theMagger Banner
theMagger: Keşfedin ve Paylaşın. Nasıl mı?
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement

Haberler

preloader
Post image Kadınlar Tarafından Yazılmış Erkekler: Off Campus Tutkusu Rastlantısal mı?
Kadınlar Tarafından Yazılmış Erkekler: Off Campus Tutkusu Rastlantısal mı?

SİNEMA & TV

Calendar 01 Haz, 2026

Hudson Williams ve Connor Storrie’yi bir anda küresel çapta tanınan isimlere dönüştüren ve Ocak ayında yayına girdiği andan itibaren neredeyse tüm dünyada konuşulan Heated Rivalry’nin ardından, Amazon Prime’ın yeni dizisi Off Campus da benzer bir ünü yakalamış durumda. Ortak noktaları buz hokeyi gibi görünen bu iki dizinin popülaritesinin asıl nedeniyse sinema &tv yazarlarınca farklı analiz ediliyor.

Her ikisi de...

Hudson Williams ve Connor Storrie’yi bir anda küresel çapta tanınan isimlere dönüştüren ve Ocak ayında yayına girdiği andan itibaren neredeyse tüm dünyada konuşulan Heated Rivalry’nin ardından, Amazon Prime’ın yeni dizisi Off Campus da benzer bir ünü yakalamış durumda. Ortak noktaları buz hokeyi gibi görünen bu iki dizinin popülaritesinin asıl nedeniyse sinema &tv yazarlarınca farklı analiz ediliyor.

Her ikisi de romanlardan uyarlanan iki dizide de kadın arzusunu perdeye taşıma biçimi, duygusal derinliği olan erkek karakterler öne çıkıyor. Bu zaman dek alıştığımız “sporcu erkek” sterotipinin dışına çıkan bu karakterler; kırılganlıklarını saklayan değil, tam tersine onlarla yüzleşen, ilişkilerinde hem güçlü hem dürüst olmayı başaran erkekler olarak karşımıza çıkıyor. Duygusal olgunluk ile fiziksel güç arasındaki bu denge, uzun süredir ekranlarda yeterince temsil edilmeyen bir erkeklik biçimini görünür kılıyor. Off Campus dizisinde erkek karakterler arzuyu karşılamak için duygusal bir çaba gösteriyor; anlamaya çalışıyor, geri adım atıyor, iletişim kuruyor. Gerçek hayatta nadiren karşılaşılan ama derinden özlenen bu dinamik dizilerin viral olmasının ardındaki nedeni de açıklıyor: İzleyici sadece iyi bir hikaye izlemiyor, kendisine nihayet doğru soruların sorulduğunu hissediyor.

Post image “The Bodyguard” Müzikali: İlk Kez Türkiye’de
“The Bodyguard” Müzikali: İlk Kez Türkiye’de

TİYATRO

Calendar 22 May, 2026

15 ülkede ve ABD’de 45 şehirde 3.9 milyondan fazla izleyiciye ulaşan The Bodyguard müzikali ilk kez Türkiye’de Zorlu PSM sahnesinde izleyicilerle buluşmaya hazırlanıyor.

Whitney Houston ve Kevin Costner’ın başrollerini paylaştığı, Lawrence Kasdan imzalı 1992 yapımı filminden uyarlanan müzikal, Thea Sharrock’un rejisi ve Oscar ödüllü Alex Dinelaris’in kalemiyle önce Londra West End’deki...

15 ülkede ve ABD’de 45 şehirde 3.9 milyondan fazla izleyiciye ulaşan The Bodyguard müzikali ilk kez Türkiye’de Zorlu PSM sahnesinde izleyicilerle buluşmaya hazırlanıyor.

Whitney Houston ve Kevin Costner’ın başrollerini paylaştığı, Lawrence Kasdan imzalı 1992 yapımı filminden uyarlanan müzikal, Thea Sharrock’un rejisi ve Oscar ödüllü Alex Dinelaris’in kalemiyle önce Londra West End’deki Adelphi Theatre’da hayat bulmuş; dört Olivier Ödülü adaylığıyla da sahne dünyasında hak ettiği yeri almıştı. Orijinal uluslararası kadrosu ve dünya turnesindeki prodüksiyonuyla İstanbul’a gelecek olan gösteride aşk, güven, şöhret ve tehlike bir arada: Whitney Houston’ın “I Will Always Love You”dan “I Wanna Dance With Somebody”ye uzanan ikonik repertuvarı, canlı performanslarla yeniden sahneye çıkıyor. 11-20 Eylül izleyicilerle buluşacak müzikalde eski bir Gizli Servis ajanı olan Frank Farmer, dünya yıldızı Rachel Marron’ı kimliği belirsiz bir saplantılı hayrandan korumakla görevlendirilmesi ve ardından doğan aşk konu ediliyor.

Post image Yáng Shuāng-zǐ: 2026 Uluslararası Booker Ödülü’nün Sahibi 
Yáng Shuāng-zǐ: 2026 Uluslararası Booker Ödülü’nün Sahibi 

KİTAP & EDEBİYAT

Calendar 22 May, 2026

2026 Uluslararası Booker Ödülü bu yıl tarihe geçen bir esere gitti: Yáng Shuāng-zǐ’nin kaleme aldığı Taiwan Travelogue, Mandarin Çincesiyle yazılmış ilk Booker kazananı olarak ödül tarihine adını yazdırdı.

Londra’daki Tate Modern’de düzenlenen törende sahiplerini bulan 50.000 sterlin, yazar ile çevirmen Lin King arasında eşit paylaşıldı; King’in İngilizce çevirisi de bu tarihin...

2026 Uluslararası Booker Ödülü bu yıl tarihe geçen bir esere gitti: Yáng Shuāng-zǐ’nin kaleme aldığı Taiwan Travelogue, Mandarin Çincesiyle yazılmış ilk Booker kazananı olarak ödül tarihine adını yazdırdı.

Londra’daki Tate Modern’de düzenlenen törende sahiplerini bulan 50.000 sterlin, yazar ile çevirmen Lin King arasında eşit paylaşıldı; King’in İngilizce çevirisi de bu tarihin ayrılmaz bir parçası oldu. Japonya işgali altındaki 1938 Tayvanı’nda geçen roman, yakın zamanda keşfedilmiş bir anı kitabının çevirisi gibi kurgulanıyor. Tayvan’a gelen genç bir Japon romancının, kendisine eşlik eden kadın tercümana âşık olmasını ve Tayvan mutfağını keşfe çıkmasını konu alan eser karakterler tarafından yazılmış kurgusal dipnotlar ve sonsözlerin yanı sıra çevirmen Lin King’e ait gerçek notları da içeriyor. Ödül jürisi başkanı Natasha Brown, romanı iki ayrı düzlemde başarılı buluyor: hem keskin bir postkolonyal roman hem de sürükleyici bir aşk hikayesi. Brown’a göre Taiwan Travelogue, bu ikisini aynı anda taşıyabilen, olağanüstü bir denge kuran eserlerden.

Post image Famesick: Lena Dunham'dan Her Şeyi Anlatıyor
Famesick: Lena Dunham'dan Her Şeyi Anlatıyor

KİTAP & EDEBİYAT

Calendar 14 May, 2026

Geçtiğimiz ayın en çok konuşulan kitabı olmayı başaran Famesick, Dunham’ın Tiny Furniture’ı çektiği günlerden Girls’ün bitişine, Lenny Letter’ın kapanmasından çeşitli “cancel” krizlerine, Klonopin bağımlılığından sayısız ameliyata ve Jack Antonoff ile yaşanan ayrılığa uzanan on yıllık bir dönemi üç perdede anlatıyor.

Kitabın merkezinde, sağlığı...

Geçtiğimiz ayın en çok konuşulan kitabı olmayı başaran Famesick, Dunham’ın Tiny Furniture’ı çektiği günlerden Girls’ün bitişine, Lenny Letter’ın kapanmasından çeşitli “cancel” krizlerine, Klonopin bağımlılığından sayısız ameliyata ve Jack Antonoff ile yaşanan ayrılığa uzanan on yıllık bir dönemi üç perdede anlatıyor.

Kitabın merkezinde, sağlığı giderek bozulurken tek bir iş teklifine dahi hayır diyemeyen, kapitalizm ve sanatsal başarı adına bedenini ve ruhunu sürekli bir duvara çarpan bir kadın portresi yer alıyor. Dunham, şöhretin yarattığı gölgelerin ilişkileri nasıl çarpıttığını ve yalnızlaştırdığını sormaya devam ederken, tüm bu kaos içinde kim olduğunu bile unuttuğu benliğini yeniden bulmaya çalışıyor. Kitaba gelen tepkilerse eleştirmenleri ikiye bölüyor: The Guardian, Dunham’ın gençliğin coşkusunu, kırılganlığını ve kaybolmuşluğunu aktarma biçiminin onu neslin sesi olarak yeniden konumlandırdığını yazarken; bazı eleştirmenler kitabın yer yer kendini tekrar ettiğini ve orta bölümde ivme kaybettiğini not düşüyor. Yine de Famesick, onu sevenler için uzun süredir beklenen bir geri dönüş; onu sevmeyenler içinse o şöhretin aslında ne kadar ağır geldiğini gösteren, beklenmedik derecede dürüst bir itiraf kaydı niteliği taşıyor.

Post image Gözlerinizden Öperim (A Kiss on the Eyes): Vedenik Bienali'nde
Gözlerinizden Öperim (A Kiss on the Eyes): Vedenik Bienali'nde

KÜLTÜR - SANAT

Calendar 11 May, 2026

Venedik Bienali’nin en güçlü duraklarından biri olan Arsenale’de bu yıl Türkiye Pavyonu, Nilbar Güreş’in Gözlerinizden Öperim (A Kiss on the Eyes) başlıklı sergisiyle izleyiciyi karşılıyor. Başak Doğa Temür küratörlüğünde gerçekleşen sergi; toplumsal cinsiyet, göç, aidiyet ve birlikte var olma hâllerine dair katmanlı bir anlatı kurarken, ziyaretçisini hem kişisel hem kolektif hafızanın içinde...

Venedik Bienali’nin en güçlü duraklarından biri olan Arsenale’de bu yıl Türkiye Pavyonu, Nilbar Güreş’in Gözlerinizden Öperim (A Kiss on the Eyes) başlıklı sergisiyle izleyiciyi karşılıyor. Başak Doğa Temür küratörlüğünde gerçekleşen sergi; toplumsal cinsiyet, göç, aidiyet ve birlikte var olma hâllerine dair katmanlı bir anlatı kurarken, ziyaretçisini hem kişisel hem kolektif hafızanın içinde dolaştırıyor.

Borusan Otomotiv’in sponsorluğunda ve İKSV koordinasyonunda hayata geçirilen Türkiye Pavyonu, çağdaş sanatın bugününe dair güçlü bir söz üretirken, Türkiye’den yükselen yaratıcı sesleri uluslararası sanat sahnesiyle buluşturmayı sürdürüyor.

Venedik Bienali 61. Uluslararası Sanat Sergisi kapsamında Arsenale’de yer alan Türkiye Pavyonu, 22 Kasım 2026’ya kadar ziyaret edilebilir. Ayrıntılı bilgi: turkiyepavyonu26.iksv.org

Post image border_less ARTBOOK DAYS: 12 Ülkeden 67 Katılımcı
border_less ARTBOOK DAYS: 12 Ülkeden 67 Katılımcı

KİTAP & EDEBİYAT

Calendar 08 May, 2026

Yayın pratiği, basılı üretimler, metin temelli çalışmalar ve edisyonlu işler etrafında üretim yapan sanatçılar ile inisiyatifleri; müze, galeri, kurum ve enstitülerle bir araya getiren border_less ARTBOOK DAYS, kitap üretimini ortak bir buluşma alanına dönüştürüyor.

Sekizinci edisyonu 15–17 Mayıs tarihleri arasında Salt Galata’da gerçekleşecek olan border_less ARTBOOK DAYS bu yeni...

Yayın pratiği, basılı üretimler, metin temelli çalışmalar ve edisyonlu işler etrafında üretim yapan sanatçılar ile inisiyatifleri; müze, galeri, kurum ve enstitülerle bir araya getiren border_less ARTBOOK DAYS, kitap üretimini ortak bir buluşma alanına dönüştürüyor.

Sekizinci edisyonu 15–17 Mayıs tarihleri arasında Salt Galata’da gerçekleşecek olan border_less ARTBOOK DAYS bu yeni edisyonunda 12 farklı ülkeden 67 katılımcıyı yan yana getirerek izleyici ile buluşturuyor.  Sanatçıların öncülük ettiği yayınlara vitrin sunmanın yanı sıra, sanatçılar, sanat profesyonelleri, matbaalar ve izleyici için önemli bir buluşma alanı işlevi de gören etkinlikte bu yıl ikinci kez, en iyi tasarlanan masa ödülü border_less ARTBOOK DAYS danışma kurulu tarafından belirlenerek katılımcılardan birine verilecek. Ödülün sahibi bir sonraki edisyon için öncelikli katılım hakkı kazanacak.

Post image Fractal Paris: 15 Milyar Pikselle Paris
Fractal Paris: 15 Milyar Pikselle Paris

KÜLTÜR - SANAT

Calendar 08 May, 2026

Yapay zekanın özellikle görsel sanatları domine ettiği yeni düzende sanatçı Tarık Tolunay’ın yapay zekâ kullanmadan, 10 aylık yoğun bir çalışma süreciyle hayata geçirdiği 15 milyar piksellik izometrik dijital çizimi “Fractal Paris” insan emeği ve detay odağının hâlâ ne kadar etkileyici sonuçlar yaratabildiğini gösteren güçlü örneklerden biri olarak öne çıkıyor.“Fractal İstanbul” adlı eseriyle...

Yapay zekanın özellikle görsel sanatları domine ettiği yeni düzende sanatçı Tarık Tolunay’ın yapay zekâ kullanmadan, 10 aylık yoğun bir çalışma süreciyle hayata geçirdiği 15 milyar piksellik izometrik dijital çizimi “Fractal Paris” insan emeği ve detay odağının hâlâ ne kadar etkileyici sonuçlar yaratabildiğini gösteren güçlü örneklerden biri olarak öne çıkıyor.

“Fractal İstanbul” adlı eseriyle tanınan Tarık Tolunay, bu kez Düşük poligonlu (low-poly) 3B teknik ve izometrik yaklaşım kullanılarak hazırlanan ve tam 15 milyar pikselden oluşan bu yüksek çözünürlüklü dijital Paris şehir haritası ile karşımıza çıkıyor. Teknik ölçeğiyle dikkat çekmenin ötesinde eser, her detayında yaşayan bir şehir hissi kurarak dijital illüstrasyonu neredeyse katmanlı bir keşif alanına dönüştürüyor; haritacılığı ise başlı başına sanatsal bir anlatı biçimi olarak yeniden yorumluyor.  Tolunay’ın  yapay zekâ ya da otomatik sistemleri tamamen reddederek her gün 12 ila 16 saat arasında çalışarak tamamladığı eserin üretim süreci ise tam on ay.

“Fractal Paris”in en dikkat çekici taraflarından biri, yalnızca bir şehir tasviri sunmaması; aynı zamanda katman katman açılan bir anlatı dünyası kurması. Harita, adeta görsel bir hikâye evreni gibi ilerliyor. Yakından bakıldığında Eyfel Kulesi’ne tırmanan bir karakter, Notre Dame’ın gargoyle’ları arasında beliren Quasimodo ya da Abidin Dino’nun Mayıs 1968 olaylarını çizdiği sahne gibi küçük ama güçlü detaylar keşfediliyor. Tüm bu kültürel referanslar, Paris’i yalnızca izlenen bir manzara olmaktan çıkarıp keşfedilen, oyunbaz ve yaşayan bir deneyime dönüştürüyor.

Post image Yükselen Müzisyenler: Janralar Arası Sınırlar Kalkıyor
Yükselen Müzisyenler: Janralar Arası Sınırlar Kalkıyor

MÜZİK

Calendar 04 May, 2026

Müzik dünyası son birkaç yıldır hızla dönüşüyor. Klasik yıldız sisteminden uzaklaşıp daha parçalı, daha deneysel bir müzik evrenine uzanan sistemde janralar arasındaki keskin sınırlar da bulanıklaşıyor.

Örneğin Alessi Rose, duygusal anlatımı ve yumuşak vokalleriyle Taylor Swift sonrası jenerasyonun dikkat çeken isimlerinden biri olarak öne çıkıyor. Benzer şekilde Sophia Stel, Z...

Müzik dünyası son birkaç yıldır hızla dönüşüyor. Klasik yıldız sisteminden uzaklaşıp daha parçalı, daha deneysel bir müzik evrenine uzanan sistemde janralar arasındaki keskin sınırlar da bulanıklaşıyor.

Örneğin Alessi Rose, duygusal anlatımı ve yumuşak vokalleriyle Taylor Swift sonrası jenerasyonun dikkat çeken isimlerinden biri olarak öne çıkıyor. Benzer şekilde Sophia Stel, Z kuşağının filtresiz ifade biçimini futuristik prodüksiyonlarla bir araya getirerek yeni bir pop dili kuruyor. Henüz kariyerinin başında olmasına rağmen güçlü bir çıkış yakalayan Skye Newman, karanlık temalara dokunan sözleri ve yoğun vokaliyle dikkat çekiyor. BBC listelerine girmesi ve büyük turnelerde sahne almaya başlaması, bu yükselişin kalıcı olabileceğini düşündürüyor.

Grup dinamiklerinde ise Between Friends öne çıkıyor. Uzun yıllardır üretim yapmalarına rağmen asıl çıkışlarını son dönemde yakalayan ikili, geç parlayan yıldız fenomeninin güncel bir örneği. Indie-pop ve rock arasında kurdukları denge, festival sahnelerinde karşılığını buluyor. Deneysel tarafta ise Jean Dawson gibi isimler, türler arası geçişleriyle yeni müziğin sınırlarını genişletiyor. Farklı kültürel arka planlardan beslenen bu sanatçılar, müziğin artık tek bir kategoriye ait olmadığını güçlü şekilde hatırlatıyor.

Post image Banksy, Yeniden: Londra'nın Merkezinde Yeni Heykel
Banksy, Yeniden: Londra'nın Merkezinde Yeni Heykel

KÜLTÜR - SANAT

Calendar 04 May, 2026

Yakın zaman kimliğinin bulunduğuna dair haberlerle gündeme gelen Banksy, Londra’nın merkezine büyük bir heykel yerleştirdi.

Bu kez grafiti yerine heykel ile karşımıza çıkan Banksy’nin kendisine ait olduğunu doğruladığı eserde; elinde taşıdığı bayrak yüzünü kapatmış olan ve önünü göremeyen takım elbiseli bir adam, kaideden ileri doğru adım atarken tasvir ediliyor. 19. yüzyıl İngiliz...

Yakın zaman kimliğinin bulunduğuna dair haberlerle gündeme gelen Banksy, Londra’nın merkezine büyük bir heykel yerleştirdi.

Bu kez grafiti yerine heykel ile karşımıza çıkan Banksy’nin kendisine ait olduğunu doğruladığı eserde; elinde taşıdığı bayrak yüzünü kapatmış olan ve önünü göremeyen takım elbiseli bir adam, kaideden ileri doğru adım atarken tasvir ediliyor. 19. yüzyıl İngiliz emperyalizmini ve askeri tarihini yücelten Kral VII. Edward heykeli, Florence Nightingale ve Kırım Savaşı Anıtı gibi yapıların tam ortasında yer alan heykel Waterloo Place’de bulunuyor. Banksy her ne kadar eserin konumuyla ilgili sadece “Orada küçük bir boşluk vardı” demekle yetinse de sanat eleştirmenleri ve kamuoyu, eseri “kör milliyetçilik”, “sorgusuz vatanseverlik” ve kendi vizyonunu kaybetmiş gücün bir eleştirisi olarak yorumluyor. Esere dair ilginç bir gelişme de Westminster Belediyesi’ni heykeli sahiplenmiş olması. Zarar görmemesi için etrafına koruyucu bariyerler yerleştirdi ve halkın ziyaretine açık kalacağını duyuran belediye heykeli şehrin kamusal sanat sahnesine “çarpıcı bir katkı” olarak nitelendiriyor.

Post image Yavaş İletişimin Geri Dönüşü: Kartpostal Kültürü Yeniden Yorumlanıyor
Yavaş İletişimin Geri Dönüşü: Kartpostal Kültürü Yeniden Yorumlanıyor

KÜLTÜR - SANAT

Calendar 24 Nis, 2026

Dijital hızın gündelik hayatı belirlediği bir dönemde, daha yavaş ve dokunsal deneyimlere yönelim dikkat çekiyor. Bu dönüşümün güncel örneklerinden biri ise kartpostal kültürünün yeniden yorumlanması. İskoçya merkezli tasarımcı Gabriella Marcella’nın kurduğu Riso Club, bu nostaljik iletişim biçimini çağdaş bir üretim modeliyle birleştiriyor. Abonelik sistemiyle işleyen yapı, her ay farklı sanatçıların...

Dijital hızın gündelik hayatı belirlediği bir dönemde, daha yavaş ve dokunsal deneyimlere yönelim dikkat çekiyor. Bu dönüşümün güncel örneklerinden biri ise kartpostal kültürünün yeniden yorumlanması. İskoçya merkezli tasarımcı Gabriella Marcella’nın kurduğu Riso Club, bu nostaljik iletişim biçimini çağdaş bir üretim modeliyle birleştiriyor. Abonelik sistemiyle işleyen yapı, her ay farklı sanatçıların ürettiği kartpostalları dünyanın dört bir yanındaki katılımcılara gönderiyor.

Projenin dikkat çekici yanı yalnızca analog bir pratiği yeniden canlandırması değil; aynı zamanda sanat üretimini dolaşıma sokan yeni bir model önermesi. Bogota’dan Şam’a, Melbourne’den Philadelphia’ya uzanan geniş bir sanatçı ağı, fiziksel bir nesne aracılığıyla izleyiciyle doğrudan temas kuruyor. Bu sistem, dijital ekranlardan farklı olarak, izleyiciyi yavaşlamaya ve üretimle daha kişisel bir bağ kurmaya davet ediyor. Riso Club’ın ulaştığı 100. gönderi, şimdiye kadar üretilen 400 kartpostalın bir araya geldiği bir sergiyle kutlanırken, aynı zamanda “Riso Club Atlas” adlı dijital arşivle bu üretimler erişilebilir hale geliyor.

preloader Lütfen bekleyin...
theMagger Banner
preloader
loading
icon icon icon icon icon
warning

Adblock'unuzu Kapatmaya Ne Dersiniz?

theMagger, sponsorluk ve reklamlarla gelişen bir platform.

AdBlock'unuzu kapatarak beraber büyüdüğümüz markaların yaratıcı reklamlarını görebilir; siz de bizlere dolaylı olarak katkıda bulunabilirsiniz.

Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement