Bazı müzikler sadece arka planda çalmaz, bulunduğunuz mekânın ruhunu, zamanın akışını ve modunuzu da belirler. Bir playlist seçip çalmak her zaman kolay, fakat her an size bir şey hissettirebilen ve sizi başka bir dünyaya ışınlayan bir “frekans” yakalamak farklı bir mesele. Tam da bu yüzden Literal Radio; kürasyon odaklı seçkisi, stil sahibi ve cool müzikleriyle her anı sahneye çevirmeyi başaran radyo oldu!

Hatırlar mısınız, eskiden radyolar o kadar önemliydi ki evin en estetik noktasına yerleşirdi! Frekansı doğru ayarlamak resmen bir ritüeldi, çalan parçalar not edilirdi, sevdiğimiz şarkıları bir daha duymak için başında beklerdik. Radyo hala çok özel: Listenizde olmayan şarkılarla karşılaşmak, bir küratörün o listeyi hazırlarken hissettiklerini sezmek, bilinçli seçimlerdeki rastlantıların büyüsüyle anı yakalamak… O hissi hatırlayanlar -belki de ilk kez tanışanlar- için Literal Radio, bu dokuyu bugünün zevk eşiğiyle buluşturuyor. Ve bu atmosfer sayesinde müzik sadece fonda çalan bir araç olmaktan çıkıp hayatın frekansı haline geliyor!

Küratörlere Sorduk!

Öyle bir platformda müziğe yön veriyorlar ki, her saat bambaşka bir enerjiyle dolu. Biz de “Bir radyoda, dinleyicilerin modunu değiştirme ya da ona eşlik etme şansına sahip olmanın en tatmin edici yanı nedir?” diye sormadan edemedik! Ayrıca kalabalıkta onları dans ettiren şarkıları da merak ettik. Cevapları ise, son derece mutluluk verici.

Duygu Mühürdar | Fotoğraf: Literal Radio

Hafta içi Breakfast Club’ı ile sabah kahvenize caz, Latin ve funk sound’larıyla eşlik eden Duygu Mühürdar:

“Dinleyicilerle kendi müzik evrenimi paylaşmak beni en çok tatmin eden şey olsa gerek. Bu hem kişisel bir keşif yolculuğu hem de çeşitliliğe alan açma çabası. Bazen alt metni olan, bazen politik ya da hikâyesi güçlü parçalar seçiyorum. Bir parçanın yalnızca güzel olmasından değil, anlattığı şeyden de etkileniyorum. Dünyanın dört bir yanından bulduğum mücevher gibi müziklerin insanlarda rezone ettiğini görmek, bu keşif ve bağ kurma hâli beni en çok besleyen şey.”

Şu sıralar kalabalıklar arasında dinlemekten ve eğlenmekten keyif aldığı şarkıyı şöyle anlatıyor:

“Kendrick Lamar – HUMBLE. Kendrick sadece müzikal değil, politik ve toplumsal olarak da beni derinden etkileyen bir sanatçı. Onun sözlerinde hem öfke hem umut, hem hesaplaşma hem de direniş var. HUMBLE. çaldığında bütün enerjim değişiyor ve kendimi parçaya kaptırmış hâlde buluyorum her seferinde.”

DJ Barthez | Fotoğraf: Literal Radio

Weekday Groove seti ile soul, funk, hip-hop ve yeni nesil caz esintilerini ofisinize ya da evinize taşıyan DJ Barthez:

“Stüdyodayken sizi kimlerin dinlediğini bilmiyorsunuz. Sonra trafikte takılı kalmış olan dinleyicilerin programımı dinlerken paylaştıkları story’leri görünce yaptığım işin doğru kişilere ulaştığı gerçeğiyle yüzleşiyorum. Çünkü çaldığım şarkıların ve onları çalarken verdiğim mesajların insanlara yansıması benim için önemli.”

Şu sıralar kalabalıklar arasında dinlemekten ve eğlenmekten keyif aldığı şarkıyı şöyle anlatıyor:

“Sanırım tarihimde beni en coşkulandıran parça, Stevie Wonder’ın Another Star‘ı olabilir. Buradaki konserinde de sahnenin önünde yüzlerce insan bir ağızdan söylemiştik dakikalarca.”

Taner Turna | Fotoğraf: Literal Radio

Jazz Room’da cazın modern yorumunu yakalamamızı sağlayan Taner Turna:

“Bilinçli ya da dolaylı karşılaşma. Bir anı, bir tesadüf, bir geçmiş ya da bir zevkle radarına girmiş, hayatına sokulmuş bir şarkıya yeni bir yer ve zaman seçip tanımadığın insanlara duyurarak karşılaşmalara vesile olmak harika bir his.”

Şu sıralar kalabalıklar arasında dinlemekten ve eğlenmekten keyif aldığı şarkıyı şöyle anlatıyor:

“İlk aklıma gelen Florence + The Machine’den What Kind Of Man oldu. Hatta 2015 yılında Good Morning America programının yaz konserleri serisinde sabah 08.30’da Central Park’ta verdiği konserdeki kalabalığın arasında olmak isterdim. Daha da öznelleştireyim. What Kind Of Man’de sahneden inip kendisine doğru çekerek şarkıyı yüzüne söylediği o kişinin yerinde olmak isterdim.”

Ayşecan Aral | Fotoğraf: Literal Radio

Soul Shine setinde klasik soul dokunuşlarını yeniden keşfetmemize olanak tanıyan Ayşecan Aral:

“Müziğin kıpırdatıcı etkisini paylaşabilme duygusu. Çünkü ben de radyoda duyup heyecanlanıp hatta Shazam öncesi bir coşkuyla radyoyu arayıp çalan şarkının referanslarını soran biri olduğum yani dinlediğim şarkılar beni de kıpır kıpır ettiği için böyle güzel bir heyecanı paylaşmak çok keyifli.”

Şu sıralar kalabalıklar arasında dinlemekten ve eğlenmekten keyif aldığı üç şarkı var:

“Bir şarkı değil ama birçok şarkı var.

Remedy, The Black Crowes

Make it With You, Aretha Franklin

Jolene, Gloria Ann Taylor”

Merve Evirgen | Fotoğraf: Literal Radio

Week-end Groove programında dinamik bir hafta sonunu taçlandıran bir seçkiye sahip Merve Evirgen:

“O an istedikleri şarkıyı dinleyebilecek olmalarına rağmen, buna denk gelişlerini tesadüfen sağlamayı çok seviyorum! Ve bu yaşanırken dünyanın dört bir farklı yanında, farklı haleti-ruhiyelerdeyken bunu yaşatabilmek en güzeli.”

Hem genelde hem de şu sıralar kalabalıklar arasında dinlemekten ve eğlenmekten keyif aldığı şarkılar şöyle:

“Şu sıralar dersek,

Warmduscher – Midnight Dipper

Daha geniş zamanlı,

Tame Impala – The Less I Know The Better

Korhan Kurt | Fotoğraf: Literal Radio

Hafta sonu siestasını bir ritüele çeviren Sundazed setiyle Korhan Kurt:

“Literal Radio’daki kürasyonumda en önemsediğim şey, dinleyicilere şehir ritminden uzaklaşıp kendi iç ritimlerini bulabilecekleri bir alan sunmak.

Downtempo, psychedelic funk, jazz-funk ve lo-fi arasında gezinen seçkimle; dinleyicilerin modlarını değiştirmekten çok, mevcut ruh hâllerine sakin ve katmanlı bir müzikle görünmeden eşlik etmeye çalışıyorum. O anın içinde sadece bir fon gibi var olmak—sanırım en tatmin edici his bu.”

Şu sıralar kalabalıklar arasında dinlemekten ve eğlenmekten keyif aldığı şarkıların onu farklı evrenlere taşıdığından bahsediyor:

“Günlük hayatımda sakin seslerin peşindeyim ve kalabalıklar içinde ürkenlerdenim ama bazı anlar oluyor ki, eşlik etmesemde kendini ritme teslim etmek kaçınılmaz. Özellikle Khruangbin’in hipnotik basları ya da Glass Beams’in meditatif ama dinamik tınıları, bir anda kalabalığı unutturup bambaşka bir evrene taşıyabiliyor.

Khruangbin’den “Maria Tambien” ya da Glass Beams’den Mahal gibi parçalar, bulunduğum her yere bir soundtrack hissi veriyor. Yüksek sesle eşlik etmiyorum belki ama baştan sona içimden gelen bir dansla o anın bir parçası hâline geliyorum. Özellikle şehirde yürürken, kalabalığın içinde kendi ritmini bulmak için bu parçalar bence eşsiz.”

Müge Çığ | Fotoğraf: Literal Radio

The Late Rise seti ile Pazar sabahlarına bossa nova ezgileriyle başlatan Müge Çığ:

“Programım hafta sonu sabah 9’da yayına başlıyor. Bu yüzden dinleyicilerin gün içinde duyduğu ilk müzik olma ihtimali, onların gün içindeki moduna da etki edebilme fikri en tatmin edici yanı sanırım.”

Şu sıralar kalabalıklar arasında dinlemekten ve eğlenmekten keyif aldığı keyifli bir şarkı var:

“Spesifik bir şarkım olmasa da, mesela Oliver Cheatham’dan Get Down Saturday Night çaldığında herkesin dans ederek eşlik etmesi çok keyifli oluyor.”

Recep Çimen | Fotoğraf: Literal Radio

Flow Nation’da old school hip-hop’ı zamansız ve funky klasiklerle yeniden tanımlayan listesiyle Recep Çimen:

“Birinin modunu çaldıklarımızla değiştirebilmek konusunda çok bir fikrim yok, aslında genelde insanların modunu “yakalayabiliyorsak” insanların konsantrasyonuna dahil ve ortak olabiliyoruz fakat dinleyicilerin anlarına eşlik etme şansı ve fikri kesinlikle mutluluk verici bir deneyim. Bu yüzden de kürasyonu yaptığım sırada en çok dikkat ettiğim şey tam olarak bu oluyor. Bir şekilde insanların yüksek ihtimalle keyifli ve sakin kalmak istedikleri anlara eşlik ederken “orada varmışım, ama yokmuşum” gibi bir poza bürünmek ve rol almak gerçekten hassas terazide çok sevdiğiniz bir yemek tarifinin reçetesine uymaya çalışırken, doğru ölçüleri ayarında titizlikle tartmak gibi.”

Kalabalıklar ona göre değil ama dinlemekten ve eğlenmekten keyif aldığı keyifli bir şarkı var:

“Yüksek sesle şarkıya eşlik etme fikri ve pratiği kalabalıklar arasında bende çok olan bir şey değil ancak kalabalıklar arasında ve İstanbul kaosunda bir yerden bir yere koştururken bazı Iron Maiden live kayıtları beni ve adrenalinimi gerçekten yükseltiyor. Spesifik olarak söyleyebileceğim şarkı: Iron Maiden – Running Free (Live at Birmingham, 1988)”

Eray Düzgünsoy | Fotoğraf: Literal Radio

Legacy’de müziğin zamansız ikonlarıyla gününüze dinamizm katan Eray Düzgünsoy:

“Radyonun özel bir alana dokunuşu olmasını seviyorum. Ona eşlik etmek ve hatta özel alanı ses ile daha özel kılmak çok değerli benim için.”

Onun içinse dinlemekten ve eğlenmekten keyif aldığı şarkılar değişken:

“Çocukluğumdan bu yana her zaman var ve hep değişiyor.”

Bu hafta sonu ise Literal Radio, ilgi çekici bir etkinlikle karşımızda: Close Circle by Literal Radio.

+1 Sunar: Pozitif Vibrations 22 Haziran’da Bonus Parkorman’a gelirken, güçlü isimlere yer veriyor: Etkinliğin ana sahnesinde, 2024 yazında “Paradise State of Mind” adlı dördüncü albümünü yayınlayan Los Angeles çıkışlı indie pop grubu Foster the People, “Don’t Turn Around” şarkısıyla geniş kitlelerin dikkatini çeken İrlandalı müzisyen Biig Piig ve Elektronik ve neo-soul arasında köprü kurmayı başaran Mezerg olacak!

Literal Radio ise, küratörlerinin seçkilerine ve müzik eşliğinde sosyalleşmeye ayrılan deneyim alanı Close Circle by Literal Radio ile Bonus Parkorman’ın amfitiyatro sahnesinde yer alacak!

Literal’in bu dinamik ve yenilikçi atmosferi yaratırken aldığı güç, sadece müzikten değil; onu seçen zevkten geliyor. Her saat, kendi ruhuna sahip bir küratörle anlam bulurken bir sonraki şarkıyı merak ediyorsunuz. Literal Radio’yu dinlemek için sitemizin üstündeki Literal Radio çubuğuna tıklayabilir ya da Karnaval.com’u ziyaret edebilirsiniz.

Kapak Fotoğrafı: Literal Radio