İstanbul’da en sevdiğim zamanların film festivalleri zamanları olduğu bir gerçek. 1-4 Kasım tarihleri arasında bu heyecanım yurt dışına taşındı ve 55. Selanik Film Festivali’nde on film izleme, bu arada yanı başımızdaki bu güzel şehri de tanıma fırsatı buldum.

selanik - meydan

Yunanistan’ın İzmir’i: Selanik

Herkesin İzmir yakıştırması yaptığı Selanik’in gerçekten de İzmir ile tek ortak noktası Ege kıyısında oluşu değil. Kordon’uyla, havasıyla, deniz kokusuyla, mimarisiyle, fuar alanıyla ve lezzetleriyle İzmir’i getiriyor akıllara. Şehrin hem yerlisi hem de turisti için merkezi, Lefkos Pygros, yani Beyaz Kule’nin yer aldığı meydan. Bu meydandan batıya doğru yürürseniz, şehrin en güzel kafe ve barlarının bulunduğu, sahil yolundaki cadde olan Leoforos Nikis üzerinde ilerleyebilir, doğuya doğru yürürseniz kendinizi geniş ve yeşil, trafiğe kapalı bir sahil şeridinde bulabilir, şehrin içine doğru yürürseniz ise fuar alanı, iki büyük müzesi (Selanik Arkeoloji Müzesi ve Macedonia Çağdaş Sanat Müzesi) ve en büyük konser salonuna ulaşabilirsiniz. Selanik’te görülecek yerler arasında, en önemlileri Agia Sophia ve Agios Dimitrios olmak üzere birçok Bizans kilise, manastır ve anıtı ve hepimizin bildiği gibi Atatürk’ün doğduğu ev de bulunuyor. Alışverişsiz olmaz diyenlerdenseniz de adresiniz şehrin ana caddesi denilebilecek Tsimiski; hemen hemen tüm büyük markaların mağazalarının sıralandığı cadde burası. Selanik’in gezilecek görülecek yerleri yalnızca başka bir yazının değil, başka bir gezinin de konusu olacak. Çünkü bu kez Selanik’e gidiş amacım gezmek değil, film izlemekti!

2014_thessalonikiff

55. Selanik Film Festivali

Selanik Film Festivali, Cannes, Berlin ve Venedik Film Festivalleri’nin yer aldığı devler sınıfında değil belki ama Avrupa’daki film festivallerinin ikinci liginde yer alan film festivallerden biri olarak yıllardır adını duyduğum bir festivaldi. Bu yıl 55. defa düzenlenen bu köklü festival, Yunanistan Kültür ve Spor Bakanlığı tarafından, Avrupa Birliği Media programının desteği ile gerçekleşiyor. Gösterimlerin 10 gün boyunca 6 ayrı salonda gerçekleştiği festival bu yıl 31 Ekim – 9 Kasım tarihleri arasında düzenlendi. Festivalde Uluslararası Yarışma, Open Horizons, Currents, Özel Gösterimler, Yunan Filmleri, Balkan Survey, Anılarına, Youth Screen ve Avrupa Parlementosu LUX Ödülü aday filmlerinin gösterildiği 9 ana bölüm bulunuyordu.

selanik - olympion

Selanik Film Festivali’nin uluslararası yarışma gösterimlerinin de yapıldığı en büyük salonu, şehrin en büyük meydanlarından Aristotelous Meydanı’nda bulunan tarihi bir salon olan Ciné Olympion. 1920’lerde yapılmış bu sinema, geniş salonu, yüksek perdesi, balkonu ve localarıyla o özlediğimiz tarihi sinema salonlarından biri.

selanik - festival alani

Festival merkezi ve diğer salonlar ise Selanik Limanı’nda irili ufaklı birçok antreponun tamamen bir kültür-sanat alanına dönüştürülmesiyle oluşan bir rıhtımda yer alıyor. Bu rıhtımda State Museum of Contemporary Art’ın süreli sergilere ayırdığı bir ek bina (festival sırasında bu binada Stefanos Tsivopoulos’un geçtiğimiz Venedik Bienali’nde Yunanistan’ı temsil eden üç kanallı video yerleştirmesi “History Zero” sergileniyordu), Museum of Photography, Cinema Museum ve dört salonlu Village Cinemas kompleksi var.

selanik - filmler

55. Selanik Film Festivali’nde dört günde 10 film izledim. Hepsinden tek tek, uzun uzun bahsetmek istemiyorum. Fakat, (muhtemelen birçoğu çeşitli festivaller aracılığıyla ülkemize de uğrayacak) şu üç filmi kaçırmamanızı öneririm: Danimarkalı yönetmen Bille August’un ölümü hafife alan olağanüstü aile dramı Stille hjerte (Silent Heart), Avrupa Parlementosu’nun LUX Ödülü’ne aday gösterilen Slovenya filmi Razredni sovraznik (Class Enemy) ve Avusturya’dan, hayatımda izlediğim en rahatsız edici, en psikopat film olan Ich seh, ich seh (Goodnight Mommy).

Selanik’te Ne Yenir, Ne İçilir

Zamanın çoğu film izlemekle geçtiği için, yeme-içme ve yeme-içme için şehrin en güzel yerlerini keşfetmek bir amaç değil; film aralarında hızlıca yaşamsal fonskiyonları yerine getirecek enerjiyi almak için bir araçtı. Fakat festival oldukça iyi bir organizasyona sahip olduğundan, festival ziyaretçilerine dört sayfalık bir yeme-içme rehberi hazırlanmış, salonlara yakın restoran, kafe ve barları “Festival Spots” rehberinde toplamıştı. Özellikle salonlar arasında gidip gelirken, yol üstünde atıştırmalık bir şeyler almak, kahve içmek ya da yemek yemek için bu rehberdeki farklı yerleri denemek çok zevkliydi.

selanik - albeta

Filmden filme koşarken, öğünlerin birbirine karışması, filmin ortasında acıkmamak için anlamsız saatlerde bir şeyler atıştırmak zorunda kalmak İstanbul’daki festivallerden aşina olduğumuz bir durum. Bunun için ideal mekanlardan biri ufak sandviçlerden kişleri birçok atıştırmalık, en hafifinden en kalorilisine çeşit çeşit tatlı ve iyi kahve bulabileceğiniz Albeta. Şehrin birkaç farklı noktasında bulunan bu fırın-kafenin özellikle hemen festival merkezinin karşı sokağındaki şubesine (I. Dragoumi & Mitropoleos St. No:9) ulaşmanız oldukça kolay. Tatlılarını kesinlikle denemelisiniz!

selanik - tribeca frappe

Leoforos Nikis üzerinde yürürken, sahil boyunca uzanan birbirinden güzel küçüklü büyüklü kafe ve barlar göreceksiniz. Bunlardan birçoğu gündüz kahve, akşam saatlerinde ise içki içmek için ideal mekanlar. Sahil boyunca yürürken, bu kafe ve barların önünde oturan herkesin masasında görmenizin kaçınılmaz olduğu ve Selanik’e gidip içmediğinizi söylerseniz dayak yemeniz muhtemel tek bir içecek var: Frappé. 1950’lerde Selanik’te kazayla keşfedilen bu içecek, basitçe bol köpüklü buzlu kahve.

selanik - tribeca

Leoforos Nikis üzerindeki mekanlardan en sevdiğim, frappé denemek için de, diğer kahve molaları için de seçtiğim Tribeca oldu. Julius Meinl kahveleri kullanıyorlar ve dışarıda oturacak bolca yerleri var. İçeride otursanız dahi denizi görebileceğiniz, geniş bir mekan. Üstelik ne kahve sipariş ederseniz edin, kaç kişi olduğunuz fark etmeksizin kahvenizin yanında koca bir şişe su ve oldukça lezzetli bir kase dolusu çikolatalı mini-muffin’i de ikram ediyorlar.

selanik - agioli

Yine Leoforos Nikis üzerinde bulunan bir diğer mekan ise Agioli. Yan yana, iki büyük restoranı bulunan Agioli’nin bir mekanı uzo-meze-balık üçlüsünün tadını çıkarabileceğiniz bir balık restoranı, diğer mekanı ise et yemekleri, salatalar, makarnalar, pizzalar gibi birçok farklı çeşit arasından seçebileceğiniz bir kafe. Öğlen kafe kısmını, akşam balık restoranı kısmını denemeniz tavsiye edilir. Akşam yemeği için, birçoğu tanıdık mezeler arasından seçim yaparken Türkçe menü istemek de işinizi kolaylaştıracaktır. Kızarmış beyaz peynir, kabak mücveri, humus, kalamar ve ahtapot gibi mezeleri ve ara-sıcaklardan ayrı ayrı sipariş edebilir ya da tek kişilik akşam menüsünü seçebilirsiniz. Bu menüde yukarıda gördüğünüz dopdolu meze ve salata tabağı, ızgara levrek, bir kadeh uzo ve tatlı olarak dondurmalı profiterol bulunuyor.

selanik - kahve

Selanik’in fiyat-porsiyon-kalite konusundaki optimum oranı vaat ettiğini söylemeliyim. Örneğin yukarıdaki mekanlardan Albeta’da sandviç, tatlı ve kahve aldığınızda 7€, Tribeca’da bir kahveye 2.5€ (su ve muffin’lerin ikram olduğunu söylemiştim değil mi…), Agioli’de bahsettiğim menüye ise sadece 13€ ödüyorsunuz!

Selanik, hem yakınlığı, hem fiyatların uygunluğu, hem de şehrin güzelliği ile kesinlikle ziyaret edilesi bir şehir. Film festivali zamanında gitmeyi düşünürseniz, festivali de hem organizasyon hem de içerik açısından yurt dışına çıkmaya değer bir festival.

Unutmadan; hiç aklımda yokken Selanik’te ve 55. Selanik Film Festivali’nde dolu dolu dört gün geçirmek, 33. İstanbul Film Festivali’ndeki Radikal Halk Ödülü oylamasının çekilişini kazanarak kısmet oldu. Radikal’e bu güzel dört gün için ve bundan sonra film festivali heyecanını yurt dışında da yaşamak konusunda beni gaza getirdiği için bir kez daha çok teşekkürler!

Emre Eminoğlu

Magger, Kültür ve Sanat Blogger'ı
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Herşeyi denemek için sabırsızlanıyorum şimdiden, ilk bahar havasında karşı kıyıya geçmeli o zaman!

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?