Kariyerindeki en tuhaf karakterlerden birine hayat veren Natalie Portman’ın dünyadaki trajedilerden beslenen bir pop yıldızını canlandırdığı, Brady Corbet imzalı Vox Lux, akıcılığıyla olmasa da estetiği ve vurucu sahneleriyle akılda kalıcı, neon bir anıya dönüşüyor.

vox lux filmi

Mysterious Skin‘den Amerikan Funny Games‘ine, Melancholia‘dan Clouds of Sils Maria‘ya birçok filmdeki rolleriyle tanıyor olabileceğiniz Brady Corbet, 2015’te sessiz sedasız ilk kez yönetmen koltuğuna oturmuş ve The Childhood of a Leader‘la Venedik Film Festivali’nin Yeni Ufuklar bölümünde En İyi Yönetmen ödülünü kucaklamıştı. Bu ilk filmi, I. Dünya Savaşı sonrası Avrupa’sındaki politik atmosfere maruz kalan bir çocuğun gelecekte dönüşeceği insanın altyapısını inşa ediyor, sinyallerini veriyordu. Yönetmenin, The Childhood of a Leader‘ın hem dönemsel olarak hem de renk paleti olarak zıttı ikinci filmi, Vox Lux ise en az onun kadar politik bir yirmi birinci yüzyıl tablosu çiziyor. Yine psikolojisi ve kişiliği toplumsal olayların etkisiyle zedelenerek şekillenmiş bir çocuk var başrolde, fakat bu kez film boyunca onun şekillenişini izlemiyor, onunla birlikte büyüyot Vox Lux. Şiddet, silahlanma ve terörün önce kurbanı, ardından tanığı ve son olarak dolaylı da olsa bir sebebine dönüşen Celeste adlı pop yıldızı, özellikle 11 Eylül sonrası Batı dünyasında kapitalizm ve politikliğin ilişkisinin, daha doğrusu politik olmanın bir kapitale dönüşümünün ete kemiğe bürünmüş hali gibi.

vox lux - natalie portman

Episodik yapısı ve Willem Dafoe‘un anlatıcılığıyla ister istemez akıllara Lars von Trier sinemasını getiren Vox Lux, son yılların en etkileyici açılış sahnelerinden biriyle başlayarak tokat etkisi yaratıyor. Fakat Brady Corbet, görsel ve işitsel gösterilere dönüşen birkaç sahnesi dışında o açılış sahnesindeki etkiyi filmin bütününe yansıtmayı ne yazık ki başaramıyor. Corbet’nin yönetmenlik anlamında gerçekten ileride kusursuz olabileceğinin ama henüz vaktinin gelmediğinin işaretleri bunlar – ki benzer şekilde The Childhood of a Leader da birkaç sahnesi dışında monoton ve sıkıcı ilerleyişinin ardından güçlü ve yıllar sonra unutulmayacak bir finalle iz bırakmıştı bende.

vox lux - raffey cassidy

Filmin ilk yarısında Celeste rolünde izlediğimiz (Yorgos Lanthimos’un The Killing of a Sacred Deer‘ından hatırlayacağınız) Raffey Cassidy, ikinci yarıda yerini Natalie Portman‘a bırakarak, kızı Albertine rolünü devralıyor. Natalie Portman’ın Black Swan‘daki hallerinin pop versiyonunu hatırlatan kusursuz performansı, sanki karakterin dönüşümünü tek bedende izlemişizcesine Celeste’in geçmişteki masumiyetini de üzerinde taşıyan bir şeytaniliğe, hoyratlığa ve patlayıcılığa sahip. Saç ve makyaj tasarımının da yardımıyla ikonik bir karaktere dönüşen Portman, Sia‘nın bestelediği orijinal şarkıları seslendirirken olmasa da sahnede icra ederken devleşiyor. (Müzikal performans sahneleri, ister istemez akıllara yılın bir diğer pop yıldızı hikayesini, A Star Is Born filmini getiriyor ve bu karşılaştırma her ne kadar Vox Lux‘taki altmetin ve performans öne çıksa da sahnelerin yorucu ve gereksiz uzunluğu nedeniyle A Star Is Born lehine sonuçlanıyor.)

Vox Lux, ilk 15 dakikasında yılın en iyi filmleri arasına koyacağınıza emin olduğunuz, fakat sonrasında sizi hayal kırıklığına uğratan bir film. Ama sadece arada karşınıza çıkacak hazine değerindeki sahneleri, kendine has estetiği ve Natalie Portman’ın performansı nedeniyle izlenmeye değer. Brady Corbet ileride bütünü aynı çizgide ilerleyen ve bütünü aynı etkiyi yaratan o başyapıtına imza attığında onun köklerine aşina olmak isteyeceğinize eminim.

IMDb Puanı: 6.2/10

Emre Eminoğlu

Sinema, Kültür ve Sanat Yazarı
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN