine, Lenny Letter’ın kapanmasından çeşitli “cancel” krizlerine, Klonopin bağımlılığından sayısız ameliyata ve Jack Antonoff ile yaşanan ayrılığa uzanan on yıllık bir dönemi üç perdede anlatıyor.

Kitabın merkezinde, sağlığı...

Geçtiğimiz ayın en çok konuşulan kitabı olmayı başaran Famesick, Dunham’ın Tiny Furniture’ı çektiği günlerden Girls’ün bitişine, Lenny Letter’ın kapanmasından çeşitli “cancel” krizlerine, Klonopin bağımlılığından sayısız ameliyata ve Jack Antonoff ile yaşanan ayrılığa uzanan on yıllık bir dönemi üç perdede anlatıyor.

Kitabın merkezinde, sağlığı giderek bozulurken tek bir iş teklifine dahi hayır diyemeyen, kapitalizm ve sanatsal başarı adına bedenini ve ruhunu sürekli bir duvara çarpan bir kadın portresi yer alıyor. Dunham, şöhretin yarattığı gölgelerin ilişkileri nasıl çarpıttığını ve yalnızlaştırdığını sormaya devam ederken, tüm bu kaos içinde kim olduğunu bile unuttuğu benliğini yeniden bulmaya çalışıyor. Kitaba gelen tepkilerse eleştirmenleri ikiye bölüyor: The Guardian, Dunham’ın gençliğin coşkusunu, kırılganlığını ve kaybolmuşluğunu aktarma biçiminin onu neslin sesi olarak yeniden konumlandırdığını yazarken; bazı eleştirmenler kitabın yer yer kendini tekrar ettiğini ve orta bölümde ivme kaybettiğini not düşüyor. Yine de Famesick, onu sevenler için uzun süredir beklenen bir geri dönüş; onu sevmeyenler içinse o şöhretin aslında ne kadar ağır geldiğini gösteren, beklenmedik derecede dürüst bir itiraf kaydı niteliği taşıyor.

Post image border_less ARTBOOK DAYS: 12 Ülkeden 67 Katılımcı
border_less ARTBOOK DAYS: 12 Ülkeden 67 Katılımcı

KİTAP & EDEBİYAT

Calendar 08 May, 2026

Yayın pratiği, basılı üretimler, metin temelli çalışmalar ve edisyonlu işler etrafında üretim yapan sanatçılar ile inisiyatifleri; müze, galeri, kurum ve enstitülerle bir araya getiren border_less ARTBOOK DAYS, kitap üretimini ortak bir buluşma alanına dönüştürüyor.

Sekizinci edisyonu 15–17 Mayıs tarihleri arasında Salt Galata’da gerçekleşecek olan border_less ARTBOOK DAYS bu yeni...

Yayın pratiği, basılı üretimler, metin temelli çalışmalar ve edisyonlu işler etrafında üretim yapan sanatçılar ile inisiyatifleri; müze, galeri, kurum ve enstitülerle bir araya getiren border_less ARTBOOK DAYS, kitap üretimini ortak bir buluşma alanına dönüştürüyor.

Sekizinci edisyonu 15–17 Mayıs tarihleri arasında Salt Galata’da gerçekleşecek olan border_less ARTBOOK DAYS bu yeni edisyonunda 12 farklı ülkeden 67 katılımcıyı yan yana getirerek izleyici ile buluşturuyor.  Sanatçıların öncülük ettiği yayınlara vitrin sunmanın yanı sıra, sanatçılar, sanat profesyonelleri, matbaalar ve izleyici için önemli bir buluşma alanı işlevi de gören etkinlikte bu yıl ikinci kez, en iyi tasarlanan masa ödülü border_less ARTBOOK DAYS danışma kurulu tarafından belirlenerek katılımcılardan birine verilecek. Ödülün sahibi bir sonraki edisyon için öncelikli katılım hakkı kazanacak.

Post image 'Keepsake Box': Kitap Lansmanlarını Deneyime Dönüştüren Kutular
'Keepsake Box': Kitap Lansmanlarını Deneyime Dönüştüren Kutular

KİTAP & EDEBİYAT

Calendar 24 Nis, 2026

Kitap lansmanları artık sadece birer etkinlik değil. Yayıncılık dünyası, okuyucuyla kurduğu ilişkiyi somutlaştırmanın yollarını arıyor ve bu arayış, kutunun içinde şekil alıyor.

Geleneksel olarak bir kitabın lansmanı; basılı sayfalar, imza günleri ve dijital pazarlamadan ibaret olmuştu. Bugün ise bu yapı değişiyor. Seçkin okuyuculara, meraklı takipçilere gönderilen “keepsake boxes”...

Kitap lansmanları artık sadece birer etkinlik değil. Yayıncılık dünyası, okuyucuyla kurduğu ilişkiyi somutlaştırmanın yollarını arıyor ve bu arayış, kutunun içinde şekil alıyor.

Geleneksel olarak bir kitabın lansmanı; basılı sayfalar, imza günleri ve dijital pazarlamadan ibaret olmuştu. Bugün ise bu yapı değişiyor. Seçkin okuyuculara, meraklı takipçilere gönderilen “keepsake boxes” içinde sadece kitap yok. Hikayenin dünyasından esinlenen nesneler, karakterlerin taşıdığı eşyaların replikaları, önemli sahnelerde geçen detaylar tüm bunlar okuyucunun eline ulaşıyor. trendin dikkat çeken yanı ise okuyucu ile kitap arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlaması. Artık okuyucu, tamamlanmış bir eserin pasif tüketicisi değil; hikayenin fiziksel bir uzantısını deneyimleyen, dokunabilen bir katılımcı haline geliyor. Bir karakterin kullandığı fırçayı tutmak gibi basit bağlantılar, sayfalarda kurulu bir dünya ile gerçek arasındaki mesafeyi ortadan kaldırıyor.

Öte yandan, bu yaklaşım sosyal medya çağının en belirgin dinamiklerinden biriyle kesişiyor. Unboxing videonun viral olma potansiyeli, keepsake box’ların popülaritesini besliyor. Ek olarak; bu kutular, koleksiyonculuk duygusunu da körüklüyor. Her lansmanla gelen yeni nesneler, bir araya geldiğinde okuyucunun kişisel bir “sanat koleksiyonu” haline dönüşüyor. Bir kitabın yanında onun fiziksel parçalarına sahip olmak, okuyucu ve yazar arasında daha derin bir bağ kuruyor.

Post image Yaşama Övgü (Utanç Taraf Değiştirmeli): Gisèle Pelicot’un Kitabı Küresel Bir Yüzleşmeye Dönüşüyor
Yaşama Övgü (Utanç Taraf Değiştirmeli): Gisèle Pelicot’un Kitabı Küresel Bir Yüzleşmeye Dönüşüyor

KİTAP & EDEBİYAT

Calendar 06 Mar, 2026

Bazı kitaplar yalnızca bir hayat hikâyesi anlatmaz; aynı zamanda bir dönemin ruhunu görünür kılar. Fransa’da görülen toplu cinsel saldırı davasıyla dünya gündemine giren Gisèle Pelicot’un “Yaşama Övgü: Utanç Taraf Değiştirmeli” da tam olarak böyle bir ruhla yola çıkıyor; sessizlik, utanç ve toplumsal yüzleşme üzerine güçlü bir tartışma sunuyor.

Yıllarca...

Bazı kitaplar yalnızca bir hayat hikâyesi anlatmaz; aynı zamanda bir dönemin ruhunu görünür kılar. Fransa’da görülen toplu cinsel saldırı davasıyla dünya gündemine giren Gisèle Pelicot’un “Yaşama Övgü: Utanç Taraf Değiştirmeli” da tam olarak böyle bir ruhla yola çıkıyor; sessizlik, utanç ve toplumsal yüzleşme üzerine güçlü bir tartışma sunuyor.

Yıllarca eşi tarafından uyuşturularak sistematik cinsel şiddete maruz bırakıldığını öğrendiğinde, davanın kapalı yürütülmesini reddetti ve duruşmaların kamuya açık yapılmasını talep eden Pelicot’un kitabı kişisel bir anlatıdan çok daha fazlasını ortaya koyuyor. Kitap, yalnızca yaşanan travmayı anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda mağduriyet, sessizlik ve toplumsal suç ortaklığı üzerine düşünmeye davet ediyor. Pelicot’nun anlatısı, kişisel bir hikâyeden çok daha geniş bir soruyu gündeme getiriyor: Şiddet neden çoğu zaman görünmez kalıyor ve bu sessizlik nasıl kırılabilir? Dava sürecindeki kararıyla yalnızca bir hukuk sürecinin değil; toplumsal bir yüzleşmenin de kapısını aralayan yazarın küresel bir slogana dönüşen güçlü beyanı kitapla birlikte bir kez daha hatırlatılıyor: “Utanç taraf değiştirmeli.”

Post image Book Love: Kitaplar Etrafında Kurulan Bir Sosyal Alan
Book Love: Kitaplar Etrafında Kurulan Bir Sosyal Alan

KİTAP & EDEBİYAT

Calendar 24 Şub, 2026

Sadece okurlardan oluşan yeni bir kültür ve sosyal medya platformu olan Book Love, kitap etrafında kurulan güvenli, kapsayıcı ve nitelikli bir sosyal alan yaratmayı hedefliyor

Book Love’da kullanıcılar ister bir kitap kulübüne katılabiliyor, ister kendi kulüplerini kurabiliyor. Bir kulübe üye olmadan da paylaşım yapmak, diğer okurlarla etkileşime geçmek ve sohbet etmek mümkün. Platform, kitap sevgisini...

Sadece okurlardan oluşan yeni bir kültür ve sosyal medya platformu olan Book Love, kitap etrafında kurulan güvenli, kapsayıcı ve nitelikli bir sosyal alan yaratmayı hedefliyor

Book Love’da kullanıcılar ister bir kitap kulübüne katılabiliyor, ister kendi kulüplerini kurabiliyor. Bir kulübe üye olmadan da paylaşım yapmak, diğer okurlarla etkileşime geçmek ve sohbet etmek mümkün. Platform, kitap sevgisini merkeze alan yapısıyla klasik sosyal medya deneyimlerinden ayrılıyor. Kısaca “okurlar için sosyal medya” olarak tanımlanabilecek bu alanın en önemli farkı ise şu: Book Love’da linç, zorbalık, ırkçılık, homofobi ve kadın düşmanlığına yer yok. Platform, güvenli ve saygılı bir dijital ortam vadediyor.

Platform; kulüplere özel sohbet panelleri, video konferans altyapısı ve etkinlik sayfalarıyla, toplulukların başka uygulamalara ihtiyaç duymadan büyümesini sağlıyor. Böylece hem kulüp yöneticileri hem de okurlar için daha sürdürülebilir bir topluluk deneyimi sunuluyor. Platformun en dikkat çekici bölümlerinden biri olan Kitaplık ise Türkiye’de yayımlanmış tüm kitapların yer aldığı kapsamlı bir veri tabanı sunuyor.

Post image Yeni Dünyalı Olmak: Yapay Zekâ Çağına Eski Ben Yeter mi?
Yeni Dünyalı Olmak: Yapay Zekâ Çağına Eski Ben Yeter mi?

KİTAP & EDEBİYAT

Calendar 29 Oca, 2026

Yapay zekâ işimi elimden alacak mı? İhtiyacım olmayan şeyleri neden satın alıyorum? Ben şimdi neye inanmalıyım? Gelecek neye benzeyecek? Tüm bu hızın içinde, ben bu treni nasıl yakalayacağım? Hepimizin aklındaki bu sorulara yanıt sunan teknoloji ve trend konuşmacısı, dijital stratejist ve yazar Hande Aydın, yeni kitabı Yeni Dünyalı Olmak ile dijital çağdan yapay zekâ çağına geçiş sürecini insan zihni, davranışları ve...

Yapay zekâ işimi elimden alacak mı? İhtiyacım olmayan şeyleri neden satın alıyorum? Ben şimdi neye inanmalıyım? Gelecek neye benzeyecek? Tüm bu hızın içinde, ben bu treni nasıl yakalayacağım? Hepimizin aklındaki bu sorulara yanıt sunan teknoloji ve trend konuşmacısı, dijital stratejist ve yazar Hande Aydın, yeni kitabı Yeni Dünyalı Olmak ile dijital çağdan yapay zekâ çağına geçiş sürecini insan zihni, davranışları ve toplumsal dönüşüm ekseninde ele alıyor.

Algoritmalar, post-truth dönemi, yankı odaları, davranışsal ekonomi, dopamin döngüsü, performans kültürü ve yapay zekânın iş gücü üzerindeki etkileri gibi güncel başlıkları ele alan Yeni Dünyalı Olmak; okuru hazır reçetelerden ziyade eleştirel düşünmeye ve farkındalık geliştirmeye davet ediyor. Kitap, teknolojik dönüşümün yalnızca teknik değil, aynı zamanda zihinsel ve kültürel bir kırılma olduğuna işaret ediyor. Beş ana bölümden oluşan eser; insanın kimlik, bağ, karar alma ve üretkenlik kavramlarını yeniden düşünmesini sağlarken, yapay zekâ çağında “uyumlanma stratejisi” geliştirmeyi merkeze alıyor. Hande Aydın, değişen dünyaya ayak uydurmanın ancak bilinçli seçimler ve güçlü bir zihinsel haritayla mümkün olduğunu vurguluyor.

Post image Yeni Yılın Beklenen Kitapları: Lena Dunham'dan Maggie O'Farrell'a
Yeni Yılın Beklenen Kitapları: Lena Dunham'dan Maggie O'Farrell'a

KİTAP & EDEBİYAT

Calendar 02 Oca, 2026

Yeni yıl, edebiyat dünyasında da takvim yapraklarıyla birlikte açılan yeni kapılar anlamına geliyor. Yılın beklenen kitapları, güncel meselelerden kişisel hikâyelere, kolektif hafızadan iç dünyaya uzanan geniş bir anlatı alanı sunuyor.

Autobiography of Cotton – Cristina Rivera Garza (3 Şubat): Pulitzer Ödüllü Liliana’s Invincible Summer’ın yazarı, bu kez ilhamını Texas’ın hemen...

Yeni yıl, edebiyat dünyasında da takvim yapraklarıyla birlikte açılan yeni kapılar anlamına geliyor. Yılın beklenen kitapları, güncel meselelerden kişisel hikâyelere, kolektif hafızadan iç dünyaya uzanan geniş bir anlatı alanı sunuyor.

Autobiography of Cotton – Cristina Rivera Garza (3 Şubat): Pulitzer Ödüllü Liliana’s Invincible Summer’ın yazarı, bu kez ilhamını Texas’ın hemen karşısında, Rio Grande’nin öte yanında uzanan Meksika pamuk tarlalarında çalışan büyükanne ve büyükbabasının deneyimlerinden alıyor. Yoğun ve lirik bir dille kaleme alınan romanda Rivera Garza, politik ve tarihsel göndermeleri ustalıkla örerek modern dünyayı şekillendiren bu nakit ürünün yol açtığı insani bedellere ve çevresel tahribata ışık tutuyor.

On MorrisonNamwali Serpell (17 Şubat): Harvard’da İngiliz Edebiyatı profesörü olan Namwali Serpell, Nobel ödüllü yazar Toni Morrison üzerine verdiği dersi, yazarın ustalıklı ve çoğu zaman eliptik kurmacalarını yakından okuduğu bu çalışmada yeniden kurguluyor. Gösterişli ama aynı zamanda berrak bir bakış sunan bu incelemede Serpell, Morrison’ın romana nasıl yeni bir hayat verdiğini ortaya koyuyor.

The Reservation – Rebecca Kauffman (24 Şubat): “The Bear, Elizabeth Strout ve Jennifer Egan” hayranlarına hitap ettiği söylenen The Reservation, Rebecca Kauffman’ın imzasını taşıyor ve tüm imkânsızlıklara rağmen kusursuz bir yemeği sofraya koymaya çalışan, ondan fazla restoran çalışanından oluşan bir ensemble kadroyu merkezine alıyor.

Famesick – Lena Dunham (14 Nisan): Yönetmen, oyuncu ve yazar kimliğiyle tanıdığımız ve 2014 tarihli Not That Kind Of Girl’den bu yana yeni bir kitap yazmamış olan Lena Dunham, bu kez karşımıza sağlık sorunlarının, hayatının spot ışıkları altındaki dönemleriyle nasıl iç içe geçtiğini ele alan bir kurgu dışı eserle çıkıyor.

Last Night in Brooklyn – Xochitl Gonzalez (21 Nisan): The Atlantic’teki çalışmalarıyla Pulitzer Ödülü’ne finalist olan Xochitl Gonzalez’in Last Night in Brooklyn adlı romanı, okuru 2000’lerin New York’una götürüyor ve “hayatı, gizemli geçmişi olan göz alıcı komşusunun hikâyesine dolanan genç bir kadının” izini sürüyor.

Land – Maggie O’Farrell (2 Haziran): Hamnet ile hem eleştirmenlerden hem de okurlardan geniş yankı uyandıran Maggie O’Farrell, Land ile edebiyata geri dönüyor: Hem iddialı hem de sürükleyici bu yeni çalışma, bu kez O’Farrell’ın kendi aile tarihinden ilham alıyor. Hikâye, Büyük Kıtlık’ın yıkıcı etkilerinin hemen ardından, 1865 İrlanda’sında geçiyor. Çok kuşaklı bu epik anlatıda yazar; kayıp, hayatta kalma ve göç temalarını bir kez daha derinlemesine ele alıyor.

Post image The Drums: The Smiths’in Davulcusu Mike Joyce’tan Yeni Anı Kitabı
The Drums: The Smiths’in Davulcusu Mike Joyce’tan Yeni Anı Kitabı

MÜZİK

Calendar 28 Kas, 2025

İngiliz indie rock tarihinin en kült gruplarından The Smiths’in ritmini taşıyan isim Mike Joyce, yıllardır kulislerde fısıldanan hikâyelerini sonunda kendi kaleminden paylaşıyor.

Joyce’un sahnede, stüdyoda ve turne otobüsünde yaşadıklarını yalın, esprili ve oldukça dürüst bir dille aktardığı bir anı kitabı olan The Drums klasik rock otobiyografilerindeki “büyük anekdotlar”dan çok, o...

İngiliz indie rock tarihinin en kült gruplarından The Smiths’in ritmini taşıyan isim Mike Joyce, yıllardır kulislerde fısıldanan hikâyelerini sonunda kendi kaleminden paylaşıyor.

Joyce’un sahnede, stüdyoda ve turne otobüsünde yaşadıklarını yalın, esprili ve oldukça dürüst bir dille aktardığı bir anı kitabı olan The Drums klasik rock otobiyografilerindeki “büyük anekdotlar”dan çok, o anın nasıl hissettirdiğine odaklanıyor. Grubun gitar melodileri, Morrissey’in ikonik vokalleri ve Manchester’ın soğuk arka sokakları arasında geçen yıllar; Joyce’un gözünden hem daha gerçek hem daha kırılgan bir tonla karşımıza çıkıyor. Kitap, yalnızca müzikal anılara değil, grubun dağılması sonrası yaşanan ve yıllarca tartışılan telif davasına da değiniyor. Joyce ve Rourke’un 1996’da kazandığı tazminat davası, The Smiths’in yeniden bir araya gelme ihtimalini de neredeyse tamamen ortadan kaldıran kırılma noktasıydı. The Drums, bu süreçte perde arkasında neler yaşandığını içerden bir sesle anlatıyor. Sonuç olarak yalnızca bir rock müzisyenin kariyer anlatısı değil; 1980’lerin İngiliz alternatif müzik sahnesine, The Smiths’in yaratıcı kimliğine ve dönemin ruhuna ışık tutan kapsamlı bir kaynak olarak konumlanıyor.

Post image 2025 Booker Ödülü’nün Kazanı: David Szalayi Flesh
2025 Booker Ödülü’nün Kazanı: David Szalayi Flesh

KİTAP & EDEBİYAT

Calendar 14 Kas, 2025

Yazar David Szalay, altıncı romanı Flesh ile 2025 Booker Ödülü’nün sahibi oldu.

Jüri başkanı Roddy Doyle “karanlık ama okumaktan büyük keyif aldığımız bir eser” sözleriyle eseri övdüğü ve ödül kararının oybirliğiyle alındığını belirttiği Flesh, tek bir karakter üzerinden günümüz dünyasında erkeklik, göç ve beden deneyimi gibi temaları cesurca ele alıyor. Hikâye, Macaristan’da annesiyle...

Yazar David Szalay, altıncı romanı Flesh ile 2025 Booker Ödülü’nün sahibi oldu.

Jüri başkanı Roddy Doyle “karanlık ama okumaktan büyük keyif aldığımız bir eser” sözleriyle eseri övdüğü ve ödül kararının oybirliğiyle alındığını belirttiği Flesh, tek bir karakter üzerinden günümüz dünyasında erkeklik, göç ve beden deneyimi gibi temaları cesurca ele alıyor. Hikâye, Macaristan’da annesiyle yaşayan genç István’ın hayatındaki beklenmedik bir olayla başlıyor; ardından askerlik dönemi, Londra’ya göç ve zenginlerin dünyasına geçiş gibi katmanlarla devam ediyor. Szalay’in dili sade ve keskin; sessizliği, kayıpları ve arzuları görünür kılar düzeyiyle dikkat çekiyor. Üyeleri arasında oyuncu Sarah Jessica Parker ve yazarlar Chris Power ile Kiley Reid de yer aldığı jüri, romanı “çalışan sınıftan bir adamı odağa alarak genellikle göz ardı edilen bir varoluş biçimini” incelediği için seçtiğini belirtiyor. Szalay ise“Flesh” için ilhamını 2020 sonbaharında dört yıllık bir proje bırakmasının ardından bulduğunu söylüyor ve o dönemde “bedenin her şeyin başlangıcı olduğuna dair güçlü bir sezgiyle” yazmaya başladığını belirtiyor. “Flesh”, yalnızca edebi bir zafer değil; çağdaş edebiyatta erkeklik, kimlik ve beden temalarının yeniden konuşulduğu bir eser olarak da öne çıkıyor. Sade dili ve derin temasıyla okuyucuda iz bırakacağının sinyallerini şimdiden veriyor.

preloader Lütfen bekleyin...
theMagger Banner
Advertisement
preloader
loading
icon icon icon icon icon
warning

Adblock'unuzu Kapatmaya Ne Dersiniz?

theMagger, sponsorluk ve reklamlarla gelişen bir platform.

AdBlock'unuzu kapatarak beraber büyüdüğümüz markaların yaratıcı reklamlarını görebilir; siz de bizlere dolaylı olarak katkıda bulunabilirsiniz.

Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement