Pürtelaş’ın bu sezon prömiyer yapan oyunu Uyku Ölüm Dondurma Ülke, iki farklı sosyoekonomik gruptan gelen iki arkadaşın yıllar içerisinde evrilen arkadaşlıklarını ele alıyor. Serin Öztoprak’ın yönettiği oyunu, oyuncuları Bilge Çınar, Merve Asya Özgür, Serin Öztoprak ve oyunun aynı zamanda yardımcı yönetmeni olan Tuğçe Semiz kaleme almış. Oyun, büyüme sancısı temasını arkadaşlıkla melankolik ama neşeli bir perspektiften harmanlıyor. Minimalist dekorun akıllıca kullanımı ve oyuncuların bukalemunvari oyunculukları seyirciyi bu kader birliğine dahil eden bir deneyim sunuyor. 

uyku-olum-dondurma-ulke-afis
Uyku Ölüm Dondurma Ülke | Fotoğraf: Uyku Ölüm Dondurma Ülke

Uyku ve Dondurma

Oyun, iki arkadaş olan Merve ve Bilge’nin aileleri tarafından yatılı okula verilmesi üzerine kurulan arkadaşlıkları bağlamında biçimleniyor. Merve ve Bilge, yatılı okulun ve toplumun baskıcı düzenine karşın neşelerini kaybetmiyorlar. Yatılı okul, disiplin ve ceza kurumları olarak vücut bulurken Merve ve Bilge disiplin aygıtını gri bir alana çevirerek yer yer kendilerine sığınak olarak inşa ediyorlar. Karakterler pek uyumazlar. Uyku yerine birbirlerine sığınırlar. Zira onlar için hayat kaçık bir uykudur. O kaçık uykuda ikisi insan ilişkileri, dostluk, baskı, aşk ve kadınlık üzerine beraber kafa yoruyorlar. Ayrıca kendi çocuklukları, arzuları, aileleriyle çatışmalarını oyun boyunca anımsayarak kişisel hafızayı oyunlaştırıyorlar. Zira, Merve ve Bilge, yetişkin olmak için can atarken çocukluğun aslında pembe gözlüklerde bakılmayacak şekilde boğucu olduğunu seyirciye hatırlatıyorlar. Ancak çocukluğu tatlı kılanın da kendi hayal güçleri, kahkahaları ve dostlukları olduğunu görüyoruz. Yine de çocukluk; tıpkı dondurma gibi, o eşsiz tatlılığına rağmen zaman içerisinde eriyen bir süreç. Dolayısıyla, ister yatılı okul ister çekirdek aile olsun Merve ve Bilge yetişkinliğe adım atma yolculuğuna beraber girerler. 

uyku-olum-dondurma-ulke
Uyku Ölüm Dondurma Ülke | Fotoğraf: Uyku Ölüm Dondurma Ülke

Merve Asya Özgür ve Bilge Çınar, oyunun başladığı ilk saniyelerden son saniyelere kadar sanki ezelden beri tanışan, kader ortaklığı kuran dostlar olduklarına ikna edercesine güçlü bir kimya inşa etmeyi başarıyorlar. Arkadaşlıklardaki yin-yang dinamiğinde olduğu üzere oyuncular, adaşları olan iki arkadaş arasındaki dinamiğini, birinin daha toparlayıcı ötekinin daha uçarı olması gibi, kotarıyorlar. Ayrıca hayatlarından geçen aşkları, otorite figürleri, ebeveynleri ya da rol model olarak benimsedikleri kişileri de kendileri oynuyor. Oynarken, incelikli bir kıvraklıkla duygular ve kişiler arası yolculuk yaparak seyirciyi hikâyenin parçası haline getiriyorlar. Kullandıkları minimalist dekorlar, sanki bir çocuk odasındaymışcasına kenarlara dağılan kıyafet ve dekorlarla tüm oyunu regüle etmeleri, Öztoprak, Semiz ve oyuncuların sanki seyircileri bu iki arkadaşın fiziksel olarak dar ama içsel ve zihinsel olarak engin çocukluk dünyalarına davet etmelerini amaçladıklarını gösteriyor. Tamar Çıtak’ın kostüm tasarımı ve Cem Yılmazer’in ışıkları da gerçek, rüya, hafıza, şimdi arasındaki yolculuğu güçlendiriyor. 

Ölüm ve Ülke

Merve’nin pilot olma hayali ve Bilge’nin Hindistan hedefi esasında yetişkin olma isteklerini imleyen unsurlar. Ancak bu istekler, aynı zamanda içinde yaşadıkları “Ülke”nin sınırlarından birer kaçış planıdır. Hindistan edebiyat ve sinemada da ruhani yolculuk ve kemale ermekle ilişkilendirilir. Pilotluk ise yeryüzünün kurallarından kopup gökyüzünde özgürleşmeyi, yani “dikey bir kaçışı” simgeler. Pilotluk ve Hindistan hususu, esasında Merve ve Bilge’nin kadınlara atanan geleneksel uzamlar ve meslek gruplarına meydan okumalarını göstermektedir. Zira geldikleri şehirler ve yatılı okul onlara dar gelmektedir.

1690_5_66fe1d9ed6
Uyku Ölüm Dondurma Ülke | Fotoğraf: Uyku Ölüm Dondurma Ülke

İkisi de farklı sosyoekonomik durumlardan gelseler de kendi aileleriyle iletişimi sürdüremezler. Çünkü ‘iletişimsizlik’ bu coğrafyanın ortak dilidir. Merve ve Bilge, sürekli baskılanan, sınırlanan, dünyaya kendi gözleriyle bakmaları engellenen kişiler olarak evden yatılı okullara verilen kişilerdir. Bu bağlamda yatılı okul, dışarıdaki otoriter “Ülke”nin küçük bir maketi gibidir; kurallar kesindir ve bireysellik yasaktır. Lakin, baskıcı düzen içerisinde kurdukları kader birliğinin iniş çıkışlarını beraber yaşarlar. 

Oyun, yatılı okul, özel alan, yolculuk ve meslekler üzerinden kadınlık, büyüme sancısı, benlik, hafıza kavramlarını arkadaşlık üzerinden, bu temaların ağırlığını ustalıkla kaldıracak bir şekilde işliyor. Karakterler yurdu kırıp İstanbul’a geldiklerinde esasında yetişkinliğin idealize edilecek denli özgürleştirici olmadığını; aksine insanlık hali ve kadınlığın girift hale gelişiyle yüzleşmektedirler. “Ülke”nin sınırları İstanbul’da da peşlerini bırakmaz.

Yine de yetişkinliğe doğru adım atarken ikisinin hayatının belli parçalarının, çocukluklarının, beraber geçirdikleri vakitlerin ölümleriyle yüzleşmek durumunda kalırlar. Zira, yönetmen bunu örtük bir biçimde yapmayı tercih etmektedir. Yurda dönen Merve ve Bilge, bir odaya kapatılırlar. Ölümden söz etseler de aslında orada çocukluğa, dondurmaya, arkadaşlıkların insan hayatını merkezine alan parçasına veda ederler. Ancak her veda bir melankoliyi beraberinde getirir. Böylece, oyun büyüme sancısı, kadınlık, ülke, uyku, ölümü beraber büyüyen iki arkadaş üzerinden şekillenen arkadaşlığa bir aşk mektubu olarak biçimlenir. 

Uyku Ölüm Dondurma Ülke‘nin oyun takvimine buradan ulaşabilirsiniz.

Kapak Fotoğrafı: Uyku Ölüm Dondurma Ülke

İlginizi çekebilir: Eda Geven’den 2025 – 2026 Sezonunun Yeni Oyunları