Türkiye'de Sitcom Kültürü: Nereye Kayboldu?
Bir yaz akşamı evdesiniz. Çayınız demlikte, pencere açık, perdeler hafif rüzgârla salınıyor. Televizyonda bir romantik komedi dönüyor; belki de Kiralık Aşk veya Avrupa Yakası. Karakterler tanıdık, atmosfer rahat. O an bunun sıradan bir televizyon akşamı olduğunu düşünüyorsunuz. Oysa birkaç yıl sonra televizyon ekranlarında bu tür hikâyelerin giderek azalacağını henüz bilmiyorsunuz.
Bir zamanlar özellikle 2010’lu yılların ortasında akşamlarının vazgeçilmezi olan romantik komediler ve durum komedileri, 2020’lere gelindiğinde televizyondan neredeyse sessizce çekilmeye başladı. Oysa bu yapımlar çoğu zaman gerçekliğin ağırlığından kısa bir mola verdiğimiz, biraz gülüp biraz nefes aldığımız alanlardı. Peki bu hikâyeler ekranlardan neden yavaş yavaş kayboldu?
Reyting Sistemi
Türkiye’nin nüfusu bugün yaklaşık 86 milyon. Buna karşılık televizyon reytinglerini ölçen sistemde cihaz bulunan hane sayısının yaklaşık 4.400 olduğu biliniyor. Yani milyonlarca izleyicinin tercihleri, aslında oldukça sınırlı bir örneklem üzerinden ölçülüyor. Bu durum doğal olarak şu soruyu da beraberinde getiriyor:Türkiye’de hangi hikâyelerin anlatılacağına gerçekten kim karar veriyor.
Reyting sisteminde yer alan sosyo-ekonomik gruplar (AB, ABC1 ve total) teoride farklı izleyici profillerini temsil etse de pratikte ekranda gördüğümüz içeriklerin çoğu zaman benzer kalıplara sıkıştığını fark etmek zor değil. Özellikle son yıllarda televizyon dizilerinde tekrar eden töre, intikam ve aile çatışması temalarının öne çıkması da bu tekdüzeliğin bir sonucu gibi görünüyor.
Artan Süre
2023 yılında artan prodüksiyon maliyetleri nedeniyle yapımcılar yaz dizilerine eskisi kadar bütçe ayıramayacaklarını dile getirmişti. Ancak meselenin bütçeyle sınırlı olmadığını biliyoruz. Günümüzde ana akım televizyon dizilerinin bölüm süreleri çoğu zaman 2–2,5 saati aşan bir yapıya ulaştı. Bu format, doğal olarak hikâye anlatımını da belirli bir kalıba zorluyor. Kısa ve tempolu bir anlatı üzerine kurulu olan sitcom formatı ise bu uzun sürelerle pek uyum sağlayamıyor. Bu nedenle pek çok senarist ve yaratıcı ekip, durum komedisi gibi türleri artık dijital platformlarda denemeyi tercih ediyor. Televizyonda ise daha uzun bölümlere ve daha geniş pazarlara hitap eden yapımlar ön plana çıkıyor.
Satış Potansiyeli
Özellikle uluslararası satış potansiyeli düşünüldüğünde dramaların tercih edilmesi anlaşılabilir bir strateji olarak görülse de bunun sonucunda ekranlarda daha hafif ve kısa formatlı hikâyelerin giderek azaldığını söylemek mümkün. Tür çeşitliliğinin daralması izleyicinin karşılaştığı hikâye dünyasını da etkiliyor. Medya çalışmalarında buna “kültivasyon etkisi” deniyor. Televizyonda sürekli töre, intikam, aile onuru ya da şiddet ekseninde ilerleyen hikâyelerle karşılaşmak, bir süre sonra bu temaların toplumun en yaygın gerçekliği olduğu hissini yaratabilir. Elbette bu, insanların doğrudan bu değerleri benimsediği anlamına gelmez. Ancak hangi hikâyelerin “normal” ya da “alışıldık” kabul edildiği üzerinde etkisi olabilir.
Romantik ve durum komedilerinin kaybolmasının etkisi de tam olarak burada ortaya çıkıyor. Çünkü bu türler çoğu zaman gündelik hayatın küçük anlarını, arkadaşlık ilişkilerini, aşkı ve absürt durumların yarattığı mizahı anlatırdı. İzleyici ekranda büyük dramlarla birlikte hayatın hafif ve tanıdık taraflarını da görme fırsatı bulurdu.
Romcom Dizi Örnekleri
Yakın döneme baktığımızda bunun örneklerini görmek zor değil. Bir dönem Güzel Günler dizisi, aynı akşam yayımlanan daha ağır dramaların yanında alternatif bir hikâye sunuyordu. Bir izleyici grubu o akşam dramatik yapımları tercih ederken, başka bir grup daha hafif ve sıcak bir anlatıya sahip olan Güzel Günler’i izliyordu. Ancak dizi henüz bir sezonunu bile tamamlayamadan final yapmak zorunda kaldı.
Benzer bir durum 2023 yılında yayımlanan bazı yaz dizilerinde de yaşandı. Hazırladığımız yayın takvimine bakıldığında 2023 yaz dizilerinin neredeyse hiçbirinin kış sezonuna taşınamadığı görülüyor. Üstelik bu yapımların arasında hikâye anlatımı açısından farklı denemeler yapan ve tür olarak çeşitlilik sunan diziler de vardı. Buna rağmen çoğu proje kısa sürede ekranlara veda etti.
Bu durum yalnızca dizilerin kalitesiyle açıklanabilecek bir mesele gibi görünmüyor. Reyting ölçüm sisteminde yer alan denek yapısının uzun süredir güncellenmemesi ve özellikle AB grubunun izleme alışkanlıklarının total izleyici kitlesine giderek daha fazla benzemesi, televizyon ekranlarında hangi tür hikâyelerin yaşayabildiğini doğrudan etkiliyor olabilir.
Bugüne geldiğimizde de benzer örnekler görmek mümkün. Kadın karakterlerin merkezde olduğu Ben Leman ve Rüya gibi diziler ilk sezonlarını bile tamamlayamadan final yaptı. Üstelik bazı yapımların yurt dışı satış potansiyeli bulunmasına rağmen ana akım televizyon ekranlarında sürdürülebilir bir alan bulamadıkları görüldü.
Son 10 yıla baktığımızda Avlu, Ufak Tefek Cinayetler ya da Evlilik Hakkında Her Şey gibi alışılmadık hikâyelerin ekranda karşılık bulabildiği bir dönem de yaşandı. Bu durum, televizyon izleme alışkanlıklarının zaman içinde nasıl değiştiğini düşündürüyor. Reyting ölçüm sisteminin belirli aralıklarla güncellenmesi gerekirken uzun süredir aynı yapıyla devam etmesi de bu tartışmayı yeniden gündeme getiriyor.
Bu noktada sıkça dile getirilen “arz–talep” meselesi de yeniden düşünülmeyi hak ediyor. İzleyicinin önüne sürekli benzer türde yapımlar konulduğunda, farklı hikâyelerin gerçekten nasıl bir karşılık bulacağını görmek zorlaşıyor. Peki tüm bunların içinde töre, namus ya da intikam anlatılarının dışında kalan günümüz dizileri hiç mi yok? Elbette var, ancak sayıları oldukça sınırlı. Bu noktada bazı yapımların hem total izleyiciyi hem de AB grubunu aynı anda yakalayabilmesi çoğu zaman yönetmen ve yaratıcı ekibin başarısıyla mümkün oluyor. Fakat bu örneklerin istisna olarak kalmaması, ekranda farklı türlerin de çoğalmasıyla mümkün. İzleyicinin gerçekten ne izlemek istediğini anlayabilmek için önce ona farklı hikâyeler sunmak gerekiyor.
Bana göre mesele hangi türlerin yaşamasına alan açıldığıyla ilgili. Tür çeşitliliğinin arttığı bir televizyon ortamı hem izleyici için daha zengin bir deneyim yaratabilir hem de televizyon kültürünün kendisini yeniden nefes alabilir hale getirebilir.
Biz ise şimdilik romantik ve durum komedilerin geri döneceği günü beklemeye devam ediyoruz.
Kapak Fotoğrafı: Onedio
İlginizi çekebilir: Ecem Şimşek’ten Kız Neşesi Üzerine Filmler

Esila Tak 











Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!