In Times of Dragons: Tori Amos'dan Konsept Bir Albüm
Tori Amos, mayıs ayında “In Times of Dragons” isimli 18. albümünü çıkardı. Rahmetli Adile Naşit nasıl kuzucuklarına masum masallar anlatıyorsa, Tori Amos da müzikseverleri yıllardır şarkılarındaki hikâyeler alemine daldırıyor. Onun hikayelerinin masum olduğunu söyleyemeyiz; karanlık, melankolik, bazen acımasız. Yine de dinleyiciyi çoğu kez büyülüyor.

Belgesellerden tanıdığımız köpek eğitmeni Cesar Millan’ın lakabının köpeklere fısıldayan adam olduğunu birçoğunuz duymuştur. Tori Amos için de piyanoları fısıldatan kadın desek herhalde yanlış olmaz. Piyanoyu canlı bir varlığa dönüştürerek, ona duygularını dinleyicilerine aktarmak için tercümanlık görevi veren Tori Amos’un “Winter”, “Northern Lad”, “Cornflake Girl”, “A Sorta Fairytale”, “Crucify” gibi onlarca parçası eminim ki pek çok müziksever için unutulmazlar arasındadır. Benim için soğuk kış günlerinde kar – kestane ikilisini “Winter” parçası mükemmel tamamlar mesela.
Sanatçının son albümü In Times of Dragons, kurgusal bir olay örgüsüne sahip konsept bir albüm. Tori Amos albümü, tiranlığa karşı demokrasi mücadelesini anlatan metaforik bir hikâye olarak tanımlamış. Albüm, Kertenkele İblisler’le (aşırı zengin sermaye güçleri, diktatörler vs.) olan mücadeleyi anlatıyor. Karşı cephede ise ejderhalar, kelt tanrıları ve cadılar gibi çeşitli kurgusal, fantastik güçler ve de ejderhalara dönüşen kadınlar var. Trump’ın politikaları ve dünyada diktatörlerin gittikçe güçlenmesinin albümün esin kaynaklarından olduğunu söylemeye gerek bile yok aslında. Kertenkele iblisleri İlluminati’ye bile benzetebiliriz. Anlatılan hikâyede Tori’de bu iblislerden biriyle evli.
Albümde yine aile üyeleri de yer alıyor. Sanatçının eşi Mark Hawley gitarda yer alırken kızı Natashya Hawley ise dört parçada back vokalde. Albümden öne çıkardığım parçaların başında “St. Teresa” geliyor. Avilalı Azize Teresa’dan ilham alan parça, kadınların arzu ve tutkularının günah sayılmasına itiraz ediyor. Müzikal olarak synth’lerin çok yakıştığı parçanın atmosferik yapısı ve gitar tonları zaman zaman Chris Rea ve Sting parçalarını andırıyor. Tori Amos’un “You are, you are” dediği bölümler ise Morcheeba’nın pek bilinmeyen hazinelerinden olan “Over And Over” parçasını aklıma getirdi.
Bir başka öne çıkan parça, güzel bir piyano baladı olan “Strawberry Moon”. Sanatçının kızı Natashya, bu parçada yaptığı harika back vokal dışında annesiyle beraber parçayı da yazmış. Parçanın girişinde anne ve kızın, o an çalınan melodinin Schoenberg olup olmadığı ile ilgili neşeli bir sohbetini duyuyoruz.
Albüm, “23 Peaks” isimli epik bir parçayla kapanıyor. Klasik Tori Amos sound’undan farklı olan şarkı, ambient, new age gibi türlere göz kırpıyor. İsmiyle uyumlu olarak rüzgar sesiyle başlayan şarkı, konu olarak zengin kocasından kaçıp Montana dağlarına sığınan Tori’nin yarı ejderhaya dönüşmesi sonrası kabullenme sürecini anlatıyor.
Bunlar benim albümdeki favori parçalarım olsa da konsept bir albüm olarak baştan sonra dinlemekten zevk alabileceğiniz bir albüm. İçinde zayıf parçalar yok mu? Bence var ama onları da hikâyenin heyecansız bölümleri olarak görürüz, olur biter.
Sonraki yazıda görüşmek üzere.
Kapak Fotoğrafı: Moon
İlginizi çekebilir: Gürkan Sonat’tan Ayın Yeni Çıkan Albümleri

Gürkan Sonat







Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!