2005 yılında İstanbul’dan ayrılıp New York’a yerleşen Güney Cüceloğlu, 30 yaşında; belgesel ve sokak fotoğrafçılığı üzerine çalışıyor. Uzun süredir kişisel fotoğraf projelerini devam ettiriyor ve 1.5 yıldır da Donuz.com adresinde hayatında olup bitenlerin bir bölümünü aktardığı bir fotoğraf günlüğü tutuyor. Cüceloğlu, New York’un ara sokaklarına girip; New York insanlarını, sokak sanatlarını, şehirde yaşanan propogranda ve yürüyüşleri, sokak modasını fotoğraflıyor. Bizi kırmadı; projesini ve New York’u theMagger okuyucularına anlattı. New York hakkında bilmediğiniz birçok şeyi bu röportajda öğrenecek, bu şehre daha da çok sempati duymaya başlayacaksınız.

“Okyanus Aşırı Türkler” projenizi daha yakından tanıyabilir miyiz?

“Okyanus Aşırı Türkler” projemde New York’ta yaşayan ve çok farklı sebeplerle burada bulunan 12 Türk’ün hayatlarını bir süre kayıt altına alıp hikayeler yazacağım. Finansçı da var, doktora öğrencisi de, sokakta meyve tezgahı işleten de. Görüşmelere ve çekimlere başladık. Yılbaşından itibaren dönüz.com’da perde arkası yayınına da başlayacağım. Hem çalıştığım insanları tanıtmak hem de gidip geldiğim ilginç mekânları göstermek istiyorum.

Projenizin gelecekte nerelere gelmesini istiyorsunuz? Planlarınız neler?

Bittiğinde basında yayınlanmak üzere 12 bölümlük bir yazı dizisi, hem ABD hem Türkiye’de fotoğraf sergileri ve bir de kitap ortaya çıkacak diye umuyorum.

Neden New York da başka bir şehir değil?

İngilizce konuşulan, yabancılara alışık, dünyanın her yerine ulaşımın kolay olduğu merkezi bir yerde yaşamak hayalim vardı, kendimi burada buldum. Ama yakında ciddi değişiklikler olabilir. Keşfedilmeyi bekleyen Avrupa ve Güney Amerika var önümde.

New York sokaklarında insanlarından dolayı fotoğraf çekmekten en çok zevk aldığınız 3 bölge neresi, neden?

Union Square ve Washington Square Park: Her an birbirinden ilginç insanlara, sokak performanslarına ya da eylemlere rastlamak mümkün. İnsanlar tanışmaya, konuşmaya açık, rahatlar.

Harlem: Harlem efsanesinin yaşandığı dönemlerin genç, bıçkın delikanlıları şimdilerin 50 yaş üstü sevimli amcalarına dönüşmüş durumdalar. Hikayelerini dinlemek, fotoğraf çekmek büyük zevk.

Williamsburg, Brooklyn: Bu mahalle hipsterin harman olduğu yer. 100 yıllık tarihi yapılar ve duvar sanatı örnekleri de bu tarza çok iyi fon oluşturuyor. Herkes konuşmaya, kaynaşmaya çok açık.

Bir turistin değil de bir New Yorklunun bileceği ve kesinlikle yaşanması gereken 5 New York aktivitesi paylaşabilir misiniz bizle?

– The Frying Pan’de gün batımı ve iyi sohbet eşliğinde bir şeyler içmek

– Bisikletle ya da yürüyerek George Washington Köprüsü’nü geçmek

– Yaz akşamları Bryant Park ve Central Park’taki açık hava etkinliklerine katılmak

– Murray’s Bagel’da bir sabah kahvaltısı yapmak. (Health Grain Bagel tavsiyem)

– Klasik olacak ama Central Park’ta kayık kiralayıp 1-2 saat kürek çekmek :)

New York’taki en iyi sokak modası nerede rastlayabiliriz? Peki, street art yani grafitilere?

West Village, Williamsburg ve Upper East Side mahalleleri kendilerine has tarzlara sahip, günün her saati sokak modası konusunda zengin yerler. Tek bir yer seçmem gerekseydi sanırım Union Square derdim, orası bir ulaşım merkezi, şehrin kesişme noktası. Her tarzdan her tür insana rastlamak mümkün. Soho’yu da listeye eklemezsek olmaz tabii.

Mural çalışmalar için de Bushwick, Long Island City, Spanish Harlem ve Bronx’ta çeşitli bölgeler çok zengin.

New York insanları nasıl? İstanbul insanın ne yönde farkları var? Farklı tarzları, kısaca sıfatlarla anlatabilir misiniz?

Konuşkan, samimi, dinlemeyi de bilen, kendisi için yaşayan, hayata hayalci / romantik yaklaşan, iyi niyetli insanlar New Yorkerlar. Tabii her zamanki gibi tüm genellemeler yanlıştır :)

Foto blogunuza fotoğraf çekerken hangi markaları kullanıyorsunuz, ne tür ekipmanlar yanınızda oluyor?

Canon ve Nikon full frame DSLR kameralar kullanıyorum. Son 1 yıldır otofokus lensleri bir kenara bırakıp DSLR üzerinde eski usul manuel-fokus lensler kullanmaya başladım. Genellikle Zeiss 35mm ya da Voigtlander 40mm sabit odaklı lenslerle sokağa çıkıyorum.

Nadiren 35mm siyah beyaz film de çekiyorum ama filmleri yıkayıp taramak konusunda biraz tembelim. Buzdolabımda neredeyse 1 yıl önceden kalma filmler bekliyor. Filmle çalışacaksam 1979 model bir Canon AE-1 Program ve Leica M6 rangefinder tercihlerim.

Blogunuza konuk fotoğrafçı da alıyorsunuz. İlk konuğunuz Hakan Çınar’dı; New York’ta yaşıyorsak veya New York’a geliyorsak, konuk fotoğrafçı olmak için neler yapmamız gerekir? Beklentileriniz neler?

Konuk fotoğrafçı köşesi New York ile ilgili değil. O bölümü beni fotoğraflarıyla etkileyen, fotoğrafçılıkları üzerine düşünmekten, yazmaktan zevk duyacağım kişilere ayırmayı düşünerek başlattım. Hakan Çınar’ın ardından A. Murat Eren ve New York’tan arkadaşım Shawn Hoke ile devam edeceğim. İşlerini yayınlamamı isteyenler tabii ki site üzerinden iletişime geçebilirler ancak herhangi bir söz veremiyorum. Tamamen kişisel bir bölüm.

Sizce İstanbul’da fotoğraflamak için harika bir şehir değil mi?

Bence her yer fotoğraflamak için harika. Ben fotoğrafın peşinde yaşamıyorum. Hayatımda olup biteni görsel kayıt altına alıyorum. Şu an New York’ta yaşadığım için fotoğraflarım da New York tecrübelerimin belgeleri oluyor. İstanbul ya da başka yerde yaşarsam tarzımı değiştirmeden oralarda da aynı şeyi yapmaya devam edeceğim. Fotoğraf çekmek uğruna bir yerlere gitmeyi değil de yaşamak, öğrenmek için bulunduğum yerlerde fotoğraf çekmeyi tercih ediyorum. Bu da bulunulan yeri önemsiz kılıyor.

Sizi nerelerden takip edebiliriz?

donuz.com fotoğraf günlüğüm. twitter ve instagram’da donuzny takma adını kullanıyorum. facebook.com/DonuzCom adresinden de facebook sayfam takip edilebilir.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?