Yazın Sözlüğü: Bir Mevsimi Hissetmenin Kelimeleri
Yaz mevsimi genellikle yüksek bir enerji, bitmek bilmeyen planlar ve her anı değerlendirme mecburiyetinin yarattığı hisle geçiyor. Oysa mevsimin en rafine hali, gürültünün çekildiği küçük boşluklarda saklı. Bazı kültürler, tam da bu uçucu anları tanımlamak için özel kelimelere ihtiyaç duymuş; bizi dünyanın hızından koparıp içsel bir dinginliğe davet eden kavramlar bunlar.

Meraki
Ege’nin karşı kıyısından, Yunanistan’dan esip gelen Meraki, bir işi nasıl yaptığınla ilgili. Sadece bir sofrayı kurmak ya da bahçedeki çiçekleri sulamak değil; eylemin içine kendinden bir parça, biraz tutku ve bolca özen bırakma hali. Bahçeden toplanan domatesleri öğle yemeğine dönüştürürken acele etmemek; masadaki keten örtüyü sadece misafir için değil, paylaşılan vakte duyulan saygıdan dolayı sermek. Yazın yavaş akan saatlerini, dokunulan her şeye kendi imzanı atarak değerlendirmek.
Shinrin-yoku
Japonya’nın kadim doğa anlayışından süzülen bu ritüel, basit bir yürüyüşten fazlası; doğayı tüm duyularla, adeta bir banyo yapıyormuşçasına “içmek.” Ağaçların arasından süzülen ışığı izlerken toprağın kokusunu ciğerlerine çekmek; kavurucu sıcaktan kaçıp sadece gölgeye sığınmak değil, çıplak ayakla nemli toprağa basarken doğayla dolaysız bir bağ kurmak.

Sobremesa
İspanya’da yemeğin bittiği yerde başlayan Sobremesa, masadaki spontane özgürlük alanını tarif ediyor. Tabaklar boşaldığında, kadehlerde son yudumlar kaldığında masadan kalkmama kararlılığı. Sohbetin bir yere varması gerekmiyor; sadece masanın etrafında asılı kalan zamana eşlik etmek, vaktin nasıl geçtiğini umursamadan ana yerleşmek yeterli.
L’heure Bleue
Fransa’nın literatüre kattığı, güneşin ufuk çizgisinden çekildiği ama karanlığın henüz hüküm sürmediği Mavi Saat, günün en şahane eşiği. Gökyüzünün mora ve derin bir gece mavisine boyandığı bu kısa aralıkta günün yorgunluğu dağılıyor; hareketler yavaşlıyor, sesler azalıyor, sadece var olmak yetiyor.

Salsedine
İtalya’nın kıyı kasabalarından yayılan bu bedensel his, denizin sadece bir manzara değil, fiziksel bir parça haline gelmesi demek. Tuzun ve iyot kokusunun cilde, saça, kıyafetlere sinmesi; güneşin tuzu teninde kuruttuğu an, denizin bıraktığı o karakteristik izle eve dönmek.
Yaz Belki de Tüm Bu Anların Toplamı
Mevsimin tüm gürültüsü çekildiğinde geriye kalan, sadece bu uçucu anların tortusu. Bir sofrada asılı kalan zaman, teninde kuruyan tuz ya da gökyüzünün o en mavi hali… Yaz, katedilen mesafelerin ötesinde, tam da bu isimlendirilmiş hislerin içinde yaşanıyor.
Kapak Fotoğrafı: Roberta Sant’Anna (unsplash.com)
İlginizi çekebilir: Hatun Vera Altunöz’den Japon Felsefeleri

Selinay Yüksel







Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!