Tüm Londra ve New York seyahatlerimde en büyük keyiflerimden biri Piccadilly Circus veya Time Square’e gidip, devasa müzikal afişlerinden “Akşam hangi müzikale gitsek?” sorusunu tartışmak olurdu. Yurtdışında yakaladığım bu hazzı, İstanbul’da deneyimleyememek beni üzüyordu. Bir spor salonu müzikal sahnesi değildi ve olmamalıydı. O yüzden Londra ve New Yorklulara çok özenirdim kendi şehirlerinde, teknoloji harikası sahnelerinden, inanılmaz müzikaller izleyebiliyorlar diye.

Birbuçuğu aşkın senedir Zorlu Performans Sanatları Merkezi, müzikal ihtiyacıma ilaç oldu. Notre Dame de Paris, Romeo e Guilletta gibi son zamanlarda gittiğim tüm müzikaller harika performanslarıyla beni çok etkilediler. Ve son olarak dün gittiğim The Phantom of The Opera, dekoru, sahne teknolojisi, ses kalitesi ve birçok başarılı detay ile hiçbir Broadway sahnesini aratmadı…

The Phantom of The Opera‘yı bilmeyenimiz yoktur heralde. Bence müzikal seven birçoğumuzun “Bucket Listesi”ne bile girmiş olabilir gibi geliyor, “Operadaki Hayaleti izle”mek. 25 yılı aşkın geçmişiyle Broadway’in en uzun soluklu bu müzikalinin 5 hafta boyunca İstanbul’da olması bizim için büyük bir şans.

Müzikal, Paris Operası’nda “hayalet” olarak bilinen yüzü ileri derecede deforme olmuş, sürekli maske takan bir müzik dahisinin, yetenekli Soprano Christine’e olan saplantılı aşkını konu alıyor. 2 saat 15 dakika boyunca bu saplantının nasıl boyutlara geldiğini, “hayalet”in kıskançlığından dolayı operada ne kadar korku saçtığına şahit oluyoruz.

The Phantom of The Opera

The Phantom of The Opera’yı seyrederken adeta bir eski bir Paris Operası’nda gibiydim. Sahnenin etrafı heykeller ile süslenmişti ve perdeler açılınca içerideki inanılmaz dekora tek kelimeyle hayran kaldım.

İlk dakikadan beri her sahnede farklı bir ihtişamla karşılaştık. Kostümler, ışık gösterileri, sürekli değişen dekor… Her şeyin bu kadar özenilmiş olması müzikalin içine daha da hızlı bir şekilde girmenizi sağlıyor.

The Phantom of The Opera

Müzikal ekibinin her biri gerçekten çok yetenekli; Soprano Christine’nin sesi inanılmaz derecede güzeldi. Zaten ünlü The Phantom of The Opera şarkısını canlı olarak dinlemek herkesin yaşaması gereken deneyim.

Beni en çok etkileyen sahneler Christine’in kendisine saplantılı olan “hayalet” ile başbaşa kaldığı zaman birbirlerine söyledikleri şarkılar ve tabi ki bu müzikalin dünyaca ünlü sahnesi Operadaki avizenin düşmesi oldu.

The Phantom of the Opera - Avize

Bu muhteşem prodüksyonu seyretmek için 17 Mayıs’a kadar vaktiniz var; tüyler ürperten derecedeki başarılı şarkılarını, yeteneklerin birleşimini, sahne dekorlarını görmek için The Phatom of The Opera‘yı kesinlikle izlemelisiniz.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Cumartesi akşamı izleme şansım oldu. Daha önce Cats, Singin’ in the Rain ve Broadway’da Mamma Mia’ yı izlemiştim ama Operadaki Hayalet, kostüm,dekor ve sahne geçişleriyle tek kelimeyle inanılmazdı. Nefesimi tutarak izledim.

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?